Seçimden sonra “değiştirilen” ekonomi yönetimi, siyasi iktidar için sorumluluğu yeni ekibe yükleme fırsatı oldu, oluyor. Nasıl ki Nebati dönemindeki ekonomi politikalarını Nebati ve eski TCMB Başkanı Kavcıoğlu’na mal etmek doğru değilse, bugünkü ekonomi politikasını da tamamen Mehmet Şimşek ve yeni TCMB Başkanı Erkan’la ilişkilendirmek de doğru olmaz. Hepsinin üzerinde bir irade olduğunu unutmamak gerekiyor.

O irade ki, “verin yetkiyi, faizle dövizle şunla bunla nasıl mücadele ediliyormuş görün” diye halktan yetkiyi almıştı ve 2018’den bugüne dek süren ekonomik tarihin en çalkantılı günlerinin de yaşanmasına neden olmuştu. “Faiz sebep, enflasyon sonuç” teorisindeki gereksiz ısrarla enflasyonun çok kısa sürede patlatılması, milyonların çok hızlı şekilde fakirleşmesi ve aleni bir servet transferi dönemi yaşandı. Bu anlayışın akşamdan sabaha değişmeyeceği meydanda ve ekonomideki ağır faturanın da halka yükleneceği de aşikar.

Yeni TCM Başkanı Hafize Gaye Erkan, geçtiğimiz hafta yaptığı Enflasyon Raporu toplantısında “ileriye dönük” mesajlar verdi ama bu mesajların halkın menfaatine olduğunu söylemek son derece güç. İyimser bakmak isteyenler “umut dağıttı” diyebilir ama 2023 ve 2024’ün “banko” gözden çıkarıldığı ve “2025 sonrası” denerek aslında 2025’in de feda edilebileceği vurguları, aslında “adı konmamış bir IMF programı” gibi bir şeyle muhatap olacağımızı gösteriyor. Meali; “acı reçete”yi vatandaş içecek, “kemerleri” vatandaşı sıkacak, sıkıntıyı halk çekecek ve bu uğurda da en az 2-3 seneyi (o da iyimser tahminle) feda edeceğiz!

Bir önceki hükümet döneminde yaşanan “epistemolojik kopuş” absürtlükleriyle bezeli “gayri iktisadi” ekonomi politikalarından “rasyonel zemin”e geçileceği söylenerek piyasalar yatıştırılmaya ve kamuoyu ikna edilmeye çalışılsa da, en az 2-3 yılı feda etmemiz gerekliliği ortada “rasyonel bir zemin” de olmadığını gösteriyor.

Bir zamanlar şakayla karışık söylenen “kötü günler geride kaldı, sırada daha da kötü günler var” ifadesi, trajikomik bir şekilde gerçek olmuş durumda. Merkez Bankası, bizzat kendi yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 22’den yüzde 58’e revize(!) ediyor ki, sırf bu bile ortada herhangi bir ekonomi politikasının olmadığını gösteriyor zaten. Buna sapma denemez, buna ancak sorumsuzluk veya gevşeklik denebilir? Yüzde 160 sapan tahmin olabilir mi? Bunun hesabını en başta da hükümetin vermesi gerekmez mi?

Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın, toplantıda bir gazetecinin “Faiz sebep enflasyon sonuç tezini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna “MB başkanı olarak benden hiçbir zaman siyasi açıklama almayacaksınız” diyerek yanıtlamaması hayli enteresan. “Faiz sebep, enflasyon sonuçtur” tezi, ekonomik bir ifade halbuki, siyasi söylem olarak değerlendirmesi manidar değil mi? Siyasi söylem olarak kabul edilse bile, şu anda aynı safta yer aldıkları hükümetin başı tarafından sarf edilmiş bir ifade. Türk ekonomisinin bugünkü enkaz vaziyetinin sebebi olan bir önerme halbuki..

Aynı şekilde, “benden siyasi açıklama alamayacaksınız” deyip de “200 TL’den büyük banknot çıkarma çalışmamız yok” ifadesini kullanmak çelişik bir haldir. Bu koşullarda daha büyük banknot çıkarmamak tamamen siyasidir halbuki, halkın gözünü boyamaya yönelik bir hamledir.

Cumhurbaşkanı, 12 Aralık 2022’de “Herkes enflasyonda hesabını yüzde 20’lere göre yapsın. Aksi yönde hareket edenlere yetkimizi kullanarak gereken cevabı vereceğiz” derken, acaba yerel veya küresel hangi gelişmeler yaşandı veya “ekonomiye hangi saldırılar” yaşandı da böyle bir “hedeften sapma” meydana geldi? Vergi, harç, cezalara, vergilere vs bu “sapma”ya göre mi zamlar yapıldı? Öyleyse eğer, maaşlara neden yüzde 25-30 bandında artışlar yapılıyor?

Enflasyon tahminindeki sapma dahi ekonominin halini ortaya koyuyor. Dün bugünden ucuzken, bugün de yarından ucuz olacak. Tarifi mümkün olmayan bir fakirleşme sarmalına sokulan Türkiye’de, peşinen önümüzdeki birkaç yılı da çöpe atmamız bekleniyor.

Sorumsuz ve aklı mantıkla bağdaşmayan, yanlışta yıllar boyu ısrar eden, dediğim dedik politikaların sorumluluğunu, bizzat bu politikaların sahipleri bile üstlenmiyor ama bunun yükünü sırtlamak halka düşüyor. Ne menem bir haldir bu!