Elinde tuttuğu abur cuburu göstererek, “Anne bu alınabilir mi? Listeye bakar mısın?” dedi küçük kız…
Annesi, telefonundan bir siteye girdi… Belli ki bu site boykot listelerinin olduğu bir siteydi ve ürünün katil İsrail’e destek verip vermediğini sorgulamak istiyordu.
O an zihnimde o kızın yaşlarında yaşadığım bir hadise canlandı. Annem, ben ve babam alışverişe gitmiştik. Deterjan reyonunda boykot olmayan bir ürünü arıyorduk. O sırada tesettürlü bir hanımefendi elini boykot ürünlerinden birine attı. O zamanlar da boykot konuşuluyordu fakat şimdiki gibi sosyal medya üzerinden boykot çağrıları, boykot listesine daha çabuk ulaşılabilecek siteler vs. yoktu. Fakat boykot listeleri çıktı alınır, önemli toplantı ve sohbetlerde dağıtılır, bu listeye ulaşan kişi her an ulaşabileceği bir yere bu listeyi asardı… Boykot ne demek, neden yapılır bilinirdi yani…
Kardeşlik hukuku gereği annem, o hanımefendiye elindeki deterjanın boykot ürünü olduğunu söyledi. Yanında eşi vardı, babam da beyefendiye neden o ürünün alınmaması gerektiğini anlatmaya başladı. Beyefendi, duydukları karşısında o ürünü almak istemedi. Hanımefendi ise boykot malı olan bu ürünün çok güzel yıkadığını ve bundan vazgeçemeyeceğini söyleyerek, o ürünü almakta ısrarcı oldu. Hanımefendinin ısrarla o ürünü alması karşısında eşinin o anki mahcubiyetini asla unutmam…
Kendimi bildim bileli boykot mevzusu açıldığında hep bu yaşanıyor. Boykot olan o ürünün hep en iyisi olduğu, başka seçenek olmadığı söyleniyor ve kimse rahatından vazgeçmek istemiyor. Vicdanlı bir avuç insan haricinde.
Şimdi ise küçücük bir kız, elindeki abur cuburun boykot ürünü olup olmadığını soruyordu. Bu tevafuk etmeye pek alışık olmadığım bir manzaraydı ve dikkatimi çekti.
“Yerli malı” diyerek anne kızın sohbetine dâhil oldum… Annesi, bazı markaları araştırdığını, Yahudilere destek verdikleri halde listede olmadığını ve insanların bunları bilmediğini söyledi.
Hanımefendinin bu bilinçli tutumu karşısında hem çok heyecanlandım hem de çok üzüldüm.
Heyecanlandım çünkü yıllardan beri insanlarda oluşturmaya çalıştığımız farkındalığa elhamdülillah gözle görebilir, sokakta şahit olabilir hale gelmiştik.
Üzüldüm çünkü bu farkındalık ve bilinç seviyesine çok daha önce varabilirdik.
Hanımefendinin çok haklı olduğu bir durum daha vardı. Gerçekten boykot olan pek çok şey bilinmiyor ve konuşulmuyordu. Yıllardır sağıra yatıp konuşulmayan boykot konusu bugün gündem edildiği kadar zamanında gündem edilseydi bugün başka şeyleri konuşuyor olabilirdik. Maalesef ki bugün de konuşulan, gündem edilen boykot mevzusu aslında gerçekten boykot edilmesi gerekenleri boykot etmeyelim diye bir enstrümana dönüştürülmüş durumda.
İncirlik’i kapatmayan, herhangi bir somut adımda bulunmayanlar, “Neden eyleme geçmiyorsunuz?” sorusunu sordurmamak için bugün boykot silahına sarılmakta. Evet, boykot edelim ama sadece boykot etmekle kalmayalım, herkes üzerine düşeni yapsın.
İktidar yaptırım uygulasın;
Yazan, çizen, konuşan kesim hakikatleri konuşsun, halkları ve iktidarları eyleme geçmeye teşvik etsin;
Halk boykot etsin; mitingler, kermesler düzenlesin…
Ama herkes kendi üzerine düşeni zamanında yapsın, başkasının üzerine düşeni değil…