Haziran ayı bir geldi, pir geldi!
İğneden ipliğe her şeye zam geldi! Haziran oldu haza ZAM!
Bir de deniliyor ki: İzlenen ekonomik program doğru yolda!
Doğru yol dedikleri bu zam dolu yol mu yoksa? Ya da doğru yolda böyle zamlar yaşanıyorsa yol bir de yanlış olsa başımıza neler gelirdi acaba? Kim bilir belki gökten taş yerine zam yağmaya başlardı!
Haziranla birlikte her şeye zam yapılmaya başlandı!
Elektriğe zam!
Doğal gaza zam!
Benzine zam!
Mazota zam!
LPG’ye zam!
Bu kalemlere zam yapılınca iğneden ipliğe her şeye tekrar tekrar zam yapılması zaten kaçınılmaz bir hal alıyor. Evet, izledikleri ekonomik programın doğru yolda olduğunu sananların kulakları çınlasın.
Mayıs ayından sonra enflasyonun inişe geçeceğini sananların da kulakları çınlasın!
Onlar hangi gerekçelerle Mayıs sonrasında enflasyonun inişe geçeceğini savunuyorlar bilemiyoruz ama bu işe yani ekonomiye aklı gerçekten erenler hiç böyle düşünmüyorlar. Ve “enflasyon daha çok yükselecek” diyorlar. Yaşanan gelişmeler de bu iddialara haklılık payı kazandırıyor.
Özellikle beraberinde getirdiği zamlarla Haziran olmaktan çıkıp haza ZAM halini alan bu aydan sonra enflasyonun inişe geçmesini kimse beklemesin. Hatta kimse hayal bile etmesin.
Artık hiç kimse de izlenen ekonomi programının doğru yolda olduğunu iddia etmesin! Edenlerin hali ortada!
Şimdi kafalarda “bu vahim gidişatı erken seçim durdurabilir mi” sorusu var ama bu da imkânsız gibi görünmüyor. Çünkü iktidar sözcüleri bile bu vahim gidişatın beş on yılda düzelmesinin mümkün olmadığını telaffuz ediyorlar. Gidişat milletçe fakirleşmek ve yeni sıkıntılara hazır hale gelmekten başka bir yere değil.
Sadece zaten fakir olanlar değil, hali vakti yerinde olanlar bile kendilerini zor günlere hazırlamak durumundalar. Milletçe karşı karşıya kaldığımız yeni salgının adı yokluk ve yoksulluk olsa gerek!