* Evet, Türkiye’nin yüzde 60’ı Haçlılardan oluşuyor...
* Evet, bu kanalları susturmalı…
* Evet, bu kadar demokrasi Türkiye’ye fazla...
* Evet, bu kadar çok seslilik de neyin nesi!
* Evet, şiddet olmasa da silah kullanılmasa da küfür ve hakaret olmasa da bu kadar eleştiri olmamalı...
* Evet, biliyorum sen şu partidensin ama gel bu seçimde bizim partiye oy ver!..
* Evet, bazı sesler kısılmalı...
* 1 Kasım’dan sonra yönetim değişir de ya emekli maaşları ödenemezse...
* Evet, TRT’de öyle her parti konuşacak diye bir şey yoktur...
* Evet, Türkiye’de üretime, yatırıma, fabrikalara falan gerek yok, sıcak para olsun yeter...
* Evet, bu kadar parti de çok canım...
* Hak ve hakkaniyet de neymiş! Biz kazanamazsak dünya tersine dönecek!
* Gelin siz de partinizi kapatın ve bize iltihak edin!
CUMHURBAŞKANI’NI HALK SEÇTİ, SİSTEM RAYINDAN ÇIKTI!
Şükrü Karatepe… Eski Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı.
Antidemokratik 28 Şubat sürecinin başlamasına sebep olan düğmenin mimarlarından biriydi. 10 Kasım törenlerine hiç istemeyerek katıldığını söyledi. Düzenlenen Kudüs gecesindeki çıkışları Refah Partisi’nin kapatılmasına gerekçe oldu.
Çok geçmedi, “Bakın ben değiştim!” demek için, dans etti. Fakat 5 yıl ‘siyasetten men’ cezası aldı. Siyasetle bağını koparmadı. AKP’den aday adayı oldu. Bir KİT’te yönetim kurulu üyeliği yaptı.
***
Şükrü Karatepe, AKP’li isimlerin idaresindeki Server Vakfı’nın son konuğuydu. Buradaki konuşmasından bazı cümleleri almak istiyorum. Eminim sizlerin de ilgisini çekecek. Buyursunlar;
* Türkiye, tarihinin en güzel seçimini yapıyor. Liderler çabalıyor. Millet, işine bakıyor!
* İktidar oyunu, ilk adımında bile ahlaklı değil.
* Yönetimde bulunmak mübarek bir iş değil çirkin bir şeydir. Tavsiye edilen değil zarurettir. Göze alan yapsın.
* Demokrasi hikmetli bir şey değildir.
* Demokrasi iyi işlemez ise tefessüh ediyor.
* Kamu görevidir yapılacak. Fakat uzun olmamalıdır.
* Günümüzde Meclis vesayet altında. Milletin istediği insanlar seçtirilmediği için halk doğrudan seçimi istedi.
* Cumhurbaşkanı doğrudan halk tarafından seçildiği için sistem rayından çıkmıştır. Sistem; şu anda ne başkanlık, ne parlamenter ne de başka bir şeydir.
* Sultan Reşat’ın yetkisi, Fahri Korutürk’ten fazla değildir. Üstelik 21 Anayasası’yla da Padişah’ın hiçbir yetkisi kalmamıştır.
* Anayasa değişikliği ile alakalı olarak Mustafa Kemal’in kurduğu komisyon, Polonya ve Fransız modelini esas alan bir taslak hazırlıyor. Mustafa Kemal ise bunu beğenmeyerek tamamen başkanlık sitemini öngören bir metin gönderiyor. Meclis, direnerek Mustafa Kemal’e rağmen gelen taslağı değiştirerek parlamenter sistem yapıyor.
* Atatürk döneminin demokrasiyle ilgisi yoktur. Demokrasi, ll. Dünya Harbi’nden sonra öne çıkan bir kavram.
* İlk cumhurbaşkanlığı seçimi hileli seçimdir. Cumhuriyet ilan ediliyor, cumhurbaşkanı seçiliyor ancak tek tek Mustafa Kemal tarafından belirlenen 291 üyeli Meclis’e 133 milletvekili gelmiyor/gelemiyor.
* Osmanlı dünyanın en namuslu hanedanıdır.
BÜYÜK ACI
Milli Gazete’mizin Genel Müdürü ve İmtiyaz Sahibi Ömer Yüksel Özek Bey’in eşi Hatice Münire Özek Hanımefendi ahirete irtihal etti.
Hatice Münire Özek Hanımefendi, Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın kız kardeşi Atıfet Hanım ve Prof. Dr. Osman Nuri Çataklı Bey’in evlatlarıydı. Merhume Hatice Münire Özek Hanımefendiye Allah’tan (C.C.) rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun. Ömer Bey’e, ailesine ve yakınlarına sabr-ı cemil niyaz ediyorum.
ÇOK AYIP ÇOK!
Yer; İzmir Bornova’da bir kafe.
Tarih; 10 gün önce.
***
Adını vermek istemiyorum, bir siyasi partinin genel başkanı halka “merhaba” diyor, partisinin hedeflerini anlatıyor.
Tam da o esnada kafede bulunan kadınlardan biri o siyasi parti genel başkanının yanına yaklaşıyor ve şu soruyu yöneltiyor;
-Partiniz zaten piyasada yok! Siz hangi partiye oy vermeyi düşünüyorsunuz
Parti genel başkanı olan o isim kadına bir cevap vermiyor ve sadece “tebessüm” etmekle yetiniyor.
***
Tam da burada söylemek istediklerim şunlar;
1) Bir siyasi partinin genel başkanına böyle bir soru yöneltilmesi bir kere her şeyden önce çok ayıp!
2) Velev ki o siyasi parti seçimlerde sıfırı çeksin. O halde bile böyle bir yaklaşım doğru değil.
3) Doğru ya da yanlış; ideallerini, fikirlerini, düşüncelerini, programını beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz… Oy vermeyebilirsiniz, eleştirebilirsiniz ama kimseye hakaret etmeye hakkınız yok…
VAKA-İ ŞER’İYE!
Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, TV5’te yayınlanan ve moderatörlüğünü Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş’ın yaptığı programa konuk oldu.
Programda Arslan Bulut (Yeniçağ gazetesi), İsmail Saymaz (Radikal) ve ben sorular yönelttik, Kamalak’a.
Kamalak’ın buradaki bir açıklaması dikkatimi çekti; Mustafa Bey, Osmanlı Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasını tarihte bize okutulduğu gibi “Vaka-i Hayriye-Hayırlı vaka” değil, aksine “Vaka-i Şer’iye-Şer vaka” olarak niteledi.
Şu cümlelerini not aldım; “Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması sırasında Osmanlı Kara Kuvvetleri’nden binlerce asker katledildi. Bu olaydan sonra Osmanlı Devleti toprak kaybetmeye başladı…”
***
Peki, tarih kitaplarında nasıl yansıtılıyor, bu olay Bir de ona bakalım;
* Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması, Sadrazam Benderli Mehmet Selim Sırrı Paşa zamanında gerçekleştirildi.
* 17 yıldır bu ocağı kaldırmayı tasarlayan II. Mahmut, 25 Mayıs 1825’te bu fikrini uygulamaya koydu.
* Eşkinci Ocağı adı verilen yeni bir askeri sınıf kurulduğunu resmen açıkladı. Avrupa tarzında üniforma giydirilen yeni ordu, 11 Haziran 1826’da eğitime başladı.
* Bundan 3 gün sonra ayaklanan yeniçeriler, kazanlarını Etmeydanı’na çıkararak gösterilere başladılar.
* Ulemayı yanına alan II. Mahmut, Sancak-ı Şerif’i çıkararak halkı yeniçerilere karşı savaşmaya çağırdı.
* Yeniçeri Ocağı dışındaki bütün ocaklar, padişaha sadakatlerini bildirdiler. Aksaray’daki Etmeydanı’nda bulunan yeniçeri kışlaları top ateşine tutuldu. 6.000’den fazla yeniçeri öldürüldü. 20.000 civarında kişi de tutuklandı.
* 16 Haziran 1826’da tarihe karışan Yeniçeri Ocağı’nın yerine, Asakir-i Mansure-i Muhammediye adlı yeni bir ocak kuruldu. Anlamı ise “Muhammed’in zafer kazanmış orduları”dır.
***
Kamalak’ın bu tarihi açıklamasını dinledikten sonra, “Daha öğreneceğimiz çok şey var” dedim; kendi kendime…
NOT: Bugün, 30 Ekim 2015 Cuma. 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!