Sorumluluk bilinci hayatın anlamı. Sorumluluk, var olma ve bilinçle yaşama erdemi.
İnsan olma bilinci insanı daha zor olana yönlendiriyor. Sadece kendisiyle sınırlı olmayan bir hayat anlayışı ve bakışı onun özelliği. Olması gereken.
Hayatın hemen bütün alanlarını, anlarını bilinçle yaşama insanı farklı kılar.
İnsanı zorlayan ve yoran değişen insan ve insanlık. Kendi dünyamızda farklı sorumluluklarımız bulunuyor. Benliğin veya insan tekinin sadece kendi varlığı insanı yüceltmez. Kişi sadece kendi putunu oluşturur.
İnsanın kendini öncelemesi ve bencilliğini yaşaması bir erdem değil bir düşüştür. Yücelik ve büyüklük denilen kibir putu insanı özünden uzaklaştırır.
Sorumluluğumuzu vurgularken medeniyetimiz insanını ölçü alıyoruz. Mümin, inanmış bir Müslüman kendisi dışındaki hayatların varlığını bilir, bilmek zorunda ve hatta yükümlü. Müslüman erdemli yaşama üslubuyla sadece kendi hayatını anlamlı kılmaz birlikte yaşadıklarını da aynı daire içine alır.
İnsan, güzel insanın sığınağı olunca huzur bulur. Sevenlerin sadakati, bağlılığı insanı daha güçlü kılar, hayata anlam katar. Aşk ve vecd dolu coşkun bir hayat. Onların bakışında her şey çok güzeldir.
Bu hayat çileli ve zordur. İnsan çilesini hayatı yaşarken doldurur. Kolaylıklar her zaman için rahat bir ortamdır. Zorlukları aşmak ise zor ve acı yüklü. Mümin bir insan kendi dışındaki hayatın onun hayatı olduğunu bilir. Her insan birbirini etkiler, birbirine gölge olur, yaz sıcağında serinlik olur, kışın ayazında ise sıcaklık.
Hayat zor bir yolculuk. Başlangıçta; insan, görünen gücün etkisiyle gücün kendinde olduğunu düşünür. Yer ayaklarının altında titrer adeta. Attığı adımlar onu birden kibir yolculuğuna çıkarır farkında olunmadan.
Hayatın anlık uyarıları var. Sınanıyoruz birçok şeyle. Eşle, çocukla, sevdiklerimizle, dünya malıyla, tamahıyla vs. Bunları bilinç gözüyle gören ve fark edenler daha bir özenli ve dikkatlidirler. Fark ediş bilince dayanır.
Hayata tutunmak hırsa ve kibre tutunmak anlamına gelmez. Hayatın sorumluluklarının bilinciyle yaşanır ve davranılır. Bizlere sunulanlar da birer dünya nimeti. Hemen her birinin veya bütünün kendi şartları içinde bir değeri var.
Kusurları önceleyerek öne çıkarmak bir insanı yeterince tanımamızı sağlamaz. Güzellikleri öne çıkarmak güzeli daha da güzelleştirir. Güzellikler güzelliklerle çoğalır, insanı güçlendirir. Bakışı değiştirir. Yönlerin tayininde insanı rahatlatır. Yolculuğu kolaylaştırır.
Hayata tutunmak hayatın bütün anlarını ve inceliklerini kavramaya bakar. Hayat anlar üzerine kurulu. Her an bir zerre bile olsa insanı bütüne götürür.
Hırsın ve tamahın sınırları yoktur. Doymak bilmez bir ömür onun peşinde koşturarak geçirilir. Kimileri o azgınlığın sonsuzluğunu doyasıya yaşarlar. Ama yaşarlar. Dünyanın bir sonunun olduğunu bilseler bile. Çünkü onlarda öte duygusu olmaz. Olsa bile yapar gibi göründüğü kimi hayırlar sadece bir aldatmaca.
Hayata tutunmanın bir dengesinin olması doğal. Dengeli hayat insanı manevî huzur içinde yaşatır. O kazandıklarını nasıl kazandığını bilir, yitireceklerini nasıl yitireceğini de. Yeter ki hayat bilinci ile yaşıyor olmak. Emeğin karşılığı lezzetlidir. Yitirilişi elbette ki acı ve sıkıntı doğurur.
Her şeye karşın Allah’a sığınıyoruz emeklerimizin karşılığını alsak da almasak da. Sonuç ne olursa olsun onun da bir sınavı ve sınanışı olur. Kendimizle sınanıyoruz en baştan itibaren. Halis ve sahih yolculuklar insana daha bir güven verir. Onun sığınacağı gene Allah’ın rahmet ve merhametidir. Ondan başka bir seçeneği de yoktur. Yağmur bir adı da rahmettir. İnsanın üzerine ağan ve besleyen. Hayat aşk ile yaşanırsa insanı manevî bir coşkuya götürür.