Küresel kapitalist aktörler bir taraftan katlediyor, işgal ediyor ve tahrif ediyorlar diğer taraftan ise suni gündemler oluşturarak mağdur edilen halkların acılarını pazarlamaya çalışıyorlar. 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü bunlardan sadece biri… Sözde savaştan kaçıp kendilerine güvenli bir mekân arayan göçmenlerin sorunları yılın bir gününde de olsa tartışmaya açılacak ve çözüm arayışında bulunulacakmış... Okyanuslar ötesinden kalkıp geleceksiniz, şehirleri bombalayacak, çocukları katledecek ve onlarca insanı yurtlarından sürgün edeceksiniz sonra da kulaklara hoş gelecek şarkılar mırıldanarak, ölüme terk ettiğiniz insanların sorunlarına çözüm aradığınızı iddia edeceksiniz… Kendinizle çelişmiyor musunuz?
AB, göç sürecinde yaşanan şiddet olaylarını gündeme getiriyor ve bütünleştirici bir faktörden bahsediyor ancak biz bunun sadece kâğıt üzerinde kalacağını ve göçmenlerin hayatlarına hiçbir tesir edemeyeceğini biliyoruz. Göçe zorlanan onlarca insanın açlık, taciz, şiddet ve tehdidin kol gezdiği yollardan geçerek kendilerine hayat aradığı bir dönemde buna nasıl inanabiliriz ki? AB eğer bu noktada bir katkı sağlayacaksa, mazlum halkların topraklarına yapılan saldırıların durdurulması için harekete geçsin... Yoksa kâğıt üzerinde yer alan o ifadelerin göçmenlerin sorunlarına hiçbir çözüm getirmeyeceğini kendileri de biliyorlar…
14 Haziran’da Yunanistan’ın Mora Yarımadası’nda göçmenleri taşıyan bir tekne battı ve küresel aktörlerin göç politikası Akdeniz’e mezar oldu. İhmallerin, entrikaların, kirli tuzakların kol gezdiği kazada 81 göçmen hayatını kaybetti 500 aşkın kişinin ise kayıp olduğu söyleniyor. Yurtlarından çıkarılan ve açlığa, ölüme terk edilen göçmenler kendilerine güvenli bir hayat ararken sulara gömülerek hayatlarını kaybettiler. İstatistiki bilgiler vermenin dışında bir yetkinliği olmayan BM geminin kapasitesinin üzerinde yolcunun bulunduğunu ve en az 500 kayıp olduğunu açıklıyor… Umuda yolculuk için çıkan onlarca insanın ölümündeki kuşkular ise olayın perde arkasına işaret ediyor…
Yunan yetkililerin tam ölçekli bir kurtarma operasyonu için geç kaldığı ifade ediliyor ve olayda ihmali olanlar hakkında soruşturma açılması talep ediliyor. Yaşanan kazada, yunan sahil güvenliğinin, muhtemelen sorumluluğu Yunanistan’dan atmak için tekneyi çekerek kazaya sebebiyet verdiği de iddialar arasında…
Hatırlarsınız geçtiğimiz günlerde AB üyesi 27 ülkenin adalet bakanları Lüksemburg’da bir araya geldiler ve göçmenlerle ilgili müzakerelerde bulundular. Ancak Akdeniz’de batan mülteci teknesi ve hayatlarını kaybeden göçmenler burada alınan tüm kararların ve üretilen yanlı politikaların hiç bir anlam ifade etmediğini bir kez daha ortaya koydu. Libya’dan yola çıkan ve İtalya’ya ulaşmaya çalışırken Yunanistan’ın güneyindeki Pylos kasabasında açıklarında alabora olan mülteci teknesi göçün arka yüzünde gizli olan tehlikeleri gün yüzüne çıkardı.
Göç okuyarak ya da görüntüleri izleyerek anlaşılabilecek bir durum değil… Göç çile, meşakkat ve çaresizliği içinde barındıran bir yolculuk… Nitekim Mora Yarımadası’nda boğularak hayatlarını kaybeden göçmenlerin tekne yolculuğu öncesinde de çölde günlerce ve haftalarda aç ve susuz kaldıkları, şiddete, tacize ve işkenceye maruz kaldıkları iddia ediliyor. Göç küresel zorbaların topraklarını işgal ettikleri halklara reva gördükleri çile ve ölümün diğer adı…