Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.
HARAM, inancımızın yapılmasını yasak kıldığı şeydir. Bir şeyin haram kılınmasının sebebi, o şeyin zararlı olmasıdır. Haram kılınan şeyler insanın dünya ve ahiret saadetine zarar veren şeylerdir. BAKARA 188: “Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz için o malları hükmedenlere (idarecilere veya yargı mensuplarına rüşvet olarak) vermeyin.” Rüşvet, bir toplumu bozan, adaleti yok eden bir mikroptur. NİSA 29: “Ey iman edenler, karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı aranızda batıl (faiz, kumar, haksız vergi ve rüşvet gibi haram yollar) ile yemeyin. Ve (bu haramları işleyerek) kendinizi (manen) öldürmeyin. Şüphesiz Allah (bu öğütleri vererek) size rahmet etmektedir.” İnancımızın haram kıldığı şeyleri yapmak toplumu zillete ve helak olmaya götürür. İnancımız; kötü, pis ve zararlı bir takım şeyleri, kötü fiilleri yasaklamakla kalmamış, kötülüğü kökünden yok etmek için harama götüren yolları da haram kılmıştır. Bundandır ki haramları esas alan bir düzeni yürütmek de haramdır ve zulümdür.
ZULÜM, herhangi bir şeyi kendi yerinden başka bir yere koymak, karanlık anlamındadır. Hukuken de, hak yemek, eziyet, işkence ve baskı kullanmak, adaletsizlik yapmak, haddi aşmak, söz ve fiilde aşırı gitmek demektir. Zulüm üç türlüdür: 1- İnsanın Allah’a karşı işlediği nifak, şirk ve küfür zulmü. ENAM 82: “İman edip de imanlarına zulmü (nifakı, şirki ve inkârı) bulaştırmayanlar var ya, işte korkudan emin olmak ancak onların hakkıdır. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır.” Millet karşısında mülk Allah’ındır dedikten sonra, Allah’ın mülkünde Irkçı Emperyalizmin kurduğu köle düzenini yürütmek de Allah’a karşı işlenmiş kabahatlerdendir ve en büyük zulümdür. 2- İnsanların insanlara yaptığı zulüm. Bu ise, insanların insanlara karşı işledikleri suçlar, günahlar ve haksızlıklardır. Adam öldürmek, hırsızlılık yapmak, yalan konuşmak, kumar oynamak ve oynatmak, eşcinsel ilişkide bulunmak, eşkıyalık yapmak, zina yapmak, suçlu insanları bırakıp suçsuzları cezalandırmak, iyilikleri zorlaştırmak, kötülükleri kolaylaştırmak, Kur’an ile hükmetmemek insanın insana yaptığı zulümlerdir. 3- Zulmün bir çeşidi de, insanın kendine karşı yaptığı zulümdür. Sigara içmek, intihar etmek, haram yemek, haram olan işleri yapmak, zalim yöneticilere destek olmak insanın kendisine yaptığı zulüm olarak tanımlanmıştır. Bütün çeşitleriyle zulüm, yaratılış düzeninde bozukluk ve sapmalara sebep olmaktadır. Allah Teâlâ’nın emir ve yasaklarını dinlemeyip, batıl ve zulüm yoluna düşen insanlar, bu durumlarıyla en büyük zalimlerden olurlar. Allah Teâlâ ise hiçbir zalimi sevmez.
HARAMCI VE FAİZCİ DÜZEN
Haramlar ve faiz üzerine kurulu düzenler insanlara saadet getirmez. Bugün ülkemizde uygulanan düzenin temel özellikleri şunlardır. 1. Faizcidir, 2. İyilikleri değil kötülükleri yürütür, 3. İsrafçıdır, 4. Tüketimcidir, 5. Üretime, tarım ve hayvancılığa, sanayileşmeye önem vermez, 6. Materyalisttir, 7. Topluma değil rantiyeye hizmet eder, 8. Borçlanmayı esas alır, bunun için açık bütçe ile çalışır, 9. Barış ve kardeşliği değil, kin ve nefreti, çatışma ve kutuplaşmayı benimser. Bu özelliklerinden dolayı bu düzen ıslah siyasetini değil ifsat siyasetini yürütür. Bu düzen toplumda yaşanılan bütün sıkıntıların sebebidir. Bu düzen değişmeden ülkemizde hiçbir şey değişmeyecektir. Bu düzen, mecbur olduğumuz bir düzen de değildir. Bizim düzenimiz Adil Düzendir. ABD, AB ve İsrail Türkiye’de Adil Düzen olsun istemezler. Bunun için bu düzeni teklif eden Milli Görüş’ü ve Saadet Partisi’ni düşman olarak görürler. Milletimizin yapması gereken şey, haram ve zulüm düzeni ile Adil Düzen arasındaki mukayeseyi düzün yapmaktır. Milli Görüş’ü ve Saadet Partisi’ni doğru bir şekilde okumayı başarmış bir toplum, Saadet Partisi’nden başka bir yerde karar kılmaz. Önümüzdeki seçimde de Saadet Partisi’nin göstereceği Cumhurbaşkanı adayını tercih eder ve böylelikle ülkemizde Adil Bir Düzenin kurulmasının ilk adımını atmış olur.
AK PARTİ VE YÜRÜTTÜĞÜ DÜZEN
AK Parti, davası dünya iktidarı olan bir partidir. Bunun için egemen şer güçlerin etkisi altındadır. AK Parti’nin varlığını sağlayan üç vasfı şudur. 1- ABD ve İsrail’i stratejik müttefik edinmiştir. Bundandır ki ABD ve İsrail’i gözetmeden hiçbir adım atmaz. Türkiye’nin dış politikasını belirleyen etken unsur da bu stratejik ortaklıktır. 2- Avrupa Birliği’ni bir medeniyet projesi olarak benimsemiştir. Kadın ve aile, eğitim, ahlak, gençlik gibi sosyal konularda yapılan bütün düzenlemeler, milletimizin ihtiyaçlarına göre değil, AB’nin talepleri doğrultusunda yapılmaktadır. Bu düzenlemeler sebebiyle toplumumuz büyük bir manevi ve ahlaki yıkım yaşamaktadır. Türkiye’de özellikle Milli Eğitim AB’nin insafına terk edilmiştir. 3- AK Parti iktidarda kalmak için faizci, liberal, kapitalist düzeni benimsemiştir. Yürütülen bu düzenden dolayı da AK Parti döneminde devlet, üretimden, tarım ve hayvancılıktan, sanayileşmeden, madenleri işletmekten elini ayağını çekmiştir. Yaptığı yatırımlar ölü yatırımlardır. Bu yatırımlar, parayı toprağa gömen, hayatı rahatlatan ancak ülkeyi zayıf ve güçsüz hale getiren yatırımlardır. Bu yanlış politikalar yüzünden işsizlik oranı artmıştır. Deniz bitmiştir. Kimse boşuna hayale kapılmasın. Cumhurbaşkanlığı hükümet sitemi geldi, her şey düzelecek beklentisi kuru bir beklentidir. Bunun böyle olduğunu bu millet yaşayarak görecektir. Bunun tek bir çıkar yolu vardır. O da AK Parti yukarıda sayılan çizgisinden döner, Milli Görüşün teklif ettiği ve inancımızın emrettiği Adil Düzeni yürütme yoluna girerse o takdirde Türkiye düzlüğe çıkar. Başka çare de yoktur. Selam hidayete tabi olanlara…