Günümüzde bazı insan tipleri var:

Dünya hayatı ile ilgili o kadar hoş şeyler söylerler ki, ister istemez en başta kulak misafiri oluyor ve mest oluyorsunuz. Böyle güzel konuşmaya devam ettikçe her söylediğini zevkle dinlemeye başlayıp, adeta muhakemenizi kaybediyorsunuz.

Mesela kendilerini yönetici yaparsanız; dünyanızı güllük gülistanlık yapacaklarını, hayatınızı kolaylaştıracaklarını, refahınızı arttıracaklarını, sizi bolluk içinde yaşatacaklarını o kadar tatlı dille anlatırlar ki, hayran kalır onların istediklerini yaparsınız. Ülkenizi dünyanın en zengin ülkeleri arasına sokacaklarını, hürriyetinizi genişleteceklerini, yoksulluğu, yolsuzluğu bitireceklerini, yasakları yasaklayacaklarını, kendilerini tercih etmeniz halinde faiz gibi, enflasyon gibi, işsizlik gibi, ahlaksızlık gibi, bütün olumsuzluklarla nasıl mücadele edileceğini göstereceklerini ballandıra ballandıra anlatırlar. Üstelik bu sözleri yapacağına dair yemin üstüne yemin ederler, bu yeminlerine Kur’an-ı Kerim’i ellerine alıp göstere göstere Allah’ı da şahit tutarlar. Siz onların kalbindeki Allah’a karşı durumlarını bilemezsiniz, yalanlarına aldanırsınız.

Bu tip kişiler iktidarı ele alıp hâkimiyetini sağladıklarında ise, ülkede bozgunculuk çıkarmaya başlarlar. İnsanları kategorize edip, bir kısmını dışlamak veya iftiraları ile değişik göstermek, olayları çarpıtmak, düzmece belgeler ortaya atmak veya başka şekillerde halkın bir kısmını bir kısmına düşman etmeye kalkışırlar. Halkın ahlâkını dejenere etmek için yasak fiilleri meşrulaştırmaya kalkışırlar. Zina gibi, eşcinselliği gayrı meşru ve lanetlenmiş faaliyetlerini alenen yürütmeye kalkışanların ve kumarbazların önündeki engelleri kaldırırlar. Aile kurumunu bozguncu feministlerin dejenere etmesini sağlayacak düzenlemelerini hayata geçirirler. Okullarda körpecik dimağlara cinsiyetsizlik ifsadını öğretmek için programlar uygularlar. Bu ve bunun gibi başka ifsat faaliyetlerin yayılmasını sağlayarak bozgunculuk çıkarırlar.

Yine bu tip kişiler insanların besin kaynaklarını yok etme veya yapısını bozma konusunda adımlar atarlar. Tarım ve hayvancılığın gerilemesini ve sonunda yok olmasını sağlayacak adımlar atarlar. Genetiği ile oynanmış tohumlara mahkûm ederler. Kendi ülkelerindeki tertemiz besin maddelerinin üretimine engeller koyarak, dünyada nasıl üretildiği konusunda şaibeler bulunan tarım ve hayvansal ürünleri getirip insanları bunlardan yemeğe mecbur bırakırlar. Kendi tertemiz hayvancılığını geliştirmek yerine, canlı hayvan ithalatı yaparak toplumda çeşitli hastalıkların yayılmasına sebep olurlar. Tarım ve hayvancılıkla uğraşanları, bu mesleklerini bırakıp büyük şehirlere göç etmeye mecbur bırakırlar. Allah’ın yasakladığı domuz etinin serbestçe alınıp satılmasını sağlarlar. Tağşişcileri sektöre yönetici yaparlar. Gıda güvenliği konusunda yapmaları gerekenleri yapmazlar.

Bu tip kişiler küresel sömürü düzencilerinin istediği ortamı sağlamaya çok heveslidirler. İklim mevzuatı ile tabii beslenme kanallarını tıkayıp sun’i gıdaların yaygınlaştırılmasını sağlayarak ve insanların hürriyetlerinin kısılarak bu sömürgeci küreselcilerin “dijital kölesi” haline gelmesini sağlayıcı düzenlemeler yapmaya kalkışabilirler. Böylece nesilleri de ifsat etmek gibi neticeler ortaya çıkar.

Bu tip kişilere, “Allah’tan kork, bunları yapma” diye ikaz edenler olsa, gururları kendilerine galip gelerek bu ifsatlara daha bir iştahla sarılırlar.

Neler yazıyoruz değil mi?

Ama bizim İlahi kaynaklı kipimiz (örneğimiz) olarak uymaya mecbur olduğumuz ve düne kadar da uymak için titizlik gösterdiğimiz değişmez hükümleri ihtiva eden Kur’an-ı Kerim’imiz var. Ona bir göz atarsak ne demek istediğimiz anlaşılır.

Bakara Suresi 204, 205 ve 206 numaralı ayet-i kerimeleri peş peşe okuyalım mı?

“İnsanlardan öylesi vardır ki; dünya hayatı konusundaki sözleri senin hoşuna gider; o, hasımların en yamanı olduğu halde kalbinde olana Allah’ı şahit de tutar. Hâkimiyeti ele aldığında ise, ülkede bozgunculuk çıkarıp ürünleri ve nesilleri yok etmeye çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez. Ona, Allah’tan kork dense gururu kendisini günaha sürükler. Ona cehennem yeter! Orası ne kötü bir yataktır!”

Muhterem okuyucularımızın anlayamadığı bir tarafı kaldı mı?

 ÇALIŞMA METODU

 Yalan, dolan, talan yolları mı;

İt elinin tersiyle, bas üstüne!

Dürüstlük ve hikmet yolları mı;

Sarıl dört elle, koy baş üstüne!

 

Ekrem Şama