Ülkemizde özellikle son bir yılda, enflasyonun sürekli artış seyrinde olması ve ülke ekonomisinin içerisine sürüklendiği enflasyonist ortam nedeniyle TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamları üzerine çok fazla tartışmalar yaşanmaktadır. Önemli bir makro gösterge olmasının yanı sıra çalışanların ücretlerine yapılacak artışlar bakımından da büyük önem taşımasından dolayı TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamları yoğun eleştirilere maruz kalmaktadır. TÜİK, İstanbul Ticaret Odası ve enflasyon araştırma grubu ENAG tarafından açıklanan enflasyon rakamları arasında rakamsal olarak uçurum seviyesinde farklar olması tartışmaları daha da alevlendirmektedir. Enflasyonla ilgili tartışmalar yıl boyu devam etmişken, Kasım ayında 2023 yılı için vergi, harç ve cezalara ilişkin yeniden değerleme oranı %122,9 olarak açıklandı. TÜİK tarafından Ekim ayı enflasyonunun %85,51 olarak açıklandığı bir dönemde yeniden değerleme oranının %122,9 olarak belirlenmesinin bize göre iki anlamı olabilir. Birincisi aslında bu yeniden değerleme oranı rakamları ekonomi yönetiminin TÜİK tarafından açıklanan rakamlara güvenmediğini, gerçek enflasyon rakamlarının açıklanandan daha yüksek olduğuna ilişkin bir kanaate sahip olduğunu gösteren bir gösterge olarak yorumlanabilir. İkincisi ekonomi yönetiminin önümüzdeki seneye ilişkin beklentilerinin çok daha kötü olduğunu düşünerek, önümüzdeki yıl için ekonomide oluşacak acı faturayı vatandaşa ödetme konusundaki niyetini gösteriyor olabilir. Bu yorumlardan biri mi, yoksa ikisi birden mi doğru bilinmez ama kesin olan, önümüzdeki yıl vatandaş olarak sırtımıza yüklenecek yük katmerli olacak gibi…

***

Alışılagelmişin dışına çıkarak biraz da futbol konusunda bir şeyler yazmak istedim. Bildiğiniz gibi Katar 2022 FIFA Dünya Kupası başladı. Kupa maçlarına ev sahipliği yapan Katar, bir Müslüman ülke olarak halkının inançları doğrultusunda seyircilerin ve takımların uyması gereken bir dizi kurallar ortaya koydu. Bu kurallardan birisi de küresel ifsat çetelerinin en büyük ifsat araçlarından birisi olan LGBT gibi sapkınlıkların desteklenmesi amaçlı olarak kullanılan kaptanlık pazubentlerinin ve sapkınlıklara destek amaçlı diğer araçların kullanımı ile ilgiliydi. Bu karar başta Batılı ülkelerin milli takım oyuncuları olmak üzere bazı kesimler tarafından yoğun şekilde eleştirildi. Bu durum aslında Müslümanlar olarak bize bir mesaj veriyor. Yeryüzünü ifsat etme peşinde olanlar, sapkınlıkları yaymak için her türlü aracı, yolu kullanmaktadır. Sevsek de sevmesek de, kabul etsek de etmesek de futbol, insanlara ulaşmak için çağımızda etkili bir iletişim aracı haline gelmiştir. Bütün dünyada maalesef giderek yaygınlaşan sapkınlıkların en yaygın propaganda alanlarından birisi futbol maçlarıdır. Bizler Müslümanlar olarak boş bıraktığımız her alanı karşımızdaki müfsitlere bırakılmış bir mevzi olarak görmeli ve meşru olan, nas ile kesin olarak yasaklanmayan her aracı kullanarak tüm alanlarda etkinliğimizi artırmalıyız. Tiyatro, sinema, futbol vb. alanlar bizim görünürlüğümüzü artırmamız ve ifsada karşı ıslah amaçlı olarak etkin olmamız gereken alanlar olarak önünüzde durmaktadır.

Yaşanan bu süreç, aynı zamanda bize Batı algısının ikiyüzlülüğünü bir kez daha göstermiştir. Batı kendi menfaatine ve anlayışına uygun meselelerde özgürlükten yana tavır koyan, menfaatine uymayan konularda ise özgürlük tanımayan tavrını Dünya Kupası’nda bir kez daha ortaya koymuştur. Mesela Almanya milli takım oyuncuları Dünya Kupası’nın kendileri için ilk maçında sapkınlıkların propagandasının yasaklanması ile ilgili bir protesto yaptılar. Bu durum, her şeyden önce maçların yapıldığı ülkenin halkının inancına yönelik tahammülsüzlük ve saygısızlığın göstergesiydi. İkinci olarak bu durum Batılı zihniyetin hüküm verme, sınır koyma hakkının kendisinden başkasında olmasına tahammül edememe şımarıklığının da göstergesi niteliğindedir. Konulan yasağı ifade özgürlüğünün sınırlandırılması olarak gören ve protesto eden Alman futbolcular, mesela kendi ülkelerindeki Yahudi soykırımının inkâr edilmesi vb. yasakları protesto edebilirler mi? Elbette hayır. Özetle, Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in meşhur sözünde ifade ettiği gibi Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır. Dünya Kupası’nda Müslüman bir ülkenin inançları doğrultusunda belirlenen kurallara saygı göstermeyerek, bunu bir kez daha kanıtlamışlardır…