YARGITAY'IN BOZMA GEREKÇELERİ GÖRMEZDEN GELİNDİ
Yargıtay kararında, dosya hakkında daha önce verilen “Kovuşturmaya gerek yok” (KYOK) kararının usulüne uygun şekilde kaldırılmadığını vurguladı. Yüksek Mahkeme, yeni delil ortaya konulmadan ve sulh ceza hâkimliği kararı alınmadan yeniden kovuşturma yapılmasının hukuka aykırı olduğuna dikkat çekti.
Bunun yanı sıra, soruşturma sürecinde elde edilen ses kayıtlarının hukuki niteliğinin tartışılmaması, Hatice Kübra Gümüşel’in yaşıyla ilgili resmî kayıtların eksik incelenmesi, HTS kayıtlarının değerlendirilmemesi ve bazı tanıkların dinlenmemesi de bozma nedenleri arasında yer aldı.
Ancak dosyayı yeniden ele alan BAM 20. Ceza Dairesi’nin, Yargıtay’ın işaret ettiği eksiklikleri gidermeden ikinci duruşmada kararını açıklaması eleştirilere neden oldu.
ALİMLERDEN ADALET BAKANLIĞI'NA ÇAĞRI

Anadolu Âlimler Birliği, ESAB, MEDAV ve UMAD'ın bir araya gelerek yayımladığı 15 Haziran 2026 tarihli ortak bildiride, dört yıldır tutuklu bulunan Yusuf Ziya Gümüşel davası için Adalet Bakanlığı'na seslenildi. Yargıtay'ın bozma kararına ve savcının tahliye talebine rağmen tutukluluğun sürmesinin “maşerî vicdanı derinden yaraladığı” vurgulandı.
Ortak yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Ey iman edenler! Kendiniz, ana, babanız ve yakınlarınız aleyhlerine de olsa, Allah için şahit olarak adaleti ayakta tutanlardan olunuz.” (Nisa/135)
“Kamuoyunda uzun süredir tartışılan ve dört yıldır haksız bir şekilde tutuklu bulunan Yusuf Ziya GÜMÜŞEL Hocaefendi davasının, basına da yansıdığı gibi bir takım hukuki garabetlerle sürüncemede kalması maşerî vicdanı derinden yaralamakta ve dava bahane edilerek İslam’a ve İslami değerlere saldırılmaktadır.
Yargıtay’ın davayı tamamen hükümsüz bırakacak şekilde dokuz ayrı gerekçe ve oybirliği ile verdiği bozma kararına, ayrıca savcının tahliye talep etmesine rağmen istinaf hâkiminin hukuki hiçbir geçerliliği olmayan gerekçelerle karara direnerek, Yusuf Ziya GÜMÜŞEL Hocaefendi’yi haksız yere içeride tutma kararının art niyetli bir kesimin baskısıyla verildiği kanaati yaygınlık kazanmakta ve hukuka olan güveni ciddi anlamda sarsmaktadır.
Kamu vicdanını derinden yaralayan ve telafisi mümkün olmayan önyargı ve algılara sebebiyet verecek bu davanın bir an önce adaletle sonuçlanmasını saygılarımızla arz ederiz.”
MİLLİ GAZETE SÜRECİ YAKINDAN TAKİP EDİYOR
Özellikle Yargıtay’ın ortaya koyduğu bozma gerekçelerine rağmen istinaf mahkemesinin direnme kararına anlam verilemezken, davanın ilerleyen süreçte hangi yönde şekilleneceğine ilişkin tartışmalar da artmış durumda.
Kamuoyunda geniş yankı uyandıran davanın tüm aşamalarını yakından takip eden Milli Gazete, soruşturma ve yargılama sürecindeki gelişmeleri, mahkeme kararlarını ve ortaya çıkan yeni hukuki değerlendirmeleri kamuoyuna aktarmayı sürdürecek.


