Bir fikri olmalı insanın... İbadetler için nasıl abdeste ihtiyaç duyuyorsak, bilgiyi işlemek için de fikre ihtiyacımız var. Bu ihtiyacın mahsulüdür, FİKRİ. Her sayfayı çevirdiğinizde, her satırında “hiç böyle düşünmemiştim” diyebileceğiniz, düşünmenin bir nimet olduğunu bir kez daha hatırlayacağınız, eski bir dostunuzla hasbıhal ediyormuş gibi hissedeceğiniz bir mecra burası.

İçinde bulunduğumuz zamanda çatışmadan uzak durarak, kimsenin haysiyetine saldırmadan, itikadımızı sıkıntıya sokmadan da gülebileceğimizi ve sohbet edebileceğimizi göreceksiniz.

Ve bu çok hoşunuza gidecek.

Kimler yok ki bu dergide… Sen, ben, o; biz, siz, onlar…

***

Mizah günümüzde önemli belki de en önemli iletişim araçlarından biri.  Şunu garanti ediyorum; nasıl ki Milli Çocuk’u bu denli tuttunuz, nasıl ki Maaile’yi bu derece sevdiniz…

Milli Çocuk ve Maaile kadar Fikri dergisini de bağrınıza basacaksınız…

Fikri, aylık kültür-mizah-edebiyat dergisi. Tıpkı Milli Çocuk ve Maaile gibi Milli Gazete ile birlikte okurlara ulaşacak.  Düşünmeye, düşünerek karar vermeye ne kadar ihtiyacımızın olduğu apaçık ortada. İşte Fikri bunu yapacak ve güldürerek düşündürecek…

“Fikri” ekibi epeydir sayfalar üzerinde emek tüketiyor. 

Az kaldı… Eli kulağında!..

KOVBOY AND KOVBOY!

İHH İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (İNSAMER) tarafından hazırlanan raporda ilginç tespitler bulunuyor. Bir göz atalım mı? 

* 1619 ve sonrasında, siyahî nüfusun Amerika kıtasına göçen siyahîlerin sosyo-ekonomik ve siyasi durumları neydi? 

* Özellikle güneydeki tarım alanları başta olmak üzere birçok sektörde artan ihtiyaca paralel olarak çok sayıda insanın Afrika’dan gemilerle köle olarak Amerika kıtasına getirilmesi ve köleliği meşrulaştıran yasal düzenlemeler… 

* ABD’de yaşanan iç savaş ve sonrasında köleliğin kaldırılması, siyahîlerin sorunlarını tam olarak çözememiş ve insanlar sosyo-ekonomik, hukuki ve siyasi alanda birçok ayrımcılığa uğramaya devam etmiştir. Bu sıkıntıların sonlanması zorlu bir süreci ve uzun süren mücadeleleri

gerektirmiştir.

* Siyahîlerin maruz kaldığı ayrımcılık sürecinde verdikleri mücadeleler sonucu, hak ve hürriyetlerin kazanılması uzun zaman almıştır. Örneğin, ilk siyahi üniversite öğrencisi James Meredith’in üniversiteye girmek için ortaya koyduğu çabalardan tutun da otobüste uğradığı ırkçılık karşısında

kararlı davranarak direnen RosaParks’ın yaşamış olduğu olaya kadar, siyahiler hak ve hürriyetlerini kazanabilmek için son derece meşakkatli zamanlardan geçmiştir. 

* Tabii bu sürecin en dramatik boyutu da verilen hak mücadelesi sırasında hayatını kaybeden, cinayetlere kurban gidenlerdir. Bunlardan biri olan Nobel ödüllü insan hakları savunucusu Martin Luther King’in siyahîlerin davasına yapmış olduğu katkılar, siyahîlerin durumunu düzeltmede

katalizör işlevi görmüş ve birçok yasa tasarısı o dönemde çıkmıştır.

* ABD’deki siyahîlerin son çeyrek yüzyılda karşı karşıya kaldığı ayrımcılık olaylarından biri de 1991 yılında yaşanmıştır. Siyahî RodneyKing’in maruz kaldığı polis şiddeti karşısında açılan dava, var olan tüm delillere rağmen polis memurlarının suçsuz bulunmasıyla sonuçlanmıştır.

* Bu karar büyük Los Angeles olaylarına sebebiyet vermiş ve siyahîler yaşadıkları ayrımcılık politikalarını protesto etmişlerdir. Esasen RodneyKing olayında yaşananların benzerleri günümüzde hâlâ yaşanmaya devam etmekte ve bu konu ABD açısından önemli bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir.

***

Dünyaya nizamat vermeye kalkan “kovboy and kovboy” biraz da arkasına bakıp bir değerlendirme yapsa nasıl olur, acaba?

Zira, Amerika’nın “günah galerisi” o kadar kabarık ki!..

HAK MERKEZLİ TEVHİT EKSENLİ BİR İSLAM EKONOMİSİ

Her insanın inancı dünya görüşünü belirler. Buradan yola çıkarak dünya görüşlerine göre insanları iki gruba ayırabiliriz. Bunlardan biri tevhit ve adalet eksenli “Hak Merkezli Dünya Görüşü”, diğeri ise kuvvet merkezli “Çatışmacı Dünya Görüşü”. 

Çatışmacı dünya düzeni günümüzde ekonomik sistemi oluşturan düzene rehberlik ediyor. Bu sistem barış yerine çatışmayı hâkim kılarak, haksızlık ve adaletsizlik doğuruyor. Mevcut sistemde tarih boyunca ne zaman kâr oranları ve faiz oranları birbirine eşit olduysa çarklar durdu. Eğer kâr

oranları faiz oranlarını aşarsa sistem artık işleyemez hale gelir, savaş ve çatışma çıkararak yeniden kendisine rant sağlar. Günümüz iktisadi sorunlarının büyük bir kısmı faize dayalı çatışmacı dünya görüşü nedeniyle çıkıyor. 

Hak merkezli, tevhit eksenli dünya görüşüne göre kurulacak bir İslam ekonomisi barış düzenini temsil eder. Bu bağlamda kurulacak dünya düzeni dayanışmaya dayalıdır ve rehberi peygamberlerdir. 

Kapitalizm artık sorun ürettiği için insanlar yeni arayışlar içinde. İslam Ekonomisi ilmine karşı artan talep de bunun bir sonucu.  İnsanlık tarihinde çok kritik bir dönüm noktasından geçiyoruz. Tevhit ve adalet eksenli bir dünya görüşüne dayalı bir sistemin kurulması artık kaçınılmaz. Hak

gelince batıl zail olacaktır. (PROF. DR. ARİF ERSOY- Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı)

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

* 101 yıl önce Kars’ın Sarıkamış ilçesinde donarak ebediyete göçen yaklaşık 90 bin Türk askerinin anısına ‘Beyaz Hüzün’ isimli sinema filmi çekildiğini, Türk sinemasının önemli karakterlerinin yer aldığı filmin çekimlerinin, Erzincan’ın Refahiye ilçesi ve Çağlayan beldesi bölgesinde devam

ettiğini, filmin Erzincanlı yönetmeni Kenan Korkmaz’ın, hafızalarda yer edinmiş olan Sarıkamış dramını beyaz perdeye yansıtmak amacıyla filme başladıklarını belirterek; “Filmi çekerken o zamanları hissetmemek mümkün değil zaten ki coğrafi şartlarla da bunu yaşıyoruz. Bugünün imkânları ile buraya kadar çıkmak bile ne kadar zorken, tam doksan bin askerin Allahuekber Dağları’na yürüyüşünü hatırlamak, zihinlerde canlandırmak anlamanın ötesinde bir duygu. Filmi çekerken yaşıyoruz, anlatmak ve yaşatmak için de çaba sarf ediyoruz…” dediğini, ‘Beyaz Hüzün’ sinema filminin 22 Aralık 2017 tarihinde Sarıkamış Şehitlerini Anma gününde gösterime girmesinin hedeflendiğini, biliyor musunuz?

NOT: Bugün, 13 Şubat 2017, Pazartesi 1) Emekliler hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibarıyla asgari ücretli “nasıl geçineceğim” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlık’a bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Dubakalinolacak!