Lokman Suresi’nde: “Rabbimiz, gerek zahir, gerek bâtın, gerek görünür, gerek görünmez nimetlerini, sağanak halinde üzerimize yağdırıyor” buyurulmuştur.
Zahiri (gözümüzün gördüğü) nimetler belli. Gördüğümüz her şey bu nimetlerdir. Sayalım bakalım deseniz; zinhar sayamayız. Allah (c.c.) sayamazsınız diye beyan buyuruyor. Soframızda yediklerimiz zahiri nimetlerden birkaçı. Bedenimizdeki uzuvlarımız hakeza öyle. Gözlerimiz, ellerimiz, tırnaklarımız, aynaya baktığımız zaman görebildiğimiz kulaklarımız, dişlerimiz, dillerimiz, dizlerimiz, tuttuklarımız, seslerini duyduklarımız, teneffüs ettiklerimiz hep birer zahirî (görünen) nimetlerdir. Her birerleri için milyar kere milyar hamd ediyor, şükürlerimizi arz ediyoruz.
Bâtınî (gizli) nimetler görülen nimetlerden daha mühimdir Allahu â’lem. Mesela gözlerimizle göremediğimiz ama farklıları hakkında şüphe olmayan mikropları hatırlayalım. Eğer mikropları gözlerimizle görebilseydik, onlarla aramızda ilâhî kudret perde çekmemiş olsaydı, hiçbir yemeği yiyemez, hiçbir suyu içemez, ağzımıza ne bir lokma ve ne de bir damla su koyamazdık. Hatta kimsenin elini tutamazdık. Elimizi hiçbir yere koyamazdık. Kullandığımız paraları ceplerimize koyamazdık.
Mikroskoplar mikropların mahiyetini açığa çıkarıyorlar. Gözlerimiz mikroskoplar gibi mikropların mahiyetini görebilseydiler halimiz nice olurdu. Hayatı nasıl devam ettirebilirdik. Ona dokunamama buna yaklaşamama öbürüne bakamama durumu bize hayatımızı zehir zemberek ederdi. Demek ki, bu derecede görememek de Allah (c.c.)’nün biz kullarına bâtınî bir nimetidir. Elhamdülillâhi Rabbil âlemin.
Gördüklerimiz (zâhirî) ve göremediklerimiz (bâtınî) de bizler için birer nimettir, dedik ya; bu doğrultuda gözlerimizi vücudumuzun iç âlemine çevirelim:
Vücudumuzun içini göremiyoruz; bâtınî (bize gizli tutulmuş). Şu görememe nimetine bir bakın ki; severek, büyük bir iştahla yediğimiz yemekler, meyveler, içtiğimiz meşrubatlar birkaç saat içinde birkaç hâle geçiyor. Sonunda ne duruma geliyorlar. Bu durumun farkında değiliz, çünkü göremiyoruz. Bu olayı görememe durumu ne büyük bir nimettir!
Ameliyat edilen bir yerdeki hücreler, bir ordu gibi çalışıp orasını tamir ediyor, yepyeni hâle getiriyorlar. Bu faaliyeti, beynimize, kalbimizi, mesanemizi (dışkı faaliyetlerini) çalışırken görseydik vay halimize olurdu. İşte bunların hepsi birer gizli nimetlerdir, şükürler olsun…