İslam ve müslümanlar karşısında, birarada yaşama kültürünü gerçekleştirememiş Batılı güçlerin; “İslam’ı reforeme etme” hedefinden hiç bir zaman vazgeçmemişlerdir. Her ne kadar “1215 Haziran›ında imzalanan Magna Carta Libertatum (Büyük Özgürlük Fermanı)” yayınlasalar ve “Birleşmiş milletler insan hakları beyannamesini” ilan etselerde. Aslında kronik, klinik ve ideolojik bir vakadır. Batılı egemen güçlerin genlerinde taşıdığı bir olgudur. Onların Mısır Firavunları ile bir kan bağı var mıdır bilmiyorum ama davranışları tam bir firavun gibi. Hani o şöyle söylemişti Musa’ya iman eden sihirbazlara “Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz?” işte firavuni reforme planı.
Fransa hükümet tarafından kurulan “Fransa İslâm Konseyi” ve “Fransa İslâm’ı Vakfı”nın eliyle, İslâm’ı kendilerine göre düzenlemeyi ve ibadet alanlarına daha fazla müdahale etmeyi planlıyor. “Devlet eliyle” İslâm’ı reformdan geçirme (!) ve kontrol altına alma isteği “Fransa İslâmı’nı yeniden inşa etme” Fransa’daki camilerin ve Müslümanların kontrol altına alınarak gerçekleştirilmek isteniyor.
Fransa İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve tarafından yapılan yazılı açıklamada, ‘’Kamu güvenliğini tehdit ettiği ve Cumhuriyet değerlerine aykırı radikal ideoloji yaydığı ve toplantılar düzenlendiği gerekçesiyle les Yvelines, en Seine-Saint-Denis ve le Val-de-Marne bölgelerindeki 4 cami idari kararla kapatıldığı” bildirilmiştir. Şiddet, nefret ve terörü körüklediği bahanesiyle; Fransa’da 2015 Aralık ayından bu yana 20›den fazla ibadet yeri bu gerekçelerle kapatıldı.
Fransa yaptığı bu ayrımcı, ötekileştirici ve nefret içerikli uygulamalarına bir kılıf da bulmuştu; ilgili bakan, “hükümetin Cumhuriyet ilkelerine saygı çerçevesinde vatandaşların din ve vicdan özgürlüklerinin sıkıntısız bir şekilde garanti altına alınması konusundaki kararlılığının” sürdüğünü/süreceğini vurgulayarak. Cumhuriyetin ilkelerine saygı! çerçevesinde “Cami ve ibadet yerlerini kapatmak!” aslında Müslümanlar ve cami/ibadet yerleri Fransa için bir tehditti! Firavun’da öyle algılıyordu. Firavun inananlara yönelik “Bu, hiç şüphesiz şehirde, halkını oradan çıkarmak için kurduğunuz bir tuzaktır. Ama yakında (başınıza gelecekleri) göreceksiniz! Mutlaka ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi asacağım!» dedi. Tevhid, ibadet, özgürlükler, adalet ve iffet; Firavun ve onun takipcileri için / onların “cumhuriyet değerleri” için bir tehditti!
Toplumun Müslümanlara bakışını araştıran kamuoyu yoklamalarına göre Fransızların yüzde 74’ü İslam ve Müslümanlar hakkında olumsuz fikre sahip. Nefret suçu ve ayrımcılık vakalarının artarak devam ettiği, camiler saldırıya uğrayıp, Müslüman mezarlıkları tahrip edildiği ve “cumhuriyet değerlerinin” korunduğu bir ülke Fransa ya da Batı uygarlığının sonuçları. Başörtüsüne dahi tahammül edemeyen bir Fransız/Batı algısı; lokantasına gelen iki kadına servis yapmayan lokanta sahibi ile kadınlar arasında tartışma yaşanıyor. Bir süre sonra tartışmada sesler yükselince lokanta sahibi başörtülü kadınlara servis yapmayacağını ve kadınlardan lokantasını terketmesini istiyor. Ve şöyle sesleniyor “Tüm teröristler müslümandı. Tüm müslümanlar da teröristtir”
Fransa Firavunist kendi İslam’ını inşa etmeye çalışıyor; cumhuriyet değerlerini koruma adına. Dünya müslümanlarına rağmen camileri kapatıyor. Tesettürü kamusal alanda mahkûm etmeye uğraşıyor. Avrupa ülkelerinin de Fransa’dan çok farklı olduğunu söylemek pek mümkün değil. Hâlâ Atina’da bir cami yok.