Firavun, işçilerinin, kölelerinin, marabalarının, ırgatlarının, put hanedeki rahiplerinin, bürokrasinin, askerlerinin… Kızgınlıklarını, dargınlıklarını Firavuna yöneltmemeleri için onları gruplara ayırdığını haber verir Kur’an-ı Kerim.

Rabbimizi dinleyelim:

Şüphesiz Firavun, yeryüzünde büyüklük tasladı ve ülke halkından bir grubu zayıflatmak için onları guruplara/kastlara ayırdı. Onların (İsrail oğulları’nın) erkek çocuklarını öldürüyor, kızlarını sağ bırakıyordu. Şüphesiz o bozgunculardandı. 

Biz yeryüzünde zayıflatılanlara iyilik yapmak, onları imamlar (önderler) kılmak ve (Firavunların mülküne) varisler kılmak istiyorduk.

“Onları yeryüzüne yerleştirelim ve Firavun’a, Hâmân’a ve her ikisinin ordularına, korka geldiklerini gösterelim.” (Kasa süresi ayet 28/4-6)

Ülkemizde yıllarca halkımızı sağcı ve solcu diye ikiye ayıranlar, birbirlerine düşman yapanlar, bu arada kendi çıkarları doğrultusunda ülkeyi yönetenler de aynı şeyi yapıyorlardı.

Fakültelerimizde yönetim üzerine okutulan kitapların tamamı batı kaynaklı olduğundan Firavun mantığı bize oralardan gelmiştir.

Şu anda Suriye’de, Irak’ta yirminin üzerinde parçalara ayırılmış Müslüman gençler, birbirlerini öldürüyorlar.

Otuzun üzerinde Hıristiyan ülkelerin uçaklarının attığı her kurşun yine Müslüman öldürüyor.

Hangi guruba atarlarsa atsınlar, ölen Müslümandır.

Halbuki Rabbimiz:

“Hepiniz topluca Allah’ın ipine (Kur’ân’a) sımsıkı sarılın, parçalanmayın…” Diyordu değil emrediyordu (Al-i İmran süresi ayet 103)

Kur’an-ı Kerimi çok iyi bilen ve anlayan Mehmet Akif Ersoy merhum derin yaramızı çok iyi bildiğinden birinci cihan savaşı öncesinde:

“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez; 

Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.” Diye feryat ediyordu. 

Şimdilerde Amerikan severler olduğu gibi o günlerde Avrupa Medeniyetine hayran olanlara da:

“Medeniyyet!” size çoktan beridir diş biliyor; 

Evvelâ parçalamak, sonra da yutmak diliyor, 

Arnavutlar size ibret olacakken, hâlâ, 

Ne bu şûrîde (perişan) siyâset, ne bu fâsid da’vâ?

Görmüyor gittiği yanlış yolu, zannım, çoğunuz...

Size rehberlik eden haydudu artık kovunuz!” diye hançeresi yırtılırcasına bağırıyordu.

Ama yukarıda Kasas süresinden ayetleri okudunuz.

Firavun, parçalamak, bölmek, yutmak, hizmet ettirmek için çalışırken kendi ayağının kaydığının farkında değildi.

O ezilenler arasından Rabbim tarafından seçilen Musa aleyhisselam, onun saltanatına son verdi.

Her devrin Firavununun burnunu sürtecek birini Allah celle celalüh, her devirde, Selahhaddin Eyyubi, Alpaslan, Fatih… gibi yiğitleri çıkarmıştır.

Çağımız Firavununun eceli de yakındır inşallah.