Bismillâhirrahmânirrahîm;

EFSANEVÎ HAMAS direnişi, medeniyetin beşiği olarak tanıtılan Batılıların gerçek yüzünü ortaya koydu. Faturası ağır da olsa, maskeler düştü; çirkin yüz göründü. BM, AB, NATO ve onların alt birimlerinin, dünyanın barış ve güvenliği için kurulduğu deklare edilmişti. Filistin’de yaşanan hukuk ve insanlık dışı olaylar, bunun böyle olmadığını gösterdi. İnsanlık uyandı. İşin iç yüzünü gördü. Batı’nın çıkarından başka bir şey düşünmediği anlaşıldı.

Dünya, ABD ve İsrail’i yenilmez sanıyordu. 75 yıl ilkel yöntemlerle verilen Filistin mücadelesi, Aksa Tufanı Harekâtı’yla birlikte kararlı, disiplinli ve iyi hazırlanmış bir ordu haline gelince, bütün hesaplar altüst oldu. Güç, oyunu bozdu. İsrail ve ABD’nin yalan ve iftiraları para etmedi. HAMAS, İsrail ve işbirlikçilerini bozguna uğrattı. Perişan oldular. İsrail şoka girdi. İşi 1-2 haftada bitireceklerini sandılar. Kassam Tugayları efsanevî zaferler kazandı.

Artık mızrak çuvala sığmıyordu. Masum insanlara kara, deniz ve havadan yağdırılan bombaları herkes görüyordu. Bu, çılgın ve acımasız bir soykırımdı. Savaş ve insanlık suçuydu. Öncelikle çocuk ve kadınları hedef aldılar. Vicdanlar böylesine bir vahşeti kabul etmedi. Halklar meydanlara döküldü. Üniversiteler ayağa kalktı. Kampüsler Filistin bayraklarıyla buluştu.

ABD, İsrail ve işbirlikçileri yöneticileri sindirmişti. Fakat özgür ruhlar harekete geçti. Dünya Gazzeli direnişçilere hayran kaldı. Her geçen gün Filistin’e destek arttı. Batı’nın kurum ve yöneticileri geri adım atmak zorunda kaldı.

DÜNYA AYAKTA

BATI’NIN köklü ve gözde üniversiteleri mazlum Filistin halkının yanında yer almaya başlayınca, İsrail ve işbirlikçileri neye uğradıklarını şaşırdılar. Zalimin yaptığının yanına kâr kalmayacağını, zulüm ve soykırımın sorgulanacağını anladılar. İsrailli yöneticiler başlarına geleceği anladıkça zulümlerini artırdılar.

ABD, öğrenci intifadasına katılan 3 binden fazla öğrenciyi gözaltına aldı. “Gazze nöbeti”ne başlayan Kaliforniya Üniversitesi öğrencileri, “Sizden korkmuyoruz. Buradan ayrılmayacağız” açıklaması yaptı. İrlanda’nın başkenti Dublin’deki Trinity College Üniversitesi öğrencileri, okul yönetiminden İsrail’le bağlarını kesmelerini istedi. Zalime mesafe koydular.

ABD’nin Oxford Üniversitesi Kampüs Binası’ndaki çadır kampına, “Durmayacağız, dinlenmeyeceğiz” pankartı asıldı. Fransa’da lise öğrencileri, “Gazze’de ateşkes sağlanana kadar derslere girmeme” kararı aldılar. İspanya’da üniversiteler, “Barıştan yana olmayan İsrail eğitim kurumlarıyla ilişkilerin kesilmesini istediler.

İsrail içten içe kaynıyordu. İşgalci İsrail’in Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, savaşta ölen İsrail askerlerinin aileleri tarafından Aşdod’da saldırıya uğradı. Halk, ateşkes ve esir takasına yanaşmayan İsrail Başbakanı Netanyahu ve yönetimine ateş püskürüyor; meydanlarda yüksek katılımlı gösteriler yapıyordu. Ordunun morali sıfırlanmış, savaş gücü kırılmıştı. Yalnız, mazlum halkı, çocuk ve kadınları uzaktan bombalamayı çok iyi(!) biliyorlardı.

İsrail’le diplomatik ilişkileri kesen Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, Netanyahu’ya şunları hatırlattı: “Tarihe soykırımcı olarak geçeceksin! Binlerce masum çocuğun, kadının ve yaşlının üzerine bomba yağdırmak seni kahraman yapmaz. Hitler’in yanında olacaksın!”

BATI, GÜVEN VERMİYOR

GAZZE Savaşı’nın temelinde küresel hesaplar var. Kimse, olayların Filistin’le sona ereceğini sanmasın! ABD’nin Orta Doğu’yu sömürme planı herkesçe biliniyor. Gazze’yi askerî bir üs haline getirip bölgeyi ve ticaret yollarını kontrol ve denetimine almak istiyor. İsrail gibi terörist bir yapının bölgeyi devamlı karıştırmasını kendi çıkarına uygun görüyor.

Saadet Partisi, Siyonist tehlikenin Türkiye’ye zarar vermemesi için TBMM’deki siyasi parti gruplarına şu teklifi yaptı: “Gelin, bu vahşeti durdurmanın ilk adımı olarak Meclis’teki 6 siyasi parti grubu bir olalım. Ortak bildiri yayınlayalım. Uluslararası kamuoyunu harekete geçirelim. İktidarı cesarete davet ediyoruz. Öneri muhalefetten geldi, demeden “evet” deyin de, herkes sizi ayakta alkışlasın!”

Katil İsrail, Filistinlilere hiçbir hayat alanı bırakmamak için Refah kentinde operasyonlar başlattı. Temel Karamollaoğlu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, soykırıma karşı çıkmak inancımızın gereğidir; zaferin Filistin’e nasip olacağından şüphemiz yoktur; özgür Filistin, bölgemiz için bir mecburiyettir, diyerek bölge ülkelerini göreve çağırdı: “Batı ülkelerindeki desteğini bile kaybetmiş olan Siyonizm’e karşı en büyük darbeyi bölge ülkeleri vurmalı; bunun için somut adımlar atılmalıdır.”

BM, kurulurken vaat ettiklerini yerine getiremedi. Bugün hak ve adalet merkezli bir dünya kurulması zaruret haline geldi. İsrail ve işbirlikçileri bir avuç Filistinliye karşı birleşti. İslâm dünyası gelişmelere ilgisiz kalamaz. 2 milyarlık gücün kurumlarını oluşturması Yeni Bir Barış Dünya’sının kapısını aralayacaktır.