Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Diri ile ölü arasında fark vardır. İslam’ın şekline ve ruhuna teslim olmuş kimseler diridirler. İslam’a sırtını dönmüş inkârcılar, müşrik, münafıklar, facirler ve fasıklar ise cehalete teslim olmuş ölülerdir. Birlik, beraberlik, sevgi, şefkat, merhamet, kardeşlik ve ülfet; İslam’la dirilenlerin ahlâkıdır. Tefrika ve kutuplaşma, kin, nefret, çıkarcılık ve bencillik; arzularını ilah edinmiş ölülerin ahlâkıdır. Adı Müslüman, gerçekte ne olduğunu bilmeyen gafiller de ölüdürler. Fert ve toplumlar, ya takva imamlarının etrafında toplanıp, Allah’ın rahmet ve mağfiretine doğru koşarlar veya küfür imalarının arkasına takılarak Allah’ın gazabına doğru koşarlar. Allah, zayıf bırakılmış, ezilen ve sömürülen halka seslenerek onları birlik olmaya, ümmet olma şuurunu diriltmeye ve haddi aşan azgın zalimlere karşı mücadeleye davet ediyor, kendilerine lütufta bulunarak onları yeniden önderler yapacağını, ezilmekten ve sömürülmekten kurtaracağını haber veriyor. Kasas 5: “Biz ise, bu ülkede ezilen, sömürülen bu insanlara lütufta bulunarak onları adalet, dürüstlük ve erdemlilik konusunda insanlığa örneklik ve öncülük eden önderler kılmak ve onları yeryüzünün nimet ve zenginliklerini devralan mirasçılar yapmak istiyorduk.” Rabbimiz Allah; kimi desteklerse, o hâkim odur. Çünkü her şeye gücü yeten sadece Allah’tır. O, zayıfların yanında olunca onlar güçlenir ve yeryüzünde varis olurlar. Ancak, Allah’ın bu yardımı, Allah yolunda cihat şartına bağlıdır. Binbeşyüz yıldır dünyaya önderlik eden mümin Müslümanlar, son üç yüz yıldır fikri, fıkıh ve kavram çalışmalarını terk ettiklerinden zayıflamışlar, maddi, insan ve tanıtma gücünü kaybetmişlerdir. Eğer bu mümin Müslümanlar, gayeye uygun çalışmalara geri döner, hatalarından tövbe eder, Allah’ın rızası İslam’a din ve adil düzen olarak sarılırsa, tekrar önderliğe layık olurlar, Allah da de onlara yardım eder. Bunun dışında, başka bir yolla Allah’ın rızasına ve yardımına nail olunmaz.
ÇAĞRIYA İCABET
Allah ve Resulü, fert toplumları, barışa, adil düzene, İslam’ca düşünüp yaşamaya davet ediyor. Bu çağrıya icabet etmek, fert ve toplumlar için, büyük bir kurtuluş olur. Enfâl 24: “Ey iman edenler; Allah ve Resulü sizi, bireysel toplumsal, kültürel, ekonomik, siyasi, ahlaki olarak canlandıracak, size hayat verecek, sizi düzeltecek bu çağrıya mutlaka uyun. Şunu iyi bilin ki, Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve onu, itaatkârlığı sayesinde günaha düşmekten koruyup iyiliklere yönlendirir. Unutmayın ki, hepiniz eninde sonunda ölümü tadacak ve yaptıklarınızın hesabını vermek üzere O’nun huzurunda toplanacaksınız.” İman eden Müslümanlar, imanlarının gereği olarak Allah’ın ve Resulünün çağrısına dikkat etmeliler. Bu çağrının gösterdiği hedefin gerçekleşebilmesi için gerekli güç ve çalışmayı ortaya koymalılar. Zira bu çağrı iman edenlere hayat bahşedecek bir davettir. Allah ve Resulü fert ve toplumları, hayat veren şeylere Kur’an ve sünnetle çağırmaktadır. Her iman eden Müslüman, Kur’an’ı ve sünneti, hikmetine uyarak okumak zorundadırlar. Bu okumalar yapılmadan, hayat veren şeylere uyarak,hayat bulmak mümkün olmaz.
İKİ TOPLUM
Her takva imamı; kendi ümmetini, kadrosunu oluştururken, her küfür, şirk ve nifak imamları da, kendi toplum ve kadrosunu oluşturmaktadır. Bir yanda insanları Allah ve O’nun rızası İslam’a çağıran lider ve beraberinde oluşan “İslâm toplumu”, diğer yanda, insanları ateşe, Siyonizm’e çağıran küfür liderleri ve beraberinde oluşan “cahiliye toplumu”. Hak-batıl mücadelesi bu iki toplum arasında geçmektedir. Dünya hayatının bu gerçeğini kavrayan fert ve toplumlar, takva imamlarına tabi olurlar hakkın hâkim, batılın zail olması için her bakımdan mükemmel bir cihadın içinde olurlar.
Bu iki topluluktan her birisi, ahirete liderleriyle birlikte giderler. Peygamberi, O’nun getirdiği Kur’an’ı ve kitapla insanlar arasında hükmeden Peygamber’in halefi olan takva liderlerini kendisine rehber edinenler, ahirette onlarla beraber cennete girerler. Allah’ı, Kur’an’ı ve Peygamber'i tanımayan veya bunları tanıdığını iddia etmesine rağmen, batılın hükmü ile idare edenleri önder edinenler de ahirette, bu küfür, şirk ve nifak liderleriyle birlikte ateşe, cehenneme atılacaklardır. Bu hakikati görmek, en büyük hidayettir.
BU ÜMMET
İnanmış Müslümanların bir takva lideri etrafında kenetlenerek meydana getirdikleri ümmet, fert ve toplumları hayra çağıran, iyilikleri emreden, kötülükleri meneden pek hayırlı bir topluluktur. Böyle bir ümmet olabilmenin de imtihanı çetindir. Ümmeti, tadat edilmiş görevleri yapacak kıvama getirmek, emir sahibi takva imamlarının temel görevidir. Onlar, bu görevlerini yerine getirirken adalet, emanet, istişare, ehliyet ve liyakat esaslarına riayet ederler. Bu liderler; Kur’an’ın, bir takva liderliği için gerekli gördüğü, itaat, biat, ittifak, merhamet gibi kavramlara ve tanımlarına sadık kalarak ümmeti cihat için hazır hale getirirler.
Bu takva liderleri ve ümmet, cihadın kıyamete kadar devam edebilmesi için, kendilerinden sonra gelen nesillere sağlam bir kurumsal işleyişi, tertemiz bir vaziyette bırakmaları gerekir. Ali İmran 104: “İçinizden, insanlığı hayra çağıran, Kur’an’ın ortaya koyduğu evrensel adalet ölçüleri çerçevesinde iyiliği emreden ve kötülükleri önlemeye çalışan yönetme ve yönlendirme yetkisine sahip bir topluluk bulunsun. İşte gerçek anlamda mutluluğa ve kurtuluşa erenler, bunlardır.” Enbiya 92: "Bir tek ümmet, yalnızca sizin bu ümmetinizdir. Bir tek din, zamanla değişmeyen tabii hukuk kurallarını içeren din, yalnızca sizin bu dininiz, adil düzeniniz bu İslam'dır. Ben de sizin Rabbinizim. O halde beni ilah tanıyın, candan Müslüman olarak bana teslim olun, saygıyla bana kulluk ve ibadet edin, benim hak düzenime bağlanın, bana boyun eğin." Fert ve topluma hayat veren şeyler bunlardır. Selam hidayete tabi olanlara…