Unutulmaz, tüm zamanlara meydan okuyan bir fotoğraf karesini anlatmak istiyorum;

Uzunca bir masa... Metrelerce... Bir iftar masası...

Masanın üzeri kırmızı bir örtü ile kaplı...

Masanın üzerinde iftariyelikler var, şişelerde sular var, kırmızı kapaklı... Masada hazır yemek tabakları dikkat çekiyor...

Masanın hemen arkasında Siyonistlerin bombalarıyla tamamen yıkılan, enkaz haline gelmiş bir bina! Toprak ve taş yığınları, molozlar halen meydanda! Binanın yıkık duvarlarında Filistinli sanatçıların farklı çalışmaları dikkat çekiyor!

Ve o meydanda adeta elif misali dikilen, eğilmeyen bir direk. Direğin tepe noktasında bağımsızlığı ifade eden, bir toprak parçasının vatan olduğunu anlatan bir bayrak dalgalanıyor; Filistin bayrağı...

Yine bu uzunca iftar masasının hemen arkasında, tamamen yıkılan binanın hemen yanında, atılan bombalar sebebiyle artık oturulamaz durumda olan birkaç katlı bir bina daha göze çarpıyor.

Ve uzunca masanın üzerinde yine uzunca bir kabloya bağlanan, ortamı aydınlatan yüzlerce belki binlerce lamba...

Bütün bu anlattıklarımı taçlandıran görüntü ise şu;

Masanın her iki tarafına oturan ve iftarlarını açan büyüklü, küçüklü, çoluk çocuk Filistinli aileler...

Sanki 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana aralıksız bombalanan, 50 binden fazla şehit veren bu insanlar değilmiş gibi;

* İftar sofrasına oturan Filistinliler mutlular mı mutlular...

* İftar sofrasına oturan Filistinliler umutlular mı umutlular...

***

Şu kadarını söylemek isterim; bir insan vatanında değilse, toprağında değilse, ülkesinde değilse, bu kadar zor şartlarda bu kadar mutlu olması mümkün değildir.

Bu fotoğraf bir gerçeği daha haykırıyor; Filistinlileri bu öz vatanlarından söküp atmak mümkün değildir!

 

RAMAZAN GELDİ AMA CAMİLERİMİZ NEDEN BÖYLE?

11 ayın sultanı Ramazan geldi...

* Ramazan’ın gelmesi dolayısıyla camilerimiz neden şenlikli, heyecan dolu, coşkulu değil...

* Ramazan’ın gelmesi dolayısıyla camilerimizde neden bir bayram havası yok!

* Ramazan’ın gelmesi dolayısıyla camilerimizde neden her zamankinden daha fazla ışıklandırmalar yok!

* Ramazan’ın gelmesi dolayısıyla cami girişlerimizde her zamankinden farklı olarak süslemeler, tezyin olması gerekmiyor mu?

* Ramazan’ın gelmesi dolayısıyla camilerimizde ilahiler, naatlar, kasideler okunması hoş olmaz mı?

* Ramazan’ın gelmesi dolayısıyla camilerimizde vaizlerimiz, imamlarımız, müezzinlerimiz tarafından telkinler yapılsa fena mı olur?

* Ramazan’ın gelmesi dolayısıyla camilerimizde çeşitli ikramlarda bulunulsa teşvik edici olmaz mı?

* Ramazan’ın gelmesi dolayısıyla çocuklara hediyeler verilse; balon gibi, hediye oyuncaklar gibi... Çocuklara camileri sevdiren bir etki oluşturmaz mı?

* Ramazan’ın gelmesi dolayısıyla camilerimizde akşam namazından hemen sonra başlayan sohbetler yapılsa iyi olmaz mı?

* Ramazan’ın gelmesi dolayısıyla camilerimizde gençlerimize Diyanet Yayınları'ndan kitaplar hediye edilse kalıcı bir hediye olmaz mı?

* Ramazan’ın gelmesi dolayısıyla imamlarımız, müezzinlerimiz, müftülük görevlilerimiz teravih namazından hemen sonra evlerine, lojmanlarına gitmeyip bir heyetle birlikte, bir şehit ailesini, bir hastayı, bir yaşlıyı, bir düşkünü, bir evsizi hediyelerle ziyaret edip duasını alsa kalpleri yumuşatmaz mı?

* Ramazan’ın gelmesi dolayısıyla bütün bu yukarıdaki etkinlikleri Diyanet Vakfı organize edemez mi?

 

BAZI RAMAZAN NOTLARI...

1) Çok güçlü bir Diyanet teşkilatımız var. Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı olarak faaliyet gösteren 90 bine yakın camimiz var. Bu 90 bin camide milyonlarca mümin teravih namazına gidiyor. Teravih namazında imamlarımız zammı sûre olarak namaz sûrelerini okusalar ne iyi olur! Teravih namazı 20 rekât. Elemtera'dan Felak ve Nas sûrelerine kadar toplam 10 sûre. 20 rekâtlık teravih namazında 2 kez tekrarlanabilir namaz sûreleri. Yanlışları olan, hataları olan cemaat, bu vesile ile namaz sûrelerini de tekamül ettirebilirler.

2) Bir süredir kendimce gelenek haline getirdim; ilk teravih namazını bir selatin camide kılıyorum. Bu Ramazan’da da öyle yaptım. Şu satırlarıma inanmak oldukça zor olacak, aynı anda üzücü de; ilk teravihi kıldığım selatin camide kaç saf cemaat vardı dersiniz? Topu topu 1,5 saf... Bir kez de yazı ile yazayım; bu Ramazan ayında ilk teravihi kıldığım selatin camide bir buçuk saf cemaat vardı... Ne kadar üzüldüğümü anlatamam...

 

 

ÜÇ İHLAS BİR FATİHA'YLA YOLCU EDERİM!

* Bendeniz fazla rüya görmem. Gördüklerim de bir anlatı oluşturmayacak kadar, bölük pörçüktür.

Ama mübalağa olmasın; Rıfkı Kaymaz'ı yılda birkaç kez görürüm. Hem de ayan beyan; ölmemiş gibi...

Ya bir kafede çay simit sohbetinde ya da bir dost kitabının kritiğini yapıyor oluruz. 

Mütebessim çehresi ve o yumuşak konuşmasıyla içime bir ferahlık verir.

Uyandığımda, mistik bir derinlik yaşarım kendi ruhumda... Üç ihlas bir Fatiha'yla yolcu ederim onu.

Yıllarca hem Türkiye Yazarlar Birliği'nin genel sekreterliğini hem de bizim derneğimizin sekreterliğini yaptı. Bir kez olsun, yorgunluk şikâyetinde bulunmadı.

Yeri geldi; eve iş götürdü bizi mahcup etmemek için...

O, bizim posta güvercinimizdi.

Katılamadığımız dost meclisi haberlerini o getirirdi bize.

Çoğu kez ofisimde yalnız çalışırım. Umulmadık bir anda zilim çalarsa bilirim ki, Rıfkı gelmiştir.

Bu duygu bende hâlâ değişmedi. Hatta marazi bir hâl aldı desem yanlış olmaz. Bu da bana, ona karşı olan vefa duygumuzda bir körlük olduğu izlenimini veriyor. Hakkını helâl eder umarım.

Rüyalarımın kapısı her zaman olduğu gibi sana hep açık olacak Rıfkıcığım.

Ruhun şâd olsun, benim güzel kardeşim. Seni hiç unutmayacağız."

(Üzeyir Gündüz, İmam Hatip Lisesinde edebiyat öğretmenim Rıfkı Kaymaz'ın yakın arkadaşı)

---