Zaman hızla akıp geçiyor. Bu hızla akıp geçen zaman
dilimine neler sığdırabiliyoruz hiç düşündünüz mü Yanıbaşımızdayken uzaklaştıklarımızın
farkında mısınız Ar(a)kanızda neler bıraktığınızın yetim kalan sapan
taşlarının, sıcağın bağrında Bilal misali inleyenlerin siz de haklısınız
aslında. Nereden aklımıza gelecek ki!
Biz bu memlekette neleri gördük geçirdik. Suni gündemleri
baş tacı yapmaktan muhabbete zaman mı kaldı. Harun satırları gözlerimizin
önünde Karun katırlarına döndü. Unutuverdik bir anda. Kırk yıllık ayranımız
milli içki olmuş haberimiz yok. Benzetmesine yandığım dil alkol sempozyumunda
ayar veriyor da kimse sormuyor, Aga senin orada ne işin var diye. Satıyorum
satıyorum sattım müzayedelerinde bizde elimizi kaldırıyoruz aslında farkında
mısınız Aman canım nasıl olsa her akşamın kendine özel afyonu var. Kumandayı
kapıp faniyi uzattım mı kanepeye, düşerim Feyza ile Bilal in derdine. Neme
lazım canım 60 santimlik kefenleri cennet giysisi diye giyen varmış. Yatmadan
kılarım nasıl olsa yatsıyı. Sabah gaflet çöküyor ama kuşluk diye bir şey var.
Sıyrılıverip dünyadan ar(a)kamda bırakırım insanlığımı.
Gözyaşlarımı dizilerin tasarrufuna bırakalı çok oldu. Hem ben mi kurtaracağım
dünyayı. Herkes işine bakmalı. Sovyetler yıkıldığında defnettiğimiz komünizmi
hâlâ var sananlar 80 ihtilalinde sıkışıp kalmış. Aynı borozanı tek notalı
üflemekle meşgul. İslamcının sosyalisti de çıktı hamdolsun. Ramazan da geliyor.
Birkaç musluk suyu mağduru hocamızda ekranda alırlar yerlerini. Telefonda yeni
tespih uygulaması çıkmış. 99 luklar da tarihe karıştı. Arada aklıma düşerse
hatayla gerçekler patlatırım bi tivit olurum hamur gibi. Bu parmakları da
boşuna yaratmadı ya yaratan. Bir işe yaramışlığın edasıyla çay bahçesinde demli
çayları da söyledikten sonra yapmalı gidişatın kritiği. Ne kadar çok yabancı
kelime kullanırsan o kadar entelsin ya. Dikkat etmeli. Eğer interneti
taramadan, o günün fenomen videolarını izlemeden oturduysan yandın ki ne
yandın. Olursun Fransız. Yabancılaşıverirsin kendine bile.
Ne hale geldik. Eskiden komşusuna göre alınan evler şimdi
kredisine göre alınır olmuş. Bayramda seyranda özenle yazılan tebrik
kartlarının yerini toplu mesaj almış. Emeksiz. Tek tek zarf yazmak yok.
Postanede sıra beklemek yok. Yaz bir tane sms herkese gönder. Olsun tamam.
Misafirlik diye bir şey vardı. Evimiz bereketlenirdi. Sohbetin sonu bulunmaz
kapı önünde devam ederdi. Şimdi topluca susulan misafirlikler türedi. Sanki
televizyon ev sahibi biz ona misafirliğe gelmişiz. O konuşuyor, biz susuyoruz.
Yaşamıyoruz aslında. Ölüyoruz yavaş yavaş. Farkında mısınız
Komşu komşuya borç verirdi eskiden hatırlar mısınız
Şimdi baba oğluna kredi çek diyor. Babana bile güvenmeyecekmişsin bu devirde.
Peh. Eğer öyleyse ben bu devirde yaşamak istemiyorum. Korkulacak bir zamanda
yaşıyoruz farkında mısınız Güvensizliğin kol gezdiği, çıkarcılığın zirve
yaptığı, selamın ve ivazsız muhabbetin para etmediği bir devirde ben
korkuyorum. Ya siz
Mehmet Zahid Kotku Hazretleri arkadaşı tanımlarken çok
dehşet bir tespit yapıyor: Arkadaşı ona hadi gidiyoruz dediğinde, Nereye
diye soruyorsa o gerçek dost değildir. Muazzam. Zira insan arkadaşından emin
olacak değil mi Güvenecek ona. Var mı sizin böyle dostunuz
Gittikçe yalnızlaşıyoruz\yaşlanıyoruz. Farkında mısınız
Bir daha ki vakte dek;
Kalbinizin sahibine emanet olun EYVALLAH!!!