Vakıflar Genel Müdürlüğü…

* Ülkemizin en eski, en köklü kurumlarından…

* Hayır hasenat işlerinin lokomotifi…

* Kültürel faaliyetlere büyük önem veren bir kuruluş…

* İnancımızı temsil eden kurumların en sağlam banisi…

* Kadim medeniyetimizin en sağlam yapı taşlarından…

İmam Hatip Lisesi’nde okurken yedi sene Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bağlı talebe yurdunda kaldım. Yoksa okuma imkânım sıfırdı. Bir devlet teşekkülü olan Vakıflar Genel Müdürlüğü sonraki yıllarda da hep yanımızda oldu.

Şimdi durup dururken Vakıflar Genel Müdürlüğü logosu değiştirildi. Logo deyip geçmeyin; kurumu tanıtan, sembolize eden bir görseldir o kurumun logosu. Bir de elbette yıllarca zihinlerde yer etmesini de, o şekilde algılanmasını da es geçemeyiz.

Şimdi size Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yıllardır kullandığı logosunu anlatacağım;

* Logoda yer alan kitap şeklindeki bayrak, büyük bir vakıf medeniyeti kurmuş olan Türk milletini, kitap figürü ise vakıfların ilim ve irfana, eğitime verdikleri katkıyı ifade ediyor.

* Logodaki 1048 tarihi, ışığını Hoca Ahmet Yesevî dergâhından alan ve ondan birkaç kuşak sonraki gönül erlerinin Tebriz Mahkemesi’nden aldıkları karar ile Horasan’da kurulan ilk vakfın tarihidir. Bu bir ilim vakfıdır ve bilinen ilk vakfiye budur. Bu da Türklerin 1071’den çok önce Anadolu’ya gelip buranın ilim, kültür ve sosyal hayatının gelişmesi için çalışmalar yaptıklarını gösteriyor.

* Logoda yer alan cami figürü, Selçuklu ve Osmanlı’dan günümüze kadar vakıflar tarafından yaptırılmış birçok cami, imarethane ve vakıf eserlerini temsil ediyor.

* Logodaki fabrika figürü, vakıfların kurmuş oldukları fabrikaları anlatır.

* Logonun içinde kalp şekline dönüştürülmüş “V” harfi ile hem vakıfların ilk harfine hem de vakıfların yaptıkları her hayırda sevgiyi, muhabbeti esas almasına vurgu yapıyor.

* Logonun alt kısmını çevreleyen zeytin dalı, vakıf zeytinliklerini ifade ediyor. Sadece Edremit Körfez Bölgesi’nde Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait 165 bin zeytin ağacı ve bunları işleyen Ayvalık Zeytinlikler İşletme Müdürlüğü bulunmakta.

***

Şimdi bu kadar zengin içerikli logo iptal edildi... Yerine, fazla bir şey anlaşılmayan/anlaşılamayan logo, Vakıflar Genel Müdürlüğü logosu olarak ilan edildi.

Öyle yeni logoda, anlatıldığı gibi, “güncel bir yaklaşımla kültürel mirasımıza atıfta bulunma ve geleneksel sanatlarımızdan yararlanma” çizgilerini de göremedim!

Peki, ya siz!

VAKIF YURTLARI NE ZAMAN AÇILACAK?

Bu köşenin müdavimleri yakın zamana kadar şu satırların aşinası idi; “1) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011 seçimleri öncesinde yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi, sınıfta kaldı, çuvalladı. 2) Yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları, 28 Şubat darbesi döneminde kapatıldı. ‘Vakıf’ olan bu yurtların asıl sahiplerine iadesi noktasında şu ana kadar ‘tık’ yok. Dubakalin’olacak. Takipçisiyiz…”

Bu satırlar uzun süre devam etti, bu köşede…

İktidar, Cumhur İttifakı yeni anayasa için bir hazırlık içinde. Diğer siyasi partilerin de yeni anayasaya ilişkin taslak hazırlıkları olduğunu biliyoruz. Bu noktada, konunun hatırlatılması, gündeme getirilmesi hususunda, çorbada bir tutam tuzumuz varsa mutluluk duyarız.

Şimdi iş ikinci konuda; yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları, 28 Şubat darbesi döneminde kapatıldı. “Vakıf” olan bu yurtlar ne zaman açılacak? Kapılarındaki zincir ne zaman kırılacak?

FISTIK GİBİ OLUR!

Geçen yazımda, “Acilen ve behemehal bir ‘Sanayi, Üretim ve İstihdam Kongresi’ toplanmalı ve bunu Milli Görüş kuruluşları organize etmeli…” mealinde satırlar kaleme aldım. 

milligazete.com.tr’de yorum yapan ‘necati’ isimli okur şunları ifade ediyor;  

“Evet, evet çok isabetli...

Sanayi ve Üretim, İstihdam Kongresi, ESAM tarafından düzenlense ne iyi olur.

Hem de İzmir'de yapılsa...

İzmir'de hatırlayabildiğim kadarıyla Cumhuriyet’in ilk yıllarında ülke kalkınmasında rol oynayan kongreler toplanmıştı.

Şimdi de yeniden ve sıfırdan böyle bir kongre zinciri düzenlenebilir...

Çok da iyi olur...

ESAM Başkanı Recai Kutan Bey de organize eder...

Ev sahipliğini de İzmir Valiliği ve Belediye ortaklaşa yapar...

Fıstık gibi olur...”

***

Ne diyeceğimi merak ediyorsanız; bence de fıstık gibi olur…

ÇİN ZULMÜ ALTINDAKİ MAZLUM COĞRAFYA: DOĞU TÜRKİSTAN!

Doğu Türkistan… Bu mazlum ve mağdur coğrafyayı tanımak için iyi bir fırsat… İki aylık periyotlarla yayımlanan Edebiyat Ortamı dergisinin Eylül-Ekim 2021 sayısında, Doç. Dr. Erkin Emet’in Doğu Türkistan hakkında iki kapsamlı yazısı yer alıyor.

İlk yazı: Doğu Türkistan Özerk Cumhuriyeti. İkincisi, Doğu Türkistan’ın İki Efendisi; Mehmet Emin Buğra ve İsa Yusuf Alptekin.

Ayrıca, Sadık Yalsızuçanlar’ın, “İslam Medeniyetinin Kalbi: Mazlum Doğu Türkistan” başlıklı yazısı da, bu konuyla ilgilenenlere önemli veriler sunuyor. Yalsızuçanlar, yazısında şöyle diyor; “Bugün Doğu Türkistan’da, ibadet, din öğretimi, din ve vicdan özgürlüğü, ana dil kullanımı ve düşünce özgürlüğü ağır bir tehditle karşı karşıyadır. Din ve vicdan özgürlüğü, düşünme, inanma ve inançlarını yaşama, en temel evrensel insan hakkıdır. Doğu Türkistanlılar bu haklardan yoksundur.”

Edebiyat Ortamı dergisi, yeni sayısını (Eylül-Ekim, 2021, 82.) kuşatıcı ve zengin muhtevasıyla yayımladı. Şiir, öykü, deneme, inceleme/araştırma yazılarının yer aldığı dergide, İrfanî Kürt Edebiyatı dosyası da dikkat çekiyor.