Şu son olaylarla birtakım meseleler şimdi daha iyi anlaşılmakta.

Türkiye karlı bir ocak ayı sabahına kanlı bir katliamla uyanmıştı.

Uğur Mumcu öldürülmüştü.

Arabasına konan bomba ünlü gazeteciyi bin parçaya bölmüştü.

Sadece ailesi değil bütün Türkiye kan kusmuştu.

Nasıl olduysa eylem İslâmcılara, İran a fatura edilmiş, ertesi gün Cumhuriyet Gazetesi önünden başlayan yürüyüşçüler "Kahrolsun Şeriat" diye sloganlar atmışlardı.

Doğrusu bizler de bir suçluluk, bir eziklik duymuştuk.

Şimdi düşünüyorum da, acaba Abdi İpekçi yi de mi bu derin örgüt öldürttü

Yavuz Donat, yazısında bu sorularımıza cevap arıyor.

"Avukat Ceyhan Mumcu, "Uğur Mumcu nun kardeşi"

Ahmet Taner Kışlalı nın "okul arkadaşı."

Prof. Muammer Aksoy un "avukatı."

Prof. Bahriye Üçok un "partidaşı" ikisi de SHP de idiler.

Ceyhan Mumcu "bu 4 olayla 4 davayla yakından ilgilendi.

Senelerce "bu olayları bütün yönleriyle araştıran ve hâlâ işin içinden çıkamayan" Ceyhan Mumcu ile uzun uzun konuştuk.

"Çok şey" anlattı.

Ve sonunda dedi ki:

"Bunlar derin devleti de aşan birtakım karanlık işler."

Olayın ucu dış ülkelere uzanıyor.

Bir büyük devlet patronluk yapıyor.

O devlet başka bir devlete görev veriyor.

Görevi alan devlet, kirli işleri İslamcı görüntülü adamlara yaptırıyor.

Böylece bir taşla birkaç kuş vurulmuş oluyor.

Bu insanlar öldürülüyor Onlardan kurtulunuyor.

Türkiye nin dış ilişkileri de etkileniyor Senaryoya göre Türkiye ile İran ın arası açılmak isteniyor ise bu oluyor."

Ne kadar bildik bir ifade, bir senaryo.

Yıllardır tekrar ettiğimiz.

Ancak tek farkı Demirel in yakın dostu bir gazeteci olan Yavuz Donat ın bu temayı işlemesi ilginç.

Belki de hükümetin yakini olan bir gazete olan Sabah da yazı yazıyor olması, bu konuya Demirel gölgesi düşmesini engellemekte.

Lakin her kanlı olay Türkiye ve halkının aleyhine idi.

Ne trajik olaylar olmadı ki, meczubun eline silah verip papayı öldürmeye bile kalkıştılar.

Yüzyıllık projelerinde papa öldürmüş bir Türkiye ye biçtikleri katil elbisesi; bir yerden yırtıldı mı, dikiş mi tutturamadı orasını anlayamadık ya.

Ama bombalarla bin parçaya böldükleri Türkiye aydınlarının dine uzak kimliği ekmeklerine yeterince yağ sürdü.

Türkiye halkının hızla dindarlaşan kimliği üzerinden yeni bir çatışma materyali ellerinin altında idi artık.

Bu malzeme ile kirli mutfaklarına kapanıp kanlı yemekler hazırlayıp ülke halkının önüne koydular, peş peşe cinayetler işlediler.

İsterseniz beğenmeyin, malzeme bu.

Halkı birbirine düşürmek için "Gazi Mahallesi" olaylarını tezgâhladılar.

İnsan, on beş yıllık mazisi olan Sivas olaylarının da bu mutfakta hazırlandığını düşünmeden edemiyor.

Şimdi mutfak basılmış, malzemeler bir bir gün ışığına çıkmakta.

Bakalım bu kadar malzemeyi inceleyecek ilgililer tembellik etmezse, davadan usanmazsa, hasıraltı edin iması veren büyük yerlerden sinmezse daha fazla şeyler öğrenebileceğiz