Hemen hemen Türkiye’nin tüm illerinde bulunan Suriyeli çocukların dilenerek günde 200 TL topladıklarını, bu paraları akşam saatlerinde dolara çevirdiklerini, bu yolla iyi de kazandıklarını,
Çok iddialı tanıtımlarla hizmetleri gündeme getirilen PTT şubelerinden çoğunlukla `EFT’ yapılamadığını, müşterilerin sadece bu işi yapan ofislere yönlendirildiğini,
İmam-Hatip Lisesi mezunlarının hâlâ askeri okullara alınmadığını, askeri liselerin Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bağımsız olduğunu,
Emekli Albay Zeki Üçok’un, “TSK’da cemaat yapılanması çok güçlü” demeçlerinin ardından gözlerin önümüzdeki Yüksek Askeri Şura’ya (YAŞ) çevrildiğini, bu toplantıda birçok subayın farklı gerekçelerle ordudan atılmasının gündeme geldiğini, bugüne kadar TSK’dan atılmalara mesafeli yaklaşan iktidarın, “paralel iddiaları” sebebiyle bu kez TSK’dan ihraçlara ses çıkarmayacağı iddiasını,
Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararları dışında TSK’dan re’sen emekli edilen askerlerin haklarının halen verilmediğini, bugüne kadar başta Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz olmak üzere birçok bakanın söz verdiği halde bu sorunun devam ettiğini ve ordudan re’sen atılan subay ailelerinin mağduriyetlerinin sürdüğünü,
Sol menşeli sendikalardan Eğitim-Sen’in “Çözüm Süreci”nde çözüldüğünü, sendikanın bölünerek bünyesinden Eğitim-İş Sen’in doğduğunu, Eğitim Sen’e “marjinal bir gurup”un hakim olduğunu,
Öğretmenlere 8 yıl olarak düşünülen rotasyon uygulamasının, Haziran 2015 seçimleri nedeniyle 12 yıla çıkarıldığını, “O zaman müdür yardımcılarının ne suçu vardı ” sorusunun gündeme getirildiğini,
İstanbul Tepebaşı’ndaki birçok etkinliğe ev sahipliği yapan Eczacıbaşı Grubu’na ait İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) binasının iğneden ipliğe “İstanbul İl Özel İdaresi” tarafından yapılıp Eczacıbaşı’na teslim edildiğini,
Silivri’de uzun süre tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılan İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmek için randevu talep ettiğini, talebin Erdoğan tarafından henüz cevaplandırılmadığını, biliyor musunuz
YAKINLARINI KAYBETMİŞ AİLELER…
Yazarlık serüvenimde şu endişeyi hep taşıdım;
Siyaset, politika, kulisler, dedikodular… derken...
Gerçek gündemi, insanları, toplumu, kısacası hayatın bizatihi kendisini, bizleri “12”den ilgilendiren essah ve de esaslı öyküleri es mi geçiyoruz, acaba
Mesela, “Kayıp insanlar”… Başlı başına ele alınması gereken bir husus.
Türkiye’yi 3 kez dolaşan, Yakınlarını Kaybetmiş Aileler Derneği’ne ait Umut Otobüsü ve diğer çalışmalar sonucu bugüne kadar kayıp kişilerden yüzlercesi bulundu. Ama bu elbette yeterli değil.
HHH
“6 Eylül 1992’de zekâ yaşı yedi olan 23 yaşındaki Abdülhamit Özbilici, evinin önünde bir ticari taksiye bindirilir. Araba hareket ettikten sonra ondan bir daha haber alınamaz.
Baba İsmet Özbilici, yüzbinlerce el ilanı bastırarak bütün Türkiye’yi şehir şehir, köy köy, kapı kapı dolaşır. Bir yıl sonra Abdülhamit’in küçük kardeşi Özgür, abisini beklediği pencerenin yanındaki yatakta ölü bulunur.
İsmet Özbilici, bu acı olay üzerine kendini kayıplara adar. Oğlunu ararken kendisi gibi yakını kaybolmuş pek çok insanla karşılaşır. Türkiye’de aynı acıya düşmüş büyük bir aile olduğunu fark eder. Bu aileleri birleştirerek YAKAD’ı (Yakınlarını Kaybetmiş Aileler Derneği) kurar. Özbilici’nin ömrü oğlunu bulmaya yetmedi. Şimdi bayrağı oğlu Zafer Özbilici devraldı.
Yaşamakta olduğumuz güzel ülkemizde, çocukları kaybolan anne ve babalar çaresizlik içinde yapayalnız kaldılar. Her yere başvurdular; bırakın kaybettikleri yakınlarının aranmasını, içinde bulundukları acılı durumu anlatmak için dahi karşılarında yetkili bulamadılar. Yapayalnız kalan bu insanlar, çaresizliklerine ve acılarına son vermek amacıyla bir araya geldiler.
Akraba değiller, hem şehri değiller, fakat hepsinin ortak bir kaderi vardı: Yakınlarının kaybolması... Amaç sadece kaybolanları bulmak değil, kaybolmaları da önlemekti! Bu insanlar her geçen gün daha da çoğalarak, kayıp yakınlarına yardımcı olmak istiyorlar. Bir insanlık vazifesi yapmayı ve bu vazifelerini unutan insanlara bunu hatırlatmayı istiyorlar. İlkeleri; kayıpları bulmak, kayıpları önlemek için bir araya gelmek ve seslerini tüm dünyaya duyurmak!”
***
Daha ne acılı öyküler var; özellikle bilinmeyen, kuytularda kalmış, görünmez olmuş ne hikâyeler…
***
Peki, bu insanlar neden/nasıl kayboluyor Biraz da bunlardan bahsedelim;
Zekâ özürlüler veya akıl hastaları,
Yaşlı ve düşkünler,
Çaresiz hastalıklara yakalananlar ve terk edilenler,
Trafik kazalarında yaşamını yitirenler,
Doğal afetlerde kaybolanlar,
Fuhuş amacıyla,
Evlat edinmek için,
Cinayet veya organ ticareti için,
Dilendirmek amacıyla veya uyuşturucu kuryeliği için,
Düşüncelerinden ötürü,
Ailedeki geçimsizlik ve maddi sorunlar,
Alacaklılardan ve düşmanlarından kaçanlar,
Askerlikten kaçanlar,
Evlenme ümidiyle veya sevdiğine kavuşmak için kaçanlar,
Şöhret olmak için kaçanlar.
***
Herkesin, hepimizin el atması gereken bir konu değil mi, yakınlarını kaybeden aileler Daha çok hassasiyet göstermeli, daha duyarlı olmalıyız bu konularda… (YAKAD, Yakınlarını Kaybetmiş Aileler Derneği, Tel: 0212 635 38 64)
AHMET ERTÜRK ŞİMDİ NEREDE
Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Çankaya’daki ekibi büyük oranda dağıldı. Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık’taki ekibiyle çalışmayı tercih etti, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda.
Abdullah Gül’ün ekibindeki isimlerden biri de Ahmet Ertürk’tü.
Hatırlayacaksınız, Ahmet Ertürk uzun dönem TMSF Başkanlığı yaptıktan sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Başdanışmanlığı görevine getirildi.
Kulislerde dile getirilen bir iddiayı dillendirmek istiyorum. Şöyle deniyor;
“Medyadan, TMSF’deki gelişmelerle ilgili sorulara muhatap olmamak için bucak bucak uzak duran TMSF eski Başkanı Ahmet Ertürk için Danıştay aynen TMSF eski Başkan Yardımcısı Fethi Çalık gibi nitelikli zimmetten yargılanmasına vize verdi, ancak savcılık Ahmet Ertürk hakkında Fethi Çalık’a yaptığı gibi nitelikli zimmet davası açmadı. Danıştay’ın vize vermesine rağmen, Çalık ve Ahmet Ertürk hakkında neden dava açılmadı ”
Bu sorunun bir cevabı var mıdır
Ne dersiniz
NOT: : Bugün 22 Aralık 2014, Pazartesi… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!