Millî Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, Edirne’de önceki gün düzenlenen Millî Gazete gecesinde, Millî Görüş lideri ve Refah-Yol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızla alakalı son derece dikkat çeken şu anısını anlattı:
* “Erbakan Hocamız başbakan olduktan sonra birlikte çok seyahatlerine iştirak ettik. Kalabalık bir heyet tabii. Millî Gazete olarak Hocamızın daha iyi, kaliteli fotoğraflarını çekmek için en son teknolojiyle donatılmış fotoğraf makineleri almak istiyoruz ve bu işin merkezi de Singapur.”
* “Erbakan Hocamızın Singapur ziyaretinde Başbakanlık özel kalem müdürünü biraz sıkıştırıp, ikisi İstanbul, ikisi de Ankara olmak üzere dört tane fotoğraf makinesi aldırdık. Biz tabii Hocamızın fotoğraflarını daha iyi, kaliteli çekeceğiz diye mutluyuz. Fotoğraf makinelerini aldık, Ankara’ya getirdik. Millî Gazete’ye ulaştırdık.”
* “Sonrasında ne oldu biliyor musunuz? Her seyahat sonrası olduğu gibi Erbakan Hocamız özel kalem müdürünü çağırıp, “Getir bakalım şu harcama listesini, ne kadar masraf ettik, nerelere para harcadık görelim!” dediğinde, listede 4 tane fotoğraf makinesi alındığını görünce, “Biz geldiğimizde Başbakanlık’ın fotoğraf makineleri yok muydu?” diye soruyor. Özel kalem müdürü de, “Hocam bu makineler Millî Gazete’ye alındı!” cevabını verince Erbakan Hoca, “Fotoğraf makinelerini derhal Başbakanlık’a getirin! Millî Gazete bizim gazetemiz ama devlet bütçesinden böyle bir tasarrufa müsaade edemeyiz!” diyerek, tarihi bir cevap veriyor. Fotoğraf makineleri Başbakanlık’a iade ediliyor...”
* “Biz Millî Gazete olarak, Erbakan’ın gazetesi olduk ama yandaşı olmadık. Çünkü yandaşlık para ile ilgilidir.”
***
Millî Gazete’nin 50 yılını adeta özetleyen, diğer gazete manşetlerinin algısını irdeleyen, itibar suikastının ne anlam taşıdığını ifade eden Mustafa Kurdaş’ın “medya okuması” izlenmeye değerdi.
* Edirne’deki Millî Gazete gecesinde, gazetemizin imtiyaz sahibi ve genel müdürümüz Ömer Yüksel Özek Bey de görüşlerini ifade etti; “Millî Gazete’miz, kendinden bekleneni yerine getirmiştir. O güne kadar solcular hâkimken Müslümanların da basın alanında olabileceğini göstermiştir. Sadece Hakk’ın hâkim olması için çalışıyoruz. Zinanın çoğaldığı bir toplumda hepimiz zarar görürüz. Gardiyan devlet değil, garson devlet istiyoruz. Başta Erbakan Hocamız ve Oğuzhan Bey olmak üzere emeği geçenlere rahmet diliyorum. Daha nice 50’li yıllara inşallah...”
* Millî Gazete yazarları Siyami Akyel, Adnan Öksüz ve Bilali Yıldırım da gecede selamlama konuşması yaptılar.
EDİRNE’DEN FARKLI NOTLAR…
* Programı sunan Harun Yapıcı’nın bu yönünü bilmiyordum; meğer Harun değme sunuculara taş çıkaran bir sunucuymuş aynı zamanda. Tebrikler… Edirne Millî Görüş teşkilatları, Ferhat Aksu ve Harun Yapıcı, Millî Gazete gecesinin kusursuz geçmesi için büyük gayret gösterdiler.
* Okur görüşleri… Erbakan Hocamızın medya ve Millî Gazete konusundaki konuşmalarından bir demet… 25 yıldır Edirne Millî Gazete sorumlusu Şükrü Tuncer’in duygu ve görüşleri… Osman Gündüz’ün Millî Gazete ezgisi… 40 yıldan bu yana Millî Gazete abonesi olan çınarlara verilen plaketler, geceye damga vuran sahnelerdi.
* Millî Gazete’mizin 50. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle serhad şehrimiz, Osmanlı yadigârı Edirne’de düzenlenen Millî Gazete gecesine, Ömer Yüksel Özek, Mustafa Kurdaş, Siyami Akyel ile birlikte gittik. Bilali Yıldırım, Ferhat Aksu, Harun Yapıcı ve Onur Şehmus Şahin de diğer araçla Edirne’ye geldiler.
*Edirne’ye gidiş-dönüşte buluşma noktamız Arnavutköy’de hizmet vermeye başlayan Anadolu Gençlik Derneği Eğitim Merkezi (AGEM) oldu. Çok güzel bir merkez olmuş. Hayırlı olsun. Gezmeye fırsatımız olmadı ama AGEM Müdürü Murat Abatay, “Yüzmeye beklerim!” dedi. İnşallah… Meğer AGEM’de diğer spor enstrümanlarının yanı sıra havuz da varmış. Ne güzel.
EDİRNELİNİN GÜNDEMİ ELEKTRİK ZAMLARI VE BULGARLAR!
Mustafa İriş… Saadet Partisi Başkanlık Divanı üyesi. Edirne’de hatırlı, sevilen, tanınan ve saygı duyulan bir işadamı…
Önceki yazımda, “Edirne’de görürsem, soracağım!” demiştim. Gördüm ve sordum;
- “Son birkaç aydır dolar başta olmak üzere, piyasadaki, ekonomideki dalgalanmayla alakalı bir işadamı olarak neler söylersiniz Mustafa Bey!”
- “Dolarda benzer süreç devam ediyor.” dedi, Mustafa Bey. Yani… Yanisi şu:
- “İpler dışarıda! Dolar, geri kalmış ülkeleri terbiye aracı olarak kullanılıyor. Son dolar operasyonuna da böyle bakmak gerekir...”
Dikkatimi çeken bir şey daha ifade etti, Mustafa İriş; “İşimizin dörtte üçü dışarda, Kosova, Üsküp, Arnavutluk… Yani Balkanlar’da...”
* Edirnelinin iki önemli gündemi var; Bulgarların şehirden alışverişi ve elektrik zamları…
Edirne esnafı zor durumda? Akşam erken paydos ediyor. Sabah da saat 09.30'dan önce kepenkleri kaldırmıyor. Neden? Az elektrik harcasın diye!
Şunu da ifade ediyor Edirneliler; “Bulgarların şehirde ne bulursa yükleyip götürmesi ekonomi canlılığı ve döviz bırakmaları açısından iyi. Ama adam geliyor burada 5 yıldızlı otelde kalıyor. Sonra da alışverişini yapıp gidiyor. Bu biraz ağırımıza gidiyor!..”
SALAŞ MEKÂNIN ORTASINA KURULAN ODUN-KÖMÜR SOBASI!
Akşam ve yatsı namazlarımızı Eski Cami’de eda ettik.
Ve… Edirne'de hoş bir mekânda, Mustafa İriş abimizin nezaretinde akşam yemeği…
Mustafa İriş'in tüm ekibi... Saadet Partisi Edirne Teşkilatı ve Anadolu Gençlik Derneği (AGD), Millî Görüş teşkilatları, Edirne halkı mekânda hazır...
Hep tebessüm eden çehreler ve gülen gözler, bakışlar...
Siyasetin gidişatını merak ediyorlar. “Ne olacak bu memleketin hali” deniliyor ya hani! İşte tüm konuşmalar ve sohbet dönüp dolaşıp bu soruda düğümleniyor; nasıl düzelecek bu durumlar?
***
Edirne'ye gelmişken ciğer-köfte yemeden dönmek olur mu?
Program geç saatlere kadar sürdüğü için merkezden hemen ayrılmak durumunda kaldık.
Ama demokrasilerde çare tükenmez!
İstanbul dönüşü yol üzerinde bir TIR-kamyon parkına usulca girdik. “Kamyoncuların uğrak yerlerinde yemekler leziz olur!” şehir efsanesi miydi? Haydi bakalım…
Salaş bir mekân. Ciğer yok ama hemen ikinci seçenek var; köfte. O da kabulümüz.
Köfteler pişerken çeşit çeşit garnitürler… Cacık, acılı bir karışım (adını hatırlayamadım), kırmızı lahana.
Köfteler de biraz yanık ama eh idare eder!
Fırında sütlaç, kaymaklı kadayıf gibi oldu.
Ama final iyiydi; tavşan kanı çay.
Hepsini bastıran ise Edirne’nin o ayazını yaza çeviren, salaş mekânın ortasına kurulan odun-kömür sobası.
Siyami Akyel’in deyimiyle “kemiklerimiz ısındı”.
***
Son cümle; Edirne, seni özleyeceğiz. Yine çağır bizi, e mi!

