Telefonda Muhittin Hamdi Yıldırım hoca...

Önce aşağıdaki isimleri tek tek saydı;

1-Prof. Dr. Necmettin Erbakan

2-Süleyman Arif Emre

3-Fehmi Cumalıoğlu

4-Oğuzhan Asiltürk

5-Temel Karamollaoğlu

6-Lütfi Doğan

7-Şevket Kazan

8-Yasin Hatiboğlu

9-Ali Oğuz

10-Albay Sait Pirim

11-Fehim Adak

12-Beşir Darçın

Peki, bu isimleri neden tek tek zikretti, Muhittin hoca?

“Bu isimlerin 6 ortak özelliği var!” dedi ve tek tek bu özellikleri şöyle sıraladı;

1) “Bu isimler sadece ve yalnızca Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmak için itaat ediyorlar.”

2) “Bu isimler birbirlerini Allah (c.c.) için seviyorlar.”

3) “Bu isimlerin ortak özelliklerinden biri, her hâl ve şartta birbirlerinin ayağını kaydırmamaları.”

4) “Bu isimlerin hiçbiri hiçbir dönemde dünyalık peşinde olmadılar. Zira menfaat ile başlayan birlikteliklerin sonu karakolda biter.”

5) “Bu isimler ömürlerinin sonuna kadar birbirlerine bağlı kaldılar.”

6) “Bu isimler her dönem hem davaya hem teşkilata sadık oldular, itaat ettiler. İhlâs üzere başladılar, ihlâs üzere devam ettiler, vefatlarına kadar da bu böyle sürdü.”

Muhittin hoca, yurtdışından döndükten sonra ilk teşkilat dersine merhum Şevket Kazan’ın girdiğini, dersin konusunun ise, “Teşkilat Hastalıkları” olduğunu aktardı.

***

Dualarla, tekbirlerle ebedi âleme uğurladığımız merhum Şevket Kazan’la alakalı hatıra ve anılara devam edeceğiz.

Rahmet olması dilek ve temennisiyle…

ŞEVKET KAZAN’A GÜLE GÜLE

Öyle güzel yüze yüze

Eriştin Rabbin rahmetine

Hasretlik bize kalsın,

Sendeki tatlı dile, gülen yüze.

***

Götürsün seni Efendimiz Ömer’e

Liderine olan bağlılığın

Ve adil bir dünya için

Yürüttüğün mücadele...

(Abdullah Kara)

DİLLERE DESTAN MÜCADELENİN ADI; ŞEYH ŞAMİL! (3)

* Ruslar Şamil’in oğlu Cemaleddin’i rehin aldılar ama anlaşmaya uymadılar. Kaleyi ateş altına aldılar ve yakıp yıktılar; ağaçları, otları dahi yaktılar.

Top ateşi altından sağ kurtulan İmam Şamil, yaralı oğlu 8 yaşındaki Gazi Muhammed’i sırtına bağlayarak, kendi de yaralı halde kayalara tırmanarak kurtuldu. Kendi ve oğlu kurtuldu ama Cemaleddin rehin düşerken eşi ve 2 yaşındaki oğlu Mehmet Said şehit oldu.

Mücadelesinden yılmadı. Yeni bir ordu kurmak için var gücüyle çalışmaya devam etti.

Kurduğu 6 bin kişilik teşkilatlı orduyla 50 binden fazla askeri olan Rus ordusunu bozguna uğrattı.

Zafer üstüne zafer kazandı.

Şamil’in ordusu ile baş edemeyeceğini anlayan Rus kumandanlardan biri, Çeçenistan ormanlarını ateşe verdi.

***

Şamil’e göre düşmanla anlaşmak için aracı olmanın cezası 100 kırbaç, anlaşma yapmanın cezası ise ölümdür.

Rus saldırılarının iyice sıklaştığı dönemde halkın içinden “teslim olalım” diyenler olur. Bir gün artık çareyi Şamil’in annesine başvurmakta bulurlar. Annesine kıyamaz, onu geri çevirmez diye düşünürler. Fakat karşısında annesi de olsa Şamil hiçbir şekilde taviz vermez ve hükmü verir. Annesi yaşlı olduğu ve bedeni kaldıramayacağı için cezayı kendi üzerine alır, 100 kırbacı kendisi yer.

***

Yıl, 1853...

İmam Şamil, Müslümanların halifesi olan, Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecid’den yardım istemek amacıyla Muhammed Emin adındaki kumandanını İstanbul’a gönderdi.

Sultan Abdülmecid kumandana büyük ilgi gösterdi ve yardım için büyük bir donanma hazırlandı.

Fakat Osmanlı’nın Kafkasya’ya girmesi istenmediği için yardım gemilerinin yönü çevrildi ve teçhizat müttefik ülkeler tarafından Sivastopol’e indirildi. Osmanlı Kafkasya’ya uzanan tek yardım eliydi belki, o el de böylece akim kaldı.

***

Şamil’in ordusu 100 kişi kaldı ve İmam Şamil, ahaliye dokunulmaması şartıyla teslim oldu.

Bağımsızlık için Ruslara karşı 35 yıl mücadele verdi. Kafkasya Kartalı, ailesini feda etti, canını hiçe saydı, bütün ömrünü Allah’a ve Kafkasya’nın hürriyetine adadı. Dosta düşmana nam saldı, saygı gördü.

Dağıstan kartalı İmam Şamil, son günlerini geçirdiği Medine’de vefat etti ve Ehl-i Beyt’ten mezarların da bulunduğu Cennet-ül Baki Mezarlığı’na defnedildi.

***

Şeyh Şamil ile ilgili yazılan kitapları, romanları ortaokullu yıllarımda okumuş, bu müthiş destansı mücadeleden çok etkilenmiştim. Bu büyük mücahide Allah (c.c.) rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Âmin!

MEHMET REİS’TEN ÖNEMLİ ADIM…

* 7 yaşında çay bardağı yıkayarak bir tatil köyünde çalışmaya başladı.

* Bulaşıkçılık, garsonluk ve cankurtaranlık yaptı.

* Babasına balık satışlarında yardımcı oldu.

* Tom Braks ve Swing çizgi romanları ile gazoz, simit ve çiklet sattı.

* Pantolonu yamalıydı. Ayağında lastik ayakkabı (kara lastik) vardı.

* Ortaokul 1. ve 2. sınıfta iken Ramazan aylarında davul çaldı. Bayram yerlerinde oyunlar düzenledi.

* Ortaokulu tek bir gömlekle bitirdi.

* 18 yaşına kadar dağdan odun taşıdı, tarla kazdı. Kara sabanla çift sürdü, düvenle harman koştu, sığır güttü. Lokanta ve kahvehanede çalıştı.

* Geceleri de taksi şoförlüğü yaptı.

* 1981 yılında küçük bir dükkânda bugünkü işinin temelini attı.

***

İşadamı Mehmet Reis’ten söz ediyorum…

1981’den bugüne kuru gıda sektöründe liderliğini sürdüren ‘Reis Gıda’nın patronu…

Sessiz sedasız önemli bir adım daha attı, Mehmet Bey; Çamyayla köyü kadın üreticileriyle “Bakliyat Köyü” projesini imzaladı.

Kadın üreticilerin el emeğiyle yapmış olduğu gıda ürünlerini alarak üretime destek olmaya karar verdi.

***

Geçen bir yazımda boşuna söylemedim; “Türkiye’de Mehmet Reis’ten 7 tane olsa tarım meselesi hallolur…” diye…

Kısacası, çok güzel hareketler bunlar… Tebrikler.