* “Türkiye-İran ilişkileri yüzyıllarca önceye dayanır. Hatta Türkiye’nin İran ile ilişkileri Avrupa ilişkilerinden daha eskidir. Ne var ki, Türkiye-İran ilişkileri hem dikkat hem de büyük özen ister. Türkiye bunu 1930 yılından sonra farketmiştir. İran Şehinşah’ını 1934 yılında Türkiye’ye davet ederek İran ile ilişkileri sağlam bir zemin üzerine oturtmayı başarmıştır. Rıza Şah’a Türkiye’de görmek istediği her yer, hatta Genelkurmaydaki hazırlıklar ve askeri tertipler gizliliğe rağmen gösterilmiş, bütün kapılar açılmış, tam bir dostluk emniyeti ifade edilmiştir. Şehinşah bütün bu iyi dostluk çabalarını ve muameleleri tam değeri ile takdir etmiştir. Nitekim iki ülke arasındaki bu iyi münasebetler onun ölümüne kadar sürmüştür.”
* “Bu iki ülke birbirleriyle komşu olduğunu unutmayarak “benim için iyi olan senin için kötü” ifadesini bir kenara atarak birbirlerine destek olduklarında her iki ülke bundan büyük yarar sağlamıştır. Bu, İran’ın siyasi menfaatlerine daha uygundur. Zira, İran dünyada Türkiye’den daha yalnızdır ve İran’a giden hava ve kara yolu Türkiye üzerinden geçmektedir. İki ülke birbirleriyle komşu olması nedeniyle her zaman aralarında meseleler olacaktır. Bu sorunlar bilgi, gelenek ve konsensüs anlayışla her zaman kolaylıkla aşılabilir. Aşılması da gerekir. Türkçede güzel bir değiş vardır: Eski dostlar düşman olmaz.”
Yukarıdaki satırlar, Doç. Dr. Ahmet Özgiray’ın, “İngiliz Belgeleri Işığında Türk-İran Siyasi İlişkileri (1920-1938)” adlı makalesinden…
Aynı makalede, 1934 yılında Türkiye’yi ziyaret eden ve Eskişehir’e giden İran Şahı ve Mustafa Kemal’in, bir uçağın hava gösterisini izledikleri ve daha sonra da bu uçağın Şah’a hediye edildiği ifade ediliyor.
Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’nde bulunan ve bizzat Mustafa Kemal tarafından imzalanan kararnameden de Pilot Yüzbaşı Enver Akoğlu ile Makinist Nihat Efendi’ye, uçağı İran’a götürebilmeleri için pasaport ve harcırah verildiği anlaşılıyor.
***
Bunları neden anlattım?
İran, kadim bir medeniyete sahip olan bir ülke. Gelenekleri olan bir devlet.
Milli Görüş lideri, Refah-Yol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’nın büyük gayretleriyle kısa bir sürede kurduğu “Gelişen 8 Ülke Ekonomik İşbirliği Örgütü (D-8)” ülkelerinden biri de İran’dı…
Bangladeş, Endonezya, Malezya, Mısır, Nijerya, Pakistan ve Türkiye D-8’in diğer üyeleri…
Erbakan Hocanın Başbakan olarak ilk yurt dışı seyahatini İran’a yaptığını unutmayalım. Ve Başbakan olarak gerçekleştirdiği bu ziyaretten tam 13 yıl sonra Milli Görüş liderinin yine İran’a önemli bir ziyaret gerçekleştirdiğini da hatırlayalım…
Peki… Bu çerçeveden baktığımızda, Ankara’da önceki gün Türkiye, Rusya ve İran Cumhurbaşkanlarının bir araya gelmeleriyle gerçekleştirilen Astana süreci çerçevesindeki Beşinci Zirve’yi nasıl okumak gerekir?
Sizce…
ASKERİ DARBE VE İRAN!
Işın Çelebi… Devlet eski Bakanlarından.
Şimdilerde artık sadece bir ‘eski kurum’ olan Devlet Planlama Teşkilatı’nın da (DPT) Müsteşarı idi…
Işın bey, Remzi Kitap Gazetesi’nden Özlem Özdemir’e son derece ilgi çekici bir röportaj vermişti. O röportajdan sizin de çok ilginizi çekeceğini sandığım bazı satır başlarını vermek istiyorum:
* “Ben 12 Eylül’ün İran’da Humeyni hareketinden dolayı olduğunu düşünüyorum. Abdi İpekçi de İran’da Humeyni’nin Tahran’a geldiği gün öldürüldü. Bu önemli bir kilometre taşıdır…”
* “Ben 12 Eylül’ün İran’a karşı Türkiye’de yapılan bir askeri hareket olduğunu düşünüyorum. 24 Ocak Kararları hayata geçsin diye 12 Eylül yapıldı tezini kısmen doğru bulabilirim ama yüzde 80 İran’a karşı Türkiye’yi kontrol altında tutmak isteyen insanların yaptığını düşünüyorum.”
* “Ağustos 1990’da Türkiye’nin sınır ötesi harekât yapması ve güvenlik bölgesi kurmak istemesi Meclis’te sulandırılarak reddedildi. Bu, PKK’nın güçlenmesine yol açtı. Türkiye Habur sonrası güvenlik bölgesi oluşturamadı. Aynı şey 1 Mart 2003 tezkeresinde de oldu.”
* “Daha önce Deniz Bölükbaşı ve Suna Ilıcak bir müzakere yapıyor, Amerika’yla. 40 kilometrelik bir güvenlik bölgesi oluşturulması kabul ediliyor. Tezkere kabul edilmeyince o güvenlik bölgesi oluşturulamıyor. Terör kampları kuruluyor ve terör artıyor, PKK uluslararası güçlerin yardımını alır hale geliyor. Bu Ortadoğu’da pek çok dengenin değişmesine yol açıyor. Kürt meselesi de uluslararası bir mesele haline geliyor. Ama Türkiye tezkereyi geçirip güvenlik bölgesi oluşturabilseydi terör meselesi de Kürt meselesi de bu kadar artmazdı.”
* “Adnan Kahveci de Ecevit’in arkadaşları içinde en önemlilerinden biriydi.”
***
Yıllarca önce yapılan röportajdaki tespitler ilginç değil mi?
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
Şuurlu Öğretmenler Derneği ÖĞDER’in, son dönemlerin en çok tartışılan konularından biri olan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Problemleri” Sempozyumu düzenlediğini, sempozyumda Prof. Dr. Ali Seyyar, Prof. Dr. Burhanettin Can, Dr. Mücahit Gültekin ve Av. Muharrem Balcı’nın görüş ve düşüncelerini açıklayacağını, programın 21 Eylül 2019 Cumartesi günü saat 10.00’da Ankara’da Başkent Öğretmenevinde gerçekleştirileceğini, biliyor musunuz?