Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (S.A.V.), âline ve sahabelerine olsun.
Peygamberimiz: “Din nasihattir” buyurur. Sahabeler: Kimin için nasihattir? diye sorunca, Peygamberimiz: “Allah, Kitabı, Resulü, müminlerin yöneticileri ve tüm Müslümanlar için nasihattir” buyurur. Nasihat; öğüt vermek, iyi ve hayırlı işlere davet, kötü ve şer olan şeylerden menetmektir. Din bir yerde samimiyettir. Samimiyet ise; içten ve kalpten olan sevgi ve bağlılıktır. İslam, hepimizin uyacağı saadet kurallarının bütünüdür. Bunun sana göresi bana göresi olmaz. Erbakan hocamızın dediği gibi İslam bize uymayacak biz İslam’a uyacağız. Müslümanların bugün yaşadığı sıkıntıların tamamının sebebi, ben Müslüman’ım diyenlerin “Din ve Düzen” olarak İslam’dan kopmuş olmalarıdır. İslam’ı yaşamak fıkıh bilgisi ile olur. Onun için Peygamberimiz, “Allah kimin hayrını isterse onu dinde fakih kılar” buyurmaktadır. Dinde anlayış sahibi olmak, samimi olmanın dayanağıdır.
Günümüzde hakkı üstün tutan, nefis terbiyesini esas alan, maneviyatçı olan zihniyete Milli Görüş diyoruz. Milli Görüşçü ise hakkı üstün tutan, nefis terbiyesini esas alan, maneviyatçı olan kimsedir. Milli Görüşçünün en önemli özelliği nefis terbiyesini esas almasıdır. Milli Görüşçü nefsinin arzusuna uyan değil, arzularını İslam’a uydurandır. Bunun için bir Milli Görüşçüde makam ve mevki hırsı olmaz. Milli Görüşçü ben demez, ila ben de demez. Ölünce geride bırakacağı hiçbir sıfata, şöhrete, mal ve mülke kıymet vermez. Milli Görüşçü için önemli olan, bu dünya imtihanını kazanmaktır. Bir Milli Görüşçü, “Allah emanetleri ehline veriniz” diyor diyerek bu emri, konumunu korumak için, sanki tek “ehil insan” sadece kedisiymiş gibi davranarak istismar etmez.
EMANET
Emanet: Emin bir kimseye koruması için geçici olarak bırakılan şeydir. Emanet, geri alınmak üzere verilen şeydir. Emaneti geri alacak olan ise, onu emanet edendir. NİSA 58: “Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder” ayetindeki emir, istendiğinde kendisine emanet edilen şeyi sahibine geri verecek emin bir kimseye veriniz demektir. Kendisine emanet edilen bir şeyi, istendiğinde sahibine geri vermeyecek olan kimse, emin insan değildir. Emin, güvenilir olmaktır. Emanet ve adalet, insanların günlük davranışlarında söz konusu olduğu gibi, ümmetin yönetimi işinde de geçerlidir. Yönetim işini hak etmeyene ya da görevini kişisel çıkarlarına alet edene veya emaneti nasıl yerine getireceğini bilmeyene verilmesi, zulme, adaletsizliğe ve huzursuzluğa sebep olur. Çekilen sıkıntıların temelinde biraz da bu vardır. Emanet başka bir açıdan Allah’ın kuluna yaptığı “ilahi tekliflerdir”. Bu ilahi tekliflerin tamamı Kur’an’dadır. Kur’an bir emanettir. Teklif edilen bu emanetin sorumluluğunu yüklenmeyi insan olarak biz kabul etmişiz. AHZAP 72: “Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.” İnsan kendisine irade verildiğinden, bu sorumluluğu kendi üzerine almıştır. Ellerimiz, gözlerimiz, aklımız emanettir. İslam bir emanettir. Emanetlere ve verilen sözlere sadık kalıp gereğince hareket etmek mümin olmanın gereğidir. MÜMİNUN 8: “Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler.” Burada şu ilahi ihtara kulak verilmelidir: ENFAL 27: “Ey iman edenler, Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin. (Sonra) bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz. Kur›an ve Sünnet hepimize, bütün insanlığa emanettir. Bu emanetlere hıyanet edilmemelidir.
EHLİYET
Ehliyet: İnsanın leh ve aleyhindeki haklara sahip olması, teklife muhatap olması halidir.
Ehliyet, layık ve yeterli olmaktır. Ehil olmak; herhangi bir işte uzmanlık edinmek, bir iş için uygun bir kimse olmaktır. Emanetin sahiplerinin, emanet edecekleri insanda ilk arayacakları şey “ehliyet” ve “liyakat” şartıdır. Kişinin ehil ve layık olması için önce şuur ve ilim şarttır. Emaneti muhafaza şuuru ve emanet edilen şeyi yerli yerinde kullanma hidayeti, feraseti ve dirayeti ehil olmanın esaslarındandır. Kur’an’a göre Müslüman toplumun ana görevi, yeryüzünü ıslah etmek; bozulma ve yozlaşmayı ortadan kaldırıp orada adil bir düzen kurmaktır. Bu görev, büyük ölçüde Müslümanların siyasi açıdan teşkilatlanıp, yüklenilen emanetin gereği olarak; tebliğ ve davet, tanıtma, eğitim ve iktidar gücünün İslam’ın emrinde ve hizmetinde olmasını sağlama çalışmalarını kapsar. Bu dört görev yapılmadan Müslümanlar kendilerine emanet edilene karşı görevlerini yapmış sayılmazlar. Kur’an, işlerin idaresinde “istişare, itaat, biat ve sadakat” prensiplerini esas almış, bu esaslar ile bütün bir kadronun yönetimde etkin hale gelmesini sağlamıştır. Bu yapı, kendi başına buyruk olanları bünyesinde barındırmaz.
ÇOK MU ZOR?
Milli Görüşçüler olarak 30 Ekim 2016 Pazar günü 6. Olağan Kongremizi yapacağız. Bu kongre camiamız için bir “Çelikleşme” ve “Yeni Hamle” kongresi olacaktır. “İşittik ve itaat ettik” demek inancın gereğidir. Bunu diyebilmek çok mu zor? Bir hadis: «Bize silah çeken bizden değildir. Bize hile yapıp aldatan da bizden değildir.” İsyan edene itaat edilmez. Yalan ile iman bir arada bağdaşmaz, üretilmiş yalanlar ile şeref ve izzet bulunmaz. Hiçbir Milli Görüşçü kardeşine hakaret etmez, küfretmez, aşağılamaz, karalamaz. Peygamberimiz buyuruyor: “Allah’ın, yöneticilik ihsan ettiği bir kimse, yönettiği insanları aldatarak ölürse, Allah ona cennet yüzü göstermez.” Eden bulur. Peygamberimiz dua etmiş: “Allah’ım, ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara zorluk çıkaran kimseye sen de zorluk çıkar. Ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara yumuşak davrananlara sen de yumuşaklık göster.” Bir Milli Görüşçüye adamın adamı olmak değil, davasının mücahidi olmak yakışır. Selam hidayete tabi olanlara…