Her yıl okullar açılırken ve açıldıktan sonra eğitim, öğretim konusunda kanaatler ve beyanlar konuşulur ve yazılır. Türkiye’ de gündemlerin ömrü çok kısa olmasından dolayı ifade edilen hususlar kısa süre içerisinde kaybolur gider. Sadra şifa olmaz, maalesef. Müslümanlardan milletin kaderini etkileyen bu hususu konuşmayı ve yazmayı, böylece meselenin gündemde kalmasını temin etmeyi talep ediyorum. Türkiye’de İslâm dışı taleplerle devam eden eğitim, daha da yozlaşarak devam etmektedir. Bu gidişat toplumu helâke sürüklemektedir. Kurtuluşun yolu, İslâmî sisteme biran evvel dönmektir. Bunun için de eğitimde Peygamber modeli esastır. Bu nasıl olacak? Kısaca arz edeyim efendim. Önce, eğitimin ne demek olduğunu açalım. Eğitim, insan şerefine yakışan hayat tarzını öğretmek tarzıdır. Peygamber modelinde bu tarzın nasıl ele alındığını bilmemiz gerekiyor. Osmanlı bu tarzı bildi, uyguladı, yaşam tarzı hâline getirdi. Böylece dünyaya altıyüzküsür yıl hükmetti. Bugün bizim hükmedilir olmamız Peygamber modelinden uzaklaşmış olmamızdandır. Bu, çöküşü hazırlayan ve hızlandıran bir yoldur. Müslümanları çöküşü mektep, medrese ve dârü’lfünunlarının çökmesi yüzündendir. Eğitim çökmesi milletin çökmesinin ilk adımıdır. Eğitimde Peygamber Modeli hayat damarımızdır. İlk İslâmî öğretim ve eğitim mescitte başlamıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) vahşi denecek kadar müşrik bir toplumu kısa zamanda eğiten ve dünyanın iki süper devletini dize getiren ve onlara gerçek medeniyeti öğreten Peygamber (s.a.v.)’dir. İslâmî eğitim sistemi hakikat sistemidir. Bu sistemde, temel ana kaynaktan hareket etmek vardır. Çünkü bu, mevzuların kolay anlaşılmasını sağlar. İslâmî eğitim sisteminde ilk önce fert olarak ruhu her türlü kötülükten arındırmak, kötü duyguların aksiyona dönüşmesini engellemek, son nefesine kadar Allah (c.c.) nizamının hayata hâkimiyet mücadelesini vermek vardır. Kul, önce tevbe eder. Sonra Allah’ın kanunlarını öğrenir. Allah’ın Rasûlünü öğrenir. Öğrendiklerini aksiyona döker. Peygamberimiz (s.a.v.) bütün sahabelerini mescitte yetiştirdi. Mescit halkın üniversitesidir. O, belirli zamanlar tayin edip mescitte dersler verdi. Ashabı ile mescitte sohbetlerde bulundu. Bedevîler Peygamberimize gelip O’nu buralarda gördüler. Sualler sordular. Bu mescitler edep ve terbiye öğrenilen mescitlerdir. Şimdi bizim mescitlerimiz böyle mi? Bizim câmilerimiz “namaz câmileri”dir. Namaz vaktine yakın kilitleri açılır, namaz kılındıktan sonra tekrar kilitlenir. Konuşmak yasak, ders görmek ve göstermek yasaktır. Konferans veremez ve verdiremezsiniz. Seminer yaptırılmaz. Kur’an Kursu olarak bile kullandırılmaz. Câmi fonksiyonel olmaktan çıkarılmıştır. Câmi aynı zamanda okul olarak, medrese olarak darü’lfünun olarak kullanılamaz mı? Okul binası sıkıntısının had safhada olduğu ülkemizde câmilerden neden faydalanılmaz, akıl alacak gibi değil. Korkulan nedir câmilerimizden. Câmilerden kaçanlar, câmi musalla taşlarından kaçamıyorlar. Peygamberimiz câhiliyye toplumunu eğitmeyi başardı. Bu başarının elbette sebepleri vardı. Bunlar:
Ashabı tarafından sevilmesidir. Sevgi O’nun eğitiminin temel taşlarından birisidir. Büyük bir ahlâk sahibi olmasıdır. (Kalem Sûresi, âyet:4 ) Kur’an-ı Kerim O’nun eğiticilik ve öğreticilik yönünü “Yüce bir ahlâk seviyesi” olarak açıklamıştır. Peygamberimiz (s.a.v.)’in eğitimde değişmez iki ölçüsü vardı:
İnsanın insana zarar vermemesi.
İnsanın fıtratının dikkate alınarak eğitilmesi.
Peygamberimiz insanları eğitirken yumuşak huylu ve alçak gönüllü idi. Eğitiminin bir amacı da iyi insan yetiştirebilmekti, bu asla ihmal edilmedi.
Hz. Peygamber’in uyguladığı eğitim ve öğretimin günümüz eğitim anlayışından aha mükemmel olduğunu gösteren en iyi delil, tarihin bir benzerinin görmediği o fazilet timsali ashabın bu eğitimin birer meyvesi olmasıdır. Peygamber’imizin eğitimdeki başarısının önemli bir sebebi de, tavsiye ve telkin ettiği esasları bizzat yaşayarak öğretmesidir. Esasen öğrettiği şeyleri bizzat yaşamayan kimsenin öğrettiklerinin hiçbir değeri yoktur. Bu husus herkes için geçerlidir. Günümüze dönecek olursak, eğitim sistemleri tatbik edildikleri ülkenin bünyesine uygunluğu nispetinde başarı sağlar. Milletin inancı, dünya görüşü ile bağdaşmayan eğitim tarzından başarı beklenemez. Ülkemiz de eğitim tarzı başta Peygamber’imizin ortaya koyduğu eğitim sisteminin bir model olarak yüzyıllarca benimsenmiş olmasıdır. Bu ülkenin hayat tarzı uzun bir zaman dine göre şekillenmiştir. Ülkemize gelip de yaşayışını inceleyen yabancılar Müslümanların çok mutlu yaşadığını ele almışlarıdır.
Türk insanı için ideal eğitim sistemi arayışında olanlar, milletimizin dinine ve dünya görüşüne aykırı sistemlerin peşinde olmamalıdır. Çünkü Allah (c.c.) kullarına Hz. Muhammed (s.a.v.)’ i örnek insan olarak göstermekte ve O’nun örnek alınmasını emretmektedir. Bu örnek insanın, insan yetiştirmek konusunda da son derece başarılı olduğu görülmektedir. Meseleyi özetle şöyle toparlayabiliriz: Problem belli, çaresi de belli. Vakit geçirmeden mutlaka Peygamber modeline dönmeliyiz. Başka hiçbir çaremiz kalmamıştır. Gençlerimize sahip olmanın yolu ancak bu modelle mümkündür.