Gezi olayları ve akabinde AKP-Cemaat savaşı, AKP nin
mutlak iktidarını epeyce salladığı gibi bir yönüyle de iktidara arasa da
bulamayacağı bir bahane verdi. 22 Mayıs tarihli Amerikan Merkez Bankası Fed in
tahvil alımını azaltacağı, yani küresel para musluklarını kısacağı
açıklamasıyla birlikte sallanmaya başlayan (Türkiye de dahil) gelişmekte olan
ülke ekonomileri, bir anda kırılganlar olarak tanımlanmaya başladı. Bu
ekonomiler cazibe merkezi olmaktan muhtemel kriz odaklarına dönüşüverdi.
Türkiye ekonomisi de, yapısal hiçbir sorununu çözemediği
gibi sıcak para, borçlanma ve tüketim destekli büyümeyle günü kurtarmaktaydı ne
zamandır. Dünya üzerinde bolca bulunan sıcak parayı yüksek faizle ülkeye çekip,
adeta el parasıyla sağlanan hormonlu bir büyümeyle pembe tablolar
çiziliyordu. Ne zaman ki, Fed in tahvil alımlarını azaltacağını açıklaması ve
neticesinde de dışarıdan rahatça borçlanma imkanlarının daralacağının
anlaşılması, diğer gelişmekte olan ülkeler gibi Türkiye yi de sarstı. Bu
noktada, Gezi olaylarının patlak vermesi, hükümete ekonomideki kırmızı alarmın
sebebini gizleme olanağını verdi.
AKP-Cemaat savaşı ve dövizdeki hızlı yükselişle birlikte
faizlerin artması da hükümet tarafından kendilerine operasyon yapıldığı, komplo
kurulduğu şeklinde gerekçelendirildi. Halbuki, Merkez Bankası nın faiz
arttırdığı günlerde diğer gelişmekte olan ülkelerde de benzer gelişmeler
yaşanıyordu.
Göz kamaştıran gelişen ülkeler safından bir anda
kırılganlar saflarına savrulan sadece Türkiye değildi. Kırılgan 5 li olarak
nitelenen ülkelere bakınca, Fed in kararıyla birlikte gelişen ülkelerin benzer
bir savruluş yaşadıkları daha da iyi anlaşılıyor. Yani, iç siyasetteki kargaşa
sadece durumun üzerine tuz biber ekmiş durumda. Bu arada, Brezilya, Hindistan,
Endonezya, Güney Afrika ve Türkiye den oluşan Kırılgan 5 li içinde en yüksek
ikinci faiz yüzde 10 ile Türkiye de bulunuyor. (En yüksek yüzde 10.5 ile
Brezilya da) İkinci en yüksek enflasyon oranı da yüzde 7.4 ile bizde yer
alıyor. (En yüksek yüzde 8.38 ile Endonezya da)
Dövizin ateşini söndürmek ve piyasaları yatıştırmak için
faiz arttırılmasına rağmen, bu artışın işe yaramaması ve yüksek faizle birlikte
kırılganlığın daha da artması da bir felaket senaryosu olarak karlımızda
duruyor. Cari açık, bütçe açığı ve tasarruf açığı gibi yapısal sorunları aynen
süren kırılgan ekonomimizin gerçeklerini bu sefer örtecek bir gerekçe de
bulunamayabilir ve acı gerçek tüm açıklığıyla yüzümüze çarpılabilir.
Türkiye ekonomisinde büyümeyi bir türlü üretime ve
ihracata dayandırmayıp; borçlanma, sıcak para ve tüketime odaklamak günübirlik
sonuçlar üretti sadece. Yani büyüme gerçekleşti ama hormonlu ve sürekliliği
olan bir özellik arz etmedi bu büyüme. Öte yandan ise çözülmeyen yapısal
sorunlar daha da büyüdü, geçici çözümlerle idare edilemeyecek hale geldi.
Sonunda da ekonomi tam gaz kırmızı alarm veriyor.
2012 de hükümet içinde yaşanan gaz-fren tartışması,
aslında bugünleri işaret ediyordu. Popülist bir bakışla sorunları daha da
öteleyerek gaz a basma yanlısı bir tavır takınan ve gerekli tedbirleri almayan
hükümet, bugün devamlı surette vatandaştan kaçırdığı acı gerçekler yüzleşiyor.
Borç para bulma imkanları ve sıcak para girişi azalmaya başlayınca, tarihin en
düşük tasarruf oranı ile yatırımlar finanse edilemiyor. Tüketimle büyüme çarpıklığı,
geçici bir başarı(!) üretse de,
hanehalkının ve özel sektörün borç yükünü inanılmaz ve dahi sürdürülemez
boyutlara çıkarıyor.
Çok geç kalınmış bir şekilde tedbire girişen hükümet,
kredilere vade sınırı, kredi kartlarına sınırlamalar getiriyor. Harcamaları
kısıp tasarrufları amaçlıyor ama daha ilk günden delinen kredi kartı
sınırlaması gibi yasakların tutmayacağı da gün gibi aşikar görülüyor. Çünkü bu
çarpık büyüme modeline ve tüketime hem vatandaşı, hem de esnafı alıştırdınız,
bunun devam etmemesi piyasaları durgunluğa sürükledi sürükleyecek durumda.
Aslında, Mayıs 2013 ten beri yaşananlar Türk
ekonomisinin ne kadar da çürük temeller
üzerinde yükseldiğini ve dış etkilere ne kadar açık olduğunu gösteriyor.
Varsın, bankalar krize girmiyor, borsa artıyor, rantiye kar üstüne kar ediyor
diye ekonomi çok iyi naraları atanlar, hala ekonomiye komplo, tezgah vs
desinler. Yıllarca uygulanan yanlış politikalar ve defoları örten cilalar
dökülüyor sadece, olanlar sürpriz değil.