Günün olaylarını anlamakta zorlananlar... Bu yazımızı size yardımcı olmak maksadıyla kaleme aldık. Örnekleme metoduyla yazmaya çalışalım.

Mesela AKP iktidarının İsrail’e en net kınama cümlelerine inat “ticareti” ısrarla devam ettirmesi. Hem de binlerce gemi dolusu istihkam ve levazım malzemeleri göndererek.

Aylarca inkâr ederek, sonra ortaya çıkan belgelerin gerçek olmadığını iddia ederek, sonra kabul edip bunların İsrail’in savaş cephelerine gitmediğini savunarak, her şey açığa çıkınca da “ticareti durdurduk” diyerek. Şimdi ise sevk evraklarında “ustaca” değişiklikler yaparak veya denize açılan gemilerin yarı yolda rota değiştirmesini sağlayıp İsrail limanlarına gitmelerini sağlayarak ticaretten vazgeçmemelerini anlamak kolay değildir. Böyle düşünenlere bir yardımımız olsun diye “dünü anlamadan günü anlayamazsınız” der ve şu 20 küsur yıl önce söylenerek kayda geçirilmiş bir sözü hatırlatırız:

“İsrail devletinin yaşama hakkını kimsenin tehdit etmesine Türkiye razı olmayacaktır."

Mesela Bakü-Ceyhan petrol boru hattından akan petrolün İsrail’in savaş araçları ve uçaklarına yakıt olarak sevk edilmesini inatla ve ısrarla devam ettirerek. Şimdilerde bu olayın kendilerinden önce anlaşmalara bağlandığını gerekçe göstererek. Kendilerinin bu sevkiyatta sadece işletmeci olduklarını ifade edip “vanaları kapatma yetkilerinin” olmadığını ileri sürerek. Ama kendilerinin de beklediği gibi İsrail, Türkiye’ye saldırırsa vanaları kapatamayacakları gibi gülünç bir sonucu düşünmeden. Bunları düşünüp olayı kolayca anlayamayanlara bir yardımımız olsun diye “dünü anlamadan günü anlayamazsınız” der ve şu 20 küsur yıl önce söylenerek kayda geçirilmiş bir sözü hatırlatırız:

“İsrail devletinin yaşama hakkını kimsenin tehdit etmesine Türkiye razı olmayacaktır."

Mesela Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir konuşması sırasında bu anlaşılmaz ve yapılmaması gereken ticaret ve vana kapatma olaylarını, gayet insani ve medeni hakları çerçevesinde yüksek sesle dile getiren Filistin gönüllüsü 9 genç kişiye; önce “Siyonistleri savunan ağız ve dil olmayın” diye mantığın alamayacağı ve aslı astarı da olmayan bir ithamda bulunulması, sonra tartaklanarak gözaltına alınması, sorgusuz sualsiz günlerce gözaltında tutulduktan sonra da hukuki bir gerekçe olmaksızın tutuklanarak zindana gönderilmesi, hanımların tabii kıyafetlerinin parçalanarak manevi işkenceye tabi tutulmaları. Bunu anlamak kolay mı? Böyle bir olayı anlayamayanlara bir yardımımız olsun diye “dünü anlamadan günü anlayamazsınız” der ve şu 20 küsur yıl önce söylenerek kayda geçirilmiş bir sözü hatırlatırız:

“İsrail devletinin yaşama hakkını kimsenin tehdit etmesine Türkiye razı olmayacaktır."

Mesela her gün sayısız savaş suçu işleyerek katliam üstüne katliam yapan, dünyada birçok devletin diplomatik ilişkilerini kestiği İsrail ile halen inat ve ısrarla en üst düzeyden ilişkileri devam ettirmeleri. Dışişleri Bakanı Fidan’ın bir itiraf niteliğinde söylediği “falanca ülkeye giderek bize saldırmamaları için aracı olun” diye ricalarını bile bu açık olan diplomatik kanallar vasıtasıyla gerçekleştirdikleri gerçeği. Neden ilişkiler kesilmez? Bunu kolay anlayamayanlara bir yardımımız olsun diye “dünü anlamadan günü anlayamazsınız” der ve şu 20 küsur yıl önce söylenerek kayda geçirilmiş bir sözü hatırlatırız:

“İsrail devletinin yaşama hakkını kimsenin tehdit etmesine Türkiye razı olmayacaktır."

Daha çok örnek var. Bütün bunları anlamakta zorluk çeken okuyucularımıza dünün kaydında bulunan o meşhur sözü hatırlatırız:

“İsrail devletinin yaşama hakkını kimsenin tehdit etmesine Türkiye razı olmayacaktır."

Daha doğrusu bu verilen sözde, AKP iktidarı ile yönetilen Türkiye’den bahsedildiğini asla unutmayalım.

 

AKP İKTİDARI

 

Dost sanıp nice zalim devleti,

Gezdirdik sırtımızda, kolumuzda!

Vura vura kırdılar iskeleti,

Şimdi bacak alçıda, kol omuzda!

 

Ekrem Şama