İsrail, Rusya, Almanya Bu 3 ülkeyle ilgili sergilenen tutum ve söylemlerdeki değişimler, dış politikamızın ne kadar da dirayetli, tutarlı ve belli bir istikamet çerçevesinde yürütüldüğünün güzel bir numunesi görünümünde. Daha doğrusu, dış politikamızın tutarlı ve bir istikamet üzere yürütülemediğinin göstergesi

Sadece şu 3 ülkeyle olan münasebetlerimizin kısa vadedeki seyrine göre bile yürütülen dış politikanın, politika filan olmadığını söylemek mümkün olacaktır. 3-5 ay önce sarf edilen söylem ve sergilenen eylemlerin 3-5 ay sonrakilerle taban tabana zıt olması, en asgari bir devlet ciddiyetine yakışmamaktadır. En sıradan bir kabile devletinde bile rastlanmayacak türden acayiplikleri, maalesef sıklıkla görüyor ve işin kötüsü de kanıksıyoruz artık. İşte bu durum, devlet kurumlarının, devlet mantığını ve işleyişinin zafiyete uğratılması anlamına gelir ki, vahimdir.

İsrail le, Mavi Marmara katliamından sonra güya bir kriz yaşadık. Her ne hikmetse bu kriz , ya miting meydanlarında atılan nutuklarda ya da iç kamuoyuna yönelik söylemlerde oldu hep. İş ikili ticarete gelince değil kriz , rekor üstüne rekorlar vardı ortada.

Bu arada, gizli saklı yürütülen görüşmeler sürerken, İsrail in sahiplendiği Doğu Akdeniz doğalgazı meselesi çıktı ortaya. Perde gerisinden yürütülen ısınma turları, her ne hikmetse bu doğalgaz rezervinin Türkiye üzerinden Avrupa ya pazarlanması konuşulmaya başlar başlamaz yakınlaşma ya dönüşüverdi. Bugün artık, Türkiye ile İsrail yakınlaşmasının normalleşme ye dönmesinin çok yakın olduğu biliniyor. Bu arada, İsrail gibi bir terör devletiyle Türkiye nin neden bir normalleşme arayışında olduğu ve hiçbir ekonomik çıkar gerekçesinin bu yakınlaşmayı (İsrail in işgali ve katlettiği mazlumlar düşünülünce) haklı kılamayacağı nedense siyasi iktidarı ırgalamıyor bile. Çok yazık!

Mavi Marmara katliamının ardından Türkiye nin öne sürdüğü hiçbir şartı yerine getirmeyip sadece gerçekliği bile tartışmalı bir kuru özür ileri süren İsrail, bugün dost olarak zikredilebiliyor. Hem de mütedeyyin insanların oylarıyla iktidara gelip, onların gözünde neredeyse bir kutsala dönüşen muhafazakar bir siyasi iktidarın eliyle! Bu ne tutarsızlık, bu ne omurgasızlıktır!

6.5 ay önce düşürülen Rus uçağının ardından adeta Moskova yı fethe çıkar tavırları kesen zihniyet, bugün adeta Rusya dan özür diliyor. İlişkilerin eskisi gibi olmasını isteyerek gel yeniden dost olalım diyor. Madem bu noktaya gelecektiniz, 6.5 ay önce neden bu işi yaptınız O günlerde Suriye de katliam yapmakla suçladıkları Rusya ya bugün zeytin dalı uzatarak, o katliamları da hoş görmüş olmuyorlar mı Bunun adı pragmatizmdir, yoksa dış politikada hiçbir politikaya sahip olmayıp günlük coşku ve duygularla hareket etmek midir

Elbette Rusya ya bu sıcak mesajların altında, fiyaskoyla neticelenen saçma sapan Suriye politikasının da payı vardır. Nitekim, Suriye konusundaki fiyaskoyla ilgili iktidar yanlılarının görevden alınan Başbakan ı suçlayıp onu günah keçisi ilan etmeleri de bundandır.

Almanya konusundaki çark ediş ise görülmemiş bir hızdadır. Sözde soykırım iddiasını kabul eden Almanya ya birkaç gün kınamadan cılız tehdide kadar birtakım tepkiler verildi. 3-5 gün sonra ise İncirlik üssünün kullanımı konusunda Almanya ile mutabakata varıldı.

AB meselesinde ise hem bizi oyalıyorlar diye AB yi suçlayıp, hem de birçok Avrupa ülkesinin almayız demesine rağmen ısrarla AB hedefinde ilerleyeceğiz demek, açık bir yönetememe, idare edememe, politika geliştirememe manzarasıdır. 2004 te İslam düşmanı Papa heykelinin önünde imzaya oturan zihniyet için bu tutarsızlık da normaldir.

Bir de Sayın Başbakan ın, İsrail, Suriye, Rusya, Mısır Bu ülkelerle daimi düşmanlık olmaz sözleri var ki, bugüne kadarki  politikaların çöpe atılması demektir. Tam manasıyla bir o zaman biz bu işi niye yaptık meselidir yani.

Doğrusu bu kadar dirayetli bir dış politika dosta güven verir mi bilinmez ama düşmana cesaret verdiği çok açıktır.