Ülkemizin yetiştirdiği güzide akademisyenler, yazarlar; hadis ilmine bir Felsefe Profesörü olarak ciddi katkılar yapmış olan Babanzâde Ahmed Naim’in hayatı, şahsiyeti ve hadis ilmine dair bildirilerini paylaştılar.

Umarım bu bildiriler, üniversitelerimiz tarafından en yakın zamanda kitaplaştırılarak okuyucuların istifadesine sunulur.

Babanzâde Ahmed Naim’in hayatına gelince, mutasarrıflık, valilik gibi çeşitli görevlerde bulunmuş Mustafa Zihni Paşa’nın oğlu olarak 1873 yılında Bağdat’ta dünyaya gelir. İlk ve ortaokulu Bağdat’ta okur. Daha sonra Galatasaray Lisesi’nde okur. O dönemde kişiliği ve çalışkanlığıyla ün salar, Galatasaray Lisesi’nde Fransızcadan en yüksek puanı alan öğrenci olarak öne çıkar. Bu süreçte İslâmi yaşantısıyla dikkatleri çeker.

Mülkiye Mektebi’nde yüksek öğrenimini tamamlar.

Okulu bitirince Dışişleri Bakanlığı’nda mütercim olarak çalışmaya başlar. Bu süreçte Galatasaray’da Arapça dersleri öğretmenliğine başlar, daha sonra bu lisede Akaid hocalığı da yapar.

1908’de Talim Terbiye Kurulu üyeliğine getirilir, yine aynı yıl Ortaöğretim İdaresi Müdürlüğü’ne tayin edilir.

Yine 1908’de bir görevli olarak gittiği Şam’da gazetelerde isminin yapılacak seçimlerde Osmanlı Mebuslar Meclisi için aday gösterildiğini öğrenir ve bir telgrafla bu teklifi reddeder.

II. Meşrutiyet’in ilanından sonra İttihad-ı İslam düşüncesinin yayın organı olarak neşredilen Sırat-ı Müstakim mecmuasının yazar kadrosunda yer alır.

1909’da son devrin büyük mutasavvıflarından kendisinin de şeyhi olan Türbedar Ahmed Amiş Efendi’nin torunu olan Emine Avniye Hanım’la evlenir.

1911 yılında Yükseköğretim Genel Müdürlüğü görevine getirilir, aynı yıl Emrullah Efendi’nin Maarif Vekilliği sürecinde onun da zorlamasıyla Darülfünun’da Felsefe Grubu Dersleri hocalığını alır ve 1933 yılında yapılan üniversite reformuna kadar Darülfünun’da Felsefe, Psikoloji, Ahlâk, Mantık ve Metafizik hocalığı yapar.

1913-1914 yıllarında Maarif Vekâleti Telif ve Tercüme Heyeti azalığına getirilir, bu komisyonda çok başarılı çalışmalar yapar.

1911-1912 yıllarında, Sırat-ı Müstakim-Sebilürreşad gazetelerinde hadis tercümelerine başlar.

Bu süreçte girdiği her dersin kitabını da yazar. Nitekim 1914’te kaleme aldığı Hikmet/Felsefe Dersleri buna örnektir. Bu doğrultuda 1915 yılında George L. Fonsegrive’den Mabadi’-i Felsefen İlmü’n- Nefs, Elie Rabier’den İlm-i Mantık eserlerini tercüme eder.

Özellikle İlmü’n Nefs başlıklı eseri birçok dipnot ekleyerek tercüme ettiği gibi eserin sonunda 1900 felsefi terim için Türkçe karşılıklarını verir.

1918 yılında Darülfünun Rektörlüğü’ne getirilir. Aradan bir yıl geçmeden Darülfünun’da Maarif Vekâleti, kız ve erkek öğrencilerin birlikte okuması yani karma eğitim kararı alır, Ahmed Naim şiddetle muhalefet eder. Karma eğitime geçilmesi için yapılan oylamada tek ret oyunu rektör olarak kendisi verir. Üniversitenin karma eğitime geçmesi üzerine rektörlük görevinden istifa ederek Felsefe Grubu derslerini okutmaya devam eder.

1919 yılında itiraz etmesine rağmen Ayan Meclisi’ne seçilir ve 1922 yılına kadar bu görevi sürdürür. Bu süreçte Darülfünun’da ders vermeye devam eder, Sebilürreşad’da hadis tercümelerini sürdürür. 1914’te makale olarak yayınlayıp daha sonra kitap olarak neşredilen, İslâm’da Dava-yı Kavmiyyet, 1918’de Tevfik Fikret’e Dair-Filozof Doktor Rıza Tevfik Beyefendi’ye başlıklı makaleleri kaleme alır. 1924’de Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları başlıklı eseri yayınlanır.

I925 yılında ise Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih tercümesi ve Şerhi başlıklı eseri tercüme ve şerh etme görevini üstlenir. Darülfünun’daki görevinin yanı sıra yoğun bir biçimde hadis ilmi ve tercümesi üzerine çalışır ve ilk cilt olarak hazırladığı 495 sayfalık Hadis Metodolojisi’yle bu ilme ciddi katkı yapar.

1933 yılında yapılan üniversite reformuyla İstanbul Üniversitesi bünyesinde pek çok arkadaşıyla birlikte o da kadro dışı bırakılır.

Yapılan bu haksızlıklara aldırmadan, hadis tercüme çalışmalarını sürdürür. Eserin ilk üç cildinin tercümesini bitirir. 13 Ağustos 1934 yılında vefat eder.

Şayet imkân bulabilirsem bir başka yazıda hem Babanzâde Ahmed Naim’in hayatından bazı kesitler sunmaya hem de sempozyuma dair izlenimlerimi aktarmaya çalışacağım...