Fetih ruhunun insanda canlı ve diri durması gerekiyor. İnsanı eylemli kılan bu ruh, insanı sürekli yeniliyor. Kendi içine kapanan, giderek sıradanlaşan bir yaşamın insanı körleştirdiği bir gerçek. Diyarbakır sokaklarında, Sur içi ve Sur dışında iki ayrı dünyanın varlığı görülüyor. Dikkatli bir bakış ve titiz bir sezgiyle fark edilebiliyor.
Surlardan indiğimizde, çocukların "arabaya baktım" ifadesi, çocukların dolaylı bir dilenme biçimine götürüldüğü gerçeğidir. Adaletsizlik ve eşit dağılımsızlık insanlar arasındaki uçurumu büyütüyor. Mardin Kapı çevresinde az katlı ve küçük evler, sokaklarda cıvıldaşan çocuklar... Sokaklar çocuk kaynıyor. Hayatın en canlı tarafı buralarda. Diyarbakır ın dinamik ruhunu elinde tutan aziz dostlarım; Selahaddin, Faysal Hoca, Alâeddin, Bilal ve İskan beylerle iki günlük beraberliğimizde, çırpınışları, koşturuşları ve var olma bilincinin duyarlılığı ile bir şehri elinde tutma gayretleri anılmaya değer. Zaten bu tür gönül erleri bir şehri yüreğinden kavrarlar ve o şehri kendi asıl ruhlarına döndürürler.
Diyarbakır ın fethinde bulunan yiğitlerin o devasa surlar önünde nasıl olmuş da bu şehri ele geçirmişler Bugün için, bakıldığında çok basit gibi görünen, ama o günün koşullarında o kadar uzun ve yüksek surları aşan bu insanlar nasıl olmuş da bu şehri ele geçirmişler. Diyarbakır a ilk gidişimde Hazreti Süleyman Türbesine gitmiştik. O akan gürül gürül suları ve türbeyi en ince ayrıntısına değin anımsıyorum. Bu gidişimde beni şaşırtan fazla bir şey yok. Hazreti Süleyman kimdi, Peygamber Hazreti Süleyman olamazdı, peki bu kimdi Bu benim belleğimde bir soru imi gibi asılı duruyordu.
Bu gidişimde öğreniyorum ki, Halife Hazreti Ömer tarafından Diyarbakır feth edildiğinde, girilen bu kapıdan 27 yiğitin şehadeti, onların içinde bulunan Büyük İslâm kumandanlarından Halid bin Velid in oğlu Süleyman ın da olduğunu öğreniyorum. Milletimiz değerlerini hakkıyla anıyor, hiç bir zaman unutmuyor, hayır dualarıyla anıyor. Hazreti Süleyman Halid bin Velid in oğludur ve Diyarbakır surlarını geçip iç surların içinde şehid oluyor. Diyarbakır feth olunuyor o gün bugündür Diyarbakır Müslümanların elinde bulunuyor.
Gelinen süreçte, açılan uçurumlar ve yaşanan açmazlar insanı en olmadık yollara sürüklüyor. Çocuklar arabaya bakmak için üç beş kuruş koparmanın yollarını arıyorlarken, ellerinde Yasin i Şerif cüzleri olan ve okuyabilenler, girenlerin gözlerinin içine bakıyorlar. Merdivenlere ilişmiş olan biri, yanında genç bir bayan ve annesi, ona Yasin okutuyorlar. O da bir yandan Yasin i okurken, bir yandan kadınların cüzdanlarından çıkarmakta oldukları parayı gözucuyla izliyor. Sefaletin ve çaresizliğin, insanları sürüklediği bu açmaz, farklı bir boyutuyla bir yara olarak içimizde işleyip duruyor. Sadece bu mu, sokaklarda işportacılık yapan yığınlarca insanlar, adım başı dilenciler.
Mânevî ruhu yüce olan bu şehre musallat olan yabancılığın, Diyarbakır ın sıcacık ruhunu kemirmekte olduğu gerçeği bizi daha da irkiltiyor. Dostlarımla sokaklar arasında, bulvarlarda dolaşırken, arkadaşlarımın da uyarmasıyla açılan cafelerde gençelerin geleceğe nasıl bir iz bırakacağı, nasıl bir gelecek oluşturacağı duygusu derin düşündürüyor.
Bir yılbaşı gecesi Diyarbakır dayız. Programdan sonra arkadaşlar bizi yemeğe götürdüklerinde lokantanın karşasında Pir Sultan Abdal lokalinde içkili yılbaşı kutlaması yapıldığı, gürültülü sesin dışarıya yüksek volümlü taştığını görüyoruz. Geleneğimizin büyük insanları bu ruhu temsil etmiyorlar. İçkili eğlenceler, yılbaşılar ve bu yabancı ruhlu oluşlar insanımızın ruhunu kemirmekte. Bunları gidermenin yolu ve yöntemi nedir, bunu millet olarak çözmeliyiz. Anadolu Gençlik Derneği nin düzenlediği Mekke nin Fethi Gecesi nde bu özlemin duyarlılığını taşıyan öz bir ruh hâlâ vardır. Hazreti Ömer in askerlerinin girdiği gibi, bu kapıdan, bu şehre yeniden girilmeli ve bu güzelim belde asıl ruhuyla buluşturulmalı. Çünkü İslâm öncesi pagan kültürler deşilmeye ve bu halk bu millet İslâm öncesine götürülmek istenmektedir.
Bu davanın aziz dostları bir avuç da olsalar bir şehri yeniden aslına döndürmenin ve ona kalbetmenin büyük çabası içindedirler. Onlara selâm olsun.