Dindar, dinin emir ve yasaklarına hakkıyla uyan, dinine kuvvetle bağlı olup gereğini yerine getiren kimseye denir. İslam dininin gereklerinden biri de güzel ahlâklı olmaktır. Zira Peygamber Efendimiz (S.A.V.), “Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim” buyurmuşlardır.
Hatırlarsanız zamanın başbakanı, “Dindar nesil yetiştireceğiz” demişti. Dindar bir nesilden beklentimiz dinin emir ve yasaklarına uyan, güzel ahlâklı bireylerdi fakat geldiğimiz noktada bahsi geçen nesli mumla arıyoruz. Dinin emir ve yasaklarına uymayı geçtik, gençlere inancımız hakkında en basit soruları sorduğumuzda cevap alamıyoruz.
Bir sokak röportajında gençlere mikrofon uzatıp salâvat getirir misin diye soruyorlar. Çoğu cevap veremiyor. Bununla da kalmıyor dalga geçiyorlar. Bunun gibi sokak röportajlarına kurgu diyebiliriz. Fakat gençlerle biraz ilgilenmeye başladığınızda bu durumda olan birçok gencin varlığını fark ediyorsunuz. Zaman zaman komşu çocukları ile ev dersleri yapıyoruz. İnsanlar çocuklarını Kur’an kurslarına, camilere gönderemedikleri için son çare bizim kapıyı çalıyorlar. Onlarla sohbet ederken fark ediyorum ki çoğu temel dini bilgileri bilmiyor.
Emir ve yasaklardan bihaberler fakat ahlâkları nasıl diye bakıyoruz. Ahlâki değerler de yerle bir. Sokağa çıkmaya hayâ ediyoruz artık. Geçenlerde çocuk parkında oturuyorum. Bir anda liseli gençler bastı parkı. Bir yandan kendilerine ve çevrelerine zarar verecek şekilde oyun parkındaki oyuncaklarla oynuyor bir yandan birbirlerine ağza alınmayacak küfürler edip gülüyorlar. Dayanamadık uyardık çocuk parkındasınız yapmayın yakışmıyor diye. İçlerinde bazısı hani çocuk diye atarlanıp küfrün dozunu artırdılar. Hâlbuki onların o hallerine korktuklarından aileler çocuklarını oradan uzaklaştırmıştı çoktan. Neyse ki içlerinde aile terbiyesi almış olanlar varmış, özür dileyerek arkadaşlarını parktan uzaklaştırdılar. Bu bir örnek fakat parkta, sokakta, toplu taşıtlarda, sosyal medyada çok rahat küfreden, ahlâki kuralları yok sayarak insanları rahatsız edenlerin sayısı gittikçe artıyor.
Elbette bu durumun kültür emperyalizmi ile çok yakından ilgisi var. Aman canım bir dizi bir film ne kadar bozabilir ahlâkımızı derken izlediklerimize dönüştük. Argo ve küfrün komedi filmi adı altında normalleştirilmeye başlandığı ilk yıllarda aklı başında olanlar tepki göstermişti. Bir kısmı ise aman canım ne olacak alt tarafı bir film demişti. Şimdi ise sokaklarımız, parklarımız bu filmlerden fırlamış gibi. Gençler küfretmeyi, argo kelimeler kullanmayı marifet sanıyorlar. Eee biz büyükler bu filmleri çocuklarımızla izleyip kahkahalar atmadık mı? Niye bu durumu garipsiyoruz ki? Sonuç olarak ailesinden böyle şeyler görmemiş olanlar dahi sosyal çevrelerinde kabul görebilmek için küfürlü konuşmak zorunda hissediyor.
Bu tablo dindar nesil yetiştireceğiz diyenlerin değil, bu söze inananların suçu. İktidarda içimizden çıkanların olmasının tüm sorunları çözeceğine inanarak, yapılan her yanlışa göz yumulmasının sonucunu yaşıyoruz. Faize dünya gerçeği denirken, domuz eti kasaplık hayvan statüsüne sokulurken, zina serbest bırakılırken, İslam’ın emir ve yasaklarına aykırı davranılıyor diyemeyenlerin suçu bu. İnsanlar kutuplaştırılırken, birbirlerine iftira ve yalanlar atarken, Meclis kürsülerinde, miting meydanlarında birbirlerine ağza alınmayacak cümleler kurarken tepki koyulmamasının sonucu.
İktidar dindar nesil yetiştireceğiz türküsünü söyleye söyleye tam tersi işlere imza attı da bu çocukların anne-babaları, öğretmenleri biz böyle yaparak çocuklarımıza nasıl örnek oluyoruz diye hiç mi düşünmediler? Hiç kimse gençleri suçlamasın, ellerimizle yaptıklarımız çocuklarımızın felaketini araladı. Ders alır mıyız? Önce ahlâk ve maneviyat diyemedikçe zor…