Doç. Dr. Mustafa Tuna…

Melih Gökçek’in istifasının ardından, Ankara Büyükşehir Belediyesi ’nin yeni başkanı.

Öncelikle hayırlı olsun temennimi ifade etmek istiyorum.

Mustafa Tuna, iki dönemdir Başkent’in önemli metropollerinden Sincan’da belediye başkanlığı görevini ifa ediyordu.

Sincan Belediyesi resmi web sayfasında Başkan’ın mesajı dikkatimi çekti. 10.01.2013 tarihinde kaleme alınmış. Şunları söylüyor, Mustafa Bey mesajında;

* “Bir belediye başkanı her ne kadar bir partinin çatısı altında seçilse de iş başına geldikten sonra partili partisiz tüm vatandaşları kucaklamak onun vicdani ve kanuni görevidir.”

* “Biz bu ilkeyi hiç unutmadan her hafta Cuma günleri düzenlediğimiz halk günlerinde gerek esnaf gerekse vatandaş ile bir araya gelerek dertleştik. Vatandaş elbette derdini bize anlatacaktı, hep onların yanında olduk, çözüm yolunda beraber yürüdük.”

* “Bizim belediyecilik anlayışımız insan odaklı, hizmet amaçlı sosyal bir belediyeciliktir.”

* “Kimsesiz, muhtaç ve fakir ailelerin yanında olmaya devam edeceğiz.”

* “Temel belediyecilik hizmetleri bizim için ne kadar önemliyse yaptığımız sosyal ve kültürel hizmetler de bizim için o kadar önemlidir.”

Özetle bunları dile getiriyor Mustafa Tuna.

Elbette, güzel, hoş söylemler. Ama bunların ne kadarının yapıldığını, bu sözlerin ne kadarının tutulduğunu en iyi Sincan halkı biliyor.

Mustafa Bey bakalım, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak da aynı taahhütleri tekrarlayacak mı?

***

Son bir not; bu fotoğraf dikkatinizi çekti mi, acaba?

Melih Gökçek Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, Mustafa Tuna da Sincan Belediye Başkanı. Mustafa Bey, Melih Bey’in koluna girmiş ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı binasından birlikte çıkıyorlar, koruma ordusu eşliğinde.

Belli ki bir toplantıya ya da açılışa yetişecekler. Mustafa Bey, hararetli hararetli bir şeyler anlatıyor, Melih Gökçek’e…

Nereden bilsinler halef-selef olacaklarını…

Merak ettiğim konu şu: Mustafa Tuna makama oturduktan sonra Melih Bey ziyarete gelecek mi, gelmeyecek mi? Benzer bir fotoğraf verecekler mi, vermeyecekler mi?

BİNALİ YILDIRIM’IN KABİNE ARKADAŞINA YAPTIĞI ESPRİ!

Başbakan Binali Yıldırım , Amerika’da… Son dönemlerin en ilginç dış gezilerinden biri olmaya aday gözüküyor, bu gezi…

Ama ben başka bir sayfadan, daha renkli bir anekdottan söz etmek istiyorum.

Yıl, 2004…

Dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım , kalabalık bir heyetle Erzincan’ın ilçesi Eğin’e (Kemaliye) gelir…

Heyette, Kemaliyeli olan Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun da vardır…

Özden Tesisleri’ne geldiklerinde, gece yarısında kendilerini klarnet ekibi karşılar…

Binali Bey, aracından indiğinde ilçe halkının yöresel oyunları ile karşılaşır…

Bir şey daha olur; Bakan Ali Coşkun da halaya katılarak oynamaya başlar…

Tüm olup bitenleri izleyen Binali Yıldırım, oyun faslı bittikten sonra, kabine arkadaşı Bakan Ali Coşkun’un kulağına eğilerek şu espriyi yapar:

“Ali Abi, sağa bakıyorum kayalıklar, sola bakıyorum kayalıklar, aşağı bakıyorum uçurum, su. Burada insan ne yapacak; ancak oyun oynar, başka ne yapsın!”

Beraber gülüşürler…

DEMOKRASİYİ FELÇ EDEN MEKANİZMA: SEÇİM BARAJI!

1) Yüzde 10 seçim barajı 1980 darbesinin ürünü, Türkiye ’nin huzurunu bozan, demokrasisini felç eden bir mekanizma, 1983’ten beri işliyor.

2) Ülkesini seven, insaf, vicdan sahibi herkes bilmeli ki, % 10 seçim barajı var oldukça ülke huzura, esenliğe, demokrasiye hasret kalacaktır.

3) Yüzde 10 seçim barajını konuşmayanların demokrasiden, insan haklarından, eşitlik, özgürlük ve adaletten de söz etmemesi gerekir.

4) Farklı dönemlerde iktidar olan aktörlerin 34 yıldır halkın aleyhine işleyen bu baraj mekanizmasına ses çıkarmaması menfaatleri gereğidir.

5) Fakat yüzde 10 baraj mekanizması karşısında irili-ufaklı muhalefet partilerinin sessizliğe gömülmesi gafletten başka neyle açıklanabilir?

6) İnsan öyledir. Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete der, fakat alamet nedir, kıyamet nedir, pek düşünmez. Görmez içler acısı halini.

7) İnsanlar yıllardır eğitim sistemi, sınav, TEOG konuşur durur da, ailelere, öğrencilere, öğretmenlere neden hiç danışılmadığını düşünmez!

8) Öğrencileri, öğretmenleri, aileleri mağdur eden bozuk eğitim sistemiyle demokrasiyi felç eden % 10 barajı arasındaki bağ neden görülmez?

9) Çocukları, gençleri, aileleri perişan eden işsizlik ve yoksullukla demokrasiyi felç eden yüzde 10 barajı arasında bir ilişki yok mudur?

10) Hukukun üstünlüğü, hesap verebilirlik ve şeffaflıkta tıknefes oluşumuzla demokrasiyi kötürüm bırakan % 10 barajının alakası yok mudur?

11) Demokrasiyi felç eden yüzde 10 barajı kalkmadan, toplumun huzur ve kardeşlik içinde yaşayacağı bir zemin nasıl kurulabilir ki?

12) Yüzde 10 barajı toplumdaki farklılıkları ve çoğulculuğu erozyona uğratıyor, sayıların üstünlüğüne dayalı çorak bir toplum üretiyor.

13) Yüzde 10 seçim barajı toplumu kutuplaşmaya, gruplaşmaya itmiyor mu? Kazanmak uğruna aktörler her yolu mübah görmüyor mu?

***

Prof. Dr. Emre Bağce bunları söyledi.

Emre Bağce, öteden beri özellikle ekrandan mesajlarını takip ettiğim bir akademisyen. Yapıcı mesajları ile üretken bir isim.

Emre Bey’in tüm bu görüşleri üzerine tek bir cümle etmek istiyorum; hay ağzına sağlık Emre Bağce hocam, yüreğine sağlık…

10 SORUDA YENİ SINAV SİSTEMİ

Yeni açıklanan “Liselere geçiş sistemi” çözüm olacak mı?

1) Yerli ve milli mi?

2) Adaleti sağlayacak mı?

3) Anadolu çocuklarına kapıları açıyor mu, kapatıyor mu?

4) Sadece durumu kurtarmak için getirilen bir sistem mi?

5) Göçlere sebep olacak mı?

6) Liselere sınavsız geçişi sağlayabilecek mi?

7) Kalıcı olacak mı?

8) Liselerin yüzde 90’lık kısmını da “nitelikli” hale getirecek mi?

9) Yepyeni bir sistem ne zaman açıklanacak?

10) Getirilen sistem, “Fakir yine fakir, zengin yine zengin!” mantalitesinin bir devamı mı?