İstanbul milletvekili Mahmut Tanal, nişasta bazlı şekerlerle ilgili olarak Başbakan Davutoğlu tarafından cevaplandırılmak üzere Meclis’e bir soru önergesi veriyor. Tanal, soru önergesinde özet olarak; ‘Türkiye’nin şeker ihtiyacını şeker pancarından karşılama imkânı varken her yıl nişasta bazlı şekerlerin kotasının neden artırıldığını ve AB ülkelerine göre daha fazla tüketilmesine neden zemin hazırladığının cevabını istiyor.
Davutoğlu da soru önergesini cevaplandırması üzerine Tarım Bakanı Mehdi Eker’e yönlendiriyor. Eker de, Şeker Kurumu’ndan aldığı cevabi yazı ile soru önergesine yanıt veriyor.
Neymiş efendim, Türkiye’de nişasta bazlı şeker tüketimi AB’nin gerisindeymiş! AB ülkelerinde kişi başı NBŞ tüketimi 10.9, Türkiye’de ise 4.2 kg’mış!
Kuldan utanmıyorsunuz, Allah’tan bari korkun!
Konunun daha iyi anlaşılması için burada şu bilgileri vermem gerekiyor. Glikoz ve izoglukoz ikisi de NBŞ’nin bir türevidir. İzoglukoz, şeker pancarından üretilen şekerin muadilidir. Yani doğrudan şeker yerine kullanılır. Glikoz ise şekerin muadili değildir. Daha çok gıdalarda katkı maddesi olarak kullanılır. Glikoz, şekerin muadili olmadığı için üretimi AB ülkelerinde kotaya tabi değildir. Ancak şekerin muadili olduğu için izoglukoz kotaya tabidir. AB ülkelerinde toplam izoglukoz üretimi de 720.441 bin ton seviyesindedir.
Türkiye’de ise NBŞ’nin her iki türevi kotaya tabidir. Ancak NBŞ kotasının tamamına yakını izoglukoz da kullanılıyor. Yani 325 bin ton kotanın, 260-270 bin tonu izoglukoz olarak üretiliyor.
Nişasta bazlı şekerlerde önemli olan izoglukozdur, glikoz değildir. Bunun altını çizmemiz gerekiyor. Bundan dolayı da glikoz üretimi AB’de kotaya tabi değildir. Türkiye’de de kota dışına çıkarılabilir. Ancak ülkemizde mevcut durumda bile kayıp-kaçakların önüne geçilemiyor. Böyle bir ortamda glikozun kota dışı çıkarılması demek, izoglukoza kotasız üretim hakkı vermek anlamına gelir.
Bu hatırlatmalardan sonra gelelim rakamlara. Rakamlar üzerinde bir karşılaştırma yaptığımızda AB’de kişi başına nişasta bazlı şeker tüketimi 1.4 kg iken, Türkiye’de ise 3.5 kg’dır. Türkiye’deki tüketim miktarına, kayıp kaçak rakamları dahil değildir. Onları da dahil ettiğimizde rakam 4.5-5 kg’a çıkıyor.
Peki, durum böyle iken Bakan Eker, nasıl oluyor da Türkiye’de nişasta bazlı şeker tüketiminin Avrupa ülkelerinin gerisinde olduğunu söyleyebiliyor
İşte burada rakam cambazlığı yapıyorlar!
Nişasta bazlı şekerler konusunda ‘tartışmalı’ bir duruşu olan Şeker Kurumu, zaten bu ‘cambazlığı’ çok iyi yapıyordu. Burada garip olan Bakan Eker’in de Şeker Kurumu’ndan gelen rakamları hiç sorgulamadan altına imza atmasıdır.
Tarım Bakanlığı’nın şeker pancarı ve nişasta bazlı şekerlerle ilgili soruları bile cevaplayamayarak bir başka kurumdan bilgi istemesi bile başlı başına bir sorun aslında. Neyse!
Nasıl cambazlık yapıyorlar
Avrupa’da şekerin muadili olmayan glikozu işin içine dahil edip rakamı şişiriyorlar. Böylece Avrupa’nın glikoz rakamları üzerinden Türkiye’de üretimi korkunç boyutlara varan ve nişasta bazlı şekerlerde asıl tartışmamız gereken izoglukozun üzerini örtmüş oluyorlar. Kamuoyu, Şeker Kurumu eliyle nişasta bazlı şekerler konusunda zaten aldatılıyordu! Kamuoyunun aldatıldığını ben değil, devletin en önemli denetim kurumu olan Sayıştay raporları söylüyor. Danıştay kararları da bunu belgeliyor.
Buna Tarım Bakanlığı da katılmış oldu…
Nişasta bazlı şekerler konusunda gerçekten samimi iseniz, Türkiye’deki NBŞ kotasının neden tamamına yakını izoglukozda kullanılıyor Avrupa’da izoglukoz üretimi, glikozun yüzde 20’si iken, Türkiye’de bu oran neden yüzde 80-90’lar seviyesinde
Önce bunun cevabını verin!
Hadi kamuoyunu bırakın,
Başbakan Davutoğlu’nu bari yanıltmayın!