15 Temmuz hain ve işgalci kalkışmayı soruşturmak için TBMM’de bir araştırma komisyonu kuruldu.

Komisyonun Başkanı, AK Parti Erzincan Milletvekili Serkan Bayram.

Serkan Bayram, Başbakan Binali Yıldırım’a yakın bir isim. Bu açıdan bakıldığında, bilgi, kaynak ve belgelere ulaşma bakımından şanslı sayılır. Konjonktürden de yararlanarak birçok kapının çok fazla zorlanmadan bu komisyona açılacağını söylemek mümkün.

Ama buna rağmen komisyonun önünde engeller var.

Örneğin, bu darbe girişiminin elebaşı olan FETÖ’nün komisyona gelmesi meselesi...

ABD engeli bir türlü aşılamıyor. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ bu ayın sonunda Amerika’ya giderek temaslarda bulunacak.

Neler yaşanacak göreceğiz...

Ama şunu söylemek mümkün; Komisyon Başkanı Serkan Bayram işe hızlı başladı. Bir anda Türkiye’nin en çok konuştuğu isimlerden biri oldu, Serkan bey. Onu bu kadar ileri taşıyan ise son açıklamaları. Şunları söyledi Darbe Komisyonu Başkanı;

* “15 Temmuz darbe girişiminden sonra malumunuz FETÖ terör örgütünün araştırılması ve faaliyetlerinin incelenmesi açısından bir komisyonumuz kuruldu, 15 Temmuz Darbe Komisyonu isminde. İlk toplantımızı yaptık, başkanlık divanını seçtik. Tabi her partiden üye arkadaşlar var. Ben de dedim ki, bu darbe girişiminin elebaşı olan FETÖ’nün komisyonumuza çağrılarak dinlenmesinin bizim için çok büyük bir hukuken de sonucu olacaktır. Onu anlattım.”

* “Malumunuz bir iade süreci başladı, hükümetimiz tarafından başvuru yapıldı. FETÖ elebaşının iadesi için. Bu süreç devam ediyor. Bizim komisyonumuz da milletimiz ve Meclisimiz adına hareket ediyor ve her partiden vekil var.”

* “Bu sürece komisyonumuzun da katkı sunması için bu elebaşı her yerde, dünya basınına diyor ki; ‘ben masumum, ben darbeyi yapmadım, komisyon kurulsun gerçek ortaya çıksın’ gibi böyle alakasız, mesnetsiz beyanlarda bulunuyor. Ben de ‘buyurun komisyon burada milletin komisyonu, her Türk vatandaşı gelip bu komisyonda beyan edebilir görüşlerini, düşüncelerini darbe ile ilgili komisyon burada, gelin beyan edin. Gelmezseniz bu darbeyi zımnen kabul etmiş olursunuz. Bunun bir çağrısıdır...’ Benim demek istediğim budur.”

* “Keza gelmediği takdirde de biz Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu olarak en azından elimizde güçlü bir done oluşacak, dünya kamuoyuna, ilgili yerlerde bunu çok rahatlıkla her partiden üye olduğu için çok daha rahat anlatacağız ve Adalet Bakanımızın başvurduğu iade sürecine de o dosyada ek delil olacaktır.”

* “Bazı medya organlarında ‘yok işte Amerika’ya gidelim, dinleyelim filan’ böyle bir şey söz konusu değildir. Meclis tutanakları açıktır, sarihtir. Biz ne konuştuğumuzun da bilincindeyiz, farkındayız. Yıllardır bu FETÖ örgütüyle mücadele etmişimdir. 17-25 Aralık’tan sonrası da çok ta davam mevcuttur.”

* “Bir daha darbe olmaması için bu komisyonun kıymetini iyi bilmeliyiz. Doğrusu neyse onu yapıp, gerçekleri, realiteleri ortaya çıkarmalıyız ve komisyon araştırma komisyonudur. Çağrı üzerine davet edilir. Komisyona gelinir, kimsenin ayağına gidilmez. Öyle usul de yoktur. Bunun bilinmesini istiyorum.”

* “Keşke gelse. Zamanında ülkeme döneyim diye dua ediyordu. Buyursun gelsin. Meclis komisyonu var. Ben darbenin içinde bulaşmadım dediyse gelsin anlatsın.”

***

Temennim, gerçeklerin tüm çıplaklığıyla ortaya çıkarılması...

TBMM Komisyonu demişken şunu da ifade etmem lazım; Komisyonun araştırmasını tamamlaması kadar, siyasi iradenin hazırlanacak “Rapor”a sahip çıkması da bir o kadar ehemmiyet arzediyor.

Siyasi iradenin arkasında durmadığı bir komisyon raporu “kadük” olmaya mahkum, zira! TBMM rafları, “Büyük iddialarla hazırlanan ama ve de fakat raflarda çürümeye terk edilen” TBMM araştırmaları ile dolu...

Hatırlatayım istedim...

İŞTE BU OLMADI SERKAN BEY!

Serkan Bayram... Erzincan Milletvekili...

Geçtiğimiz günlerde bölgesine yatırımlar noktasında, ilgili ve yetkili isimlerle bir araya geldi.  Burada sarf ettiği bir cümle dikkatimi çekti;  “Hipodrom konusuna gelince, 2.000 istihdam demektir. 15-20 milyon TL Erzincan Belediyesi’ne katkı demektir. Her yerde at yarışı oynanıyor. Organize sanayi bölgesinde hipodrom çalışmasına başlanacak. Bir buçuk yıl içerisinde hizmete sokacağız. Hipodrom çalışması ile Erzincan’da 2 bin istihdam sağlayacağımızı buradan belirtmek istiyorum.”

İşte bu olmadı Serkan Bey.  Hipodrom demek kumar demek, insanları, gençleri tembelliğe alıştırmak demek... Alın teri olmadan kazanmaya teşvik demek.  Serkan Bey, Doğu ve Güneydoğu’nun ihtiyacı hipodrom değil, fabrika... Serkan Bey, Doğu ve Güneydoğu’nun ihtiyacı hipodrom değil, imalat...

Serkan Bey, Doğu ve Güneydoğu’nun ihtiyacı hipodrom değil, üretim...

Serkan Bey, Doğu ve Güneydoğu’nun ihtiyacı hipodrom değil, yatırım...

Serkan Bey, Doğu ve Güneydoğu’nun ihtiyacı hipodrom değil, gelecek yılları, gelecek kuşakları, gelecek nesilleri düşünerek adımlar atmak olmalı.  Bu da heralde “devlet kumarı”nı yaygınlaştırmak yerine köklü çözümler olmalı...

Öyle değil mi!