Biz siyasete hâkim olan üslubun daha hoşgörülü olmasını beklerken görüyoruz ki siyasette üslup daha çirkinleşiyor!

Yani daha da sertleşiyor!

Dün farklı görüş sahipleri “hainlik” ile suçlanırken bugün farklı görüşe sahip olanlar yuhalanıyor!

Her iki davranış da siyasete yakışmıyor.

İnsanlar ne farklı düşüncelerinden dolayı “hainlik” ile suçlanmalı ne de farklı görüş sahibi oldukları için yuhalanmalılar!

İnsanlar birbirlerini oldukları gibi kabul edebilmeliler!

Herkesin aynı şeyi düşünmesi, aynı şeyi söylemesi ve aynı şeyleri yazıp çizmesi beklenmemelidir!

Siyasette farklı düşünce bir zenginlik olarak kabul edilmeli ve farklı düşüncelerin sahipleri birbirlerine saygı duymayı başarmalıdırlar.

Bu başarılamazsa toplumsal gerilimin artması kaçınılmaz bir hâl alacaktır.

Bir kesim “hain” olarak takdim edildikleri için kavgaya hazırlanırken diğer kesim de yuhalandığı için kolları sıvayacaktır.

Böyle bir tabloyu ne kendimize, ne farklı düşünenlere ne de ülkemize yakıştıramıyoruz.          

Hele bir zamanlar birlikte hareket etmiş, birlikte siyaset yapmış insanlara hiç yakıştıramıyoruz.

Ülke siyasetinin gerginliğe değil, hoşgörüye muhtaç olduğunu unutmamalıyız.

Birbirimizi yargılamaktan çok anlamaya çalışsak çok daha hayırlı bir iş yapmış olmaz mıyız?

Elbette birbirimizi eleştirebilmeliyiz ama bunu yaparken hakaret etmeden yapmalıyız.

Elbette birbirimizin yanlışlarını dile getirebilmeliyiz ama bunu yaparken de üslubumuza çok dikkat etmeliyiz.

Karşımızdaki insanları kırmadan, incitmeden, üzmeden meramımızı anlatabilmeliyiz.

Bunun için de birbirimizin hasmı değil, rakibi olduğumuzu aklımızdan hiç çıkarmamalıyız.

Bir tatlı rekabet içinde birbirimiz ile yarışmak varken işi kavga boyutlarına taşımanın kimseye yararı olmaz.

Gerginlik üzerine kurulu politikaların bir dönem prim yaptığını kabul ediyoruz ama bunun hep böyle devam etmesinin yararlı olmayacağını da görüyoruz.