Dünya istesek de istemesek de güçlülerin hâkimiyeti altında. Bunların başında ABD geliyor. Her türlü silaha sahip olmalarının sağladığı güç, uzun yıllar dünyayı sömürmenin verdiği maddi zenginlik sebebiyle, “Ben her istediğimi yaparım” mantığı ile hareket ediyor. Bunun da ötesinde uzun yıllar Amerika kıtasını istedikleri gibi kullananlar, öyle bir noktaya gelmişler ki, işgal ettikleri toprakların gerçek sahipleri ya köleleştirilmiş ya da katledilmiş. İşgalcilerin önemli bir bölümü Avrupa kıtası olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinden gelen kovboylar adeta yerli halkın kökünü kazımışlar, yerli hakla efendilik yapmışlar, Afrika’dan gemilere doldurularak getirilen insanlar da köle olarak kullanılmıştır. Bugün dünyaya demokrasi ve insan hakları dersi vermeye kalkanların geçmişinin kan ve gözyaşından ibaret olduğu ya unutulmuş ya da unutmak tercih edilmiş.
Derdim Avrupalı kovboyların bir kıtayı nasıl işgal ettikleri, o toprakları yüzyıllardır vatanları bilen insanları nasıl ölüm ile göç arasında bir tercihe zorladıklarını yazmak değildi. Ancak G7 Zirvesi’nde alınan bir takım kararların uygulamaya geçilmesi ister istemez yüzyıllar önceyi hatırlamama sebep oldu. Öncelikli olarak sözünü ettiğim haberlerin kısaca başlıklarını aktarmak istiyorum. Elbette G7 Zirvesi’nde sadece sözünü edeceğim konu ele alınmadı. Ancak, bu konu bizi de yakından ilgilendirdiği için üzerinde durmak istedim.
Medyaya, “Zelenski’ye F-16 sözü” ya da, “ABD’den Ukrayna’ya F-16 için yeşil ışık” başlıkları altında yansıyan haber ile ilgili daha sonra ABD’nin Ukraynalı pilotlara F-16 eğitimi vermeye başladığı haberi gündeme geldi. Ancak, olay bu haberlerle bitmiş değil. Gelen bir başka haberde, “Biden Zelenski’den güvence aldı. Ukrayna’nın F-16’sı olacak ama Rusya’yı vuramayacak” deniyordu.
Hemen belirteyim ki, Türkiye olarak bu tür haberlerin yabancısı değiliz. Çünkü ülkemize karşı ambargo uygulayan ABD’den gelen haberlerde benzer gelişmeleri yaşıyoruz ama sonu gelmiyor. Zaman zaman bize de yeşil ışık yakıyorlar ama ardından bir takım şartlar ileri sürüyorlar. Bu şartların içeriğini tam olarak bilmiyoruz, hangi ülkeye, hangi şartlarla F-16’ları kullanabileceğimizi ileri sürdüklerini tam olarak bilmiyoruz. Böyle olunca da söz konusu uçakları almanın bir anlamı kalmıyor. Çünkü her ülke ihtiyacı olan malzemeyi alır. İhtiyacı olduğu halde kendi iradesine göre kullanamayacağı uçağı almasının sadece ABD harp sanayisini desteklemenin ötesinde bir anlamı olmayacağı için ülkemiz kapılar arkasında ileri sürülen şartlar sebebiyle uçakları almak için harekete geçmiyor. Ancak görünen o ki, Ukrayna ABD’nin Rusya’ya karşı kullanmama şartını kabul etmiş olacak ki, ABD, Ukraynalı pilotlara F-16 uçaklarının eğitimini vermeye başlamış.
Şu anda Ukrayna’nın başı Rusya ile dertte ise, ülkenin her geçen gün bir parçası Rusya tarafından işgal ediliyor ki, Rusya’ya karşı kullanamayacağı uçakları neden alır? Ayrıca bu soru ile birlikte akla gelen bazı hususlar daha var. ABD, söz konusu savaş uçaklarını Ukrayna’ya vermesine rağmen bu uçakların Rusya’ya karşı kullanılmaması şartı İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ABD ile Rusya arasında dünyanın sömürü alanlarına ayrılmış olmasının bir neticesi olarak iki ülkenin birbirlerini korumalarının bir sonucu mu? Ya da ABD, Avrupa’da muhtemel bir çatışmada Ukrayna’yı kullanmayı mı düşünüyor? Elbette başka sorular da akla gelebilir ama sömürgecilerle iş birliği yapanlar eninde sonunda onların istediği çizgiye gelmek zorunda kalacaklarsa bu düzenin bir an evvel yıkılmasından başka çare görülmüyor. Bu bakımdan dünyayı sömürgecilerin kontrolünden çıkarmak için en kısa zamanda İslam Birliği’nin kurulması için harekete geçirmesi gerekiyor. İslam Birliği’nin bugüne kadar hayata geçirilememiş olmasında sömürgecilerin rolünü görmek durumundayız.