Bugün gençlerimiz rol modellerini dizilerden seçiyorlar.

Bu çocuklar gelecekle ilgili hedeflere sahip değiller. Günü birlik maceraların

peşinde koşuyor ve kendilerini bulamıyorlar. Umutlarımızı bağladığımız

çocuklar, şiddet ve korku saçan birer varlığa dönüşüyor. Biz onlara şefkati

öğretemiyoruz. Son günlerde sokaklarda, akran grupları arasında ve liselerde ardı

sıra devam eden şiddet görüntüleri umutlarımızı iyice kırıyor. Fakat ne anne

babalar ne de eğitimciler çocukların şefkat duygusunu işlemek ve onları yeniden

kazanmak için kayda değer bir çaba gösteremiyorlar. Çünkü bu günün dünyasında

şefkat ve adaletin geçerliliğini yok. Geçtiğimiz hafta yine bir liseli genç iki

arkadaşını bıçaklayarak yaraladı. Bir süre önce sınıfta öğretmenini

bıçaklayarak öldüren gencin hayatla nasıl bir iletişim kuracağı ise henüz

belirsiz. Anneyi öldüren genç kızın nasıl bir ruh hali içinde yaşadığını

bilemiyoruz. Özellikle liselerde, uyuşturucu,şiddet ve çeteler gençleri kapmak

için hazır bekliyor. Bu görüntüleri analiz ederken ister istemez aklımıza şöyle

bir soru da geliyor:V Neden bazı öğrenciler onca arkadaşları arasından çıkar

da bu görüntülerin müntesibi olur Ne yazık ki, ailede ve çevrede adalet,

şefkat ve empati duygusu gelişmeyen çocukların içine düştüğü durumun

fotoğrafıdır bu. Fakat yoğun baskı ve dayatmalara rağmen aileden aldıkları ile

kendilerini koruyan gençlerimiz de var. Biz onların taktir edilmelerini ve

ahlaki yönden arkadaşlarına örnek olmalarını bekliyoruz. Okullardaki şiddeti

önlemek için, çocuklara, işkenceye uğrayan ve acı çeken bir kurban izletilip

onun acısını hissetmesi için teşvik edilmiştir. Fakat sosyal ilişkilerde bu tür

suni önlemlerin pek faydalı olduğu görülmemiştir. Elbette empati duygusu

gelişmiş bir çocuğun arkadaşına şiddet uygulaması beklenemez ancak bu konudaki

çalışmalar laboratuvar ortamında değil doğal hayatın içinde çocuğa

öğretilmelidir. Mesela anne çocuğu ile yürürken yolun kıyısında titreyerek bir

şeyler satan adam hakkında açıklama yapmalı ve onun halini anlaması için teşvik

etmelidir. Ya da, yoksul komşu için ayrılan yardımları çocukla birlikte

götürmeli ve bu insanların duygularını hissetmesi için sorular sormalıdır.

İslam toplumlarında çocukların vicdan gelişimi ailenin desteği ile doğal

ortamlarda gelişir ve bu çocuklar çevrelerine faydalı erdemli birer insan

olurlardı. Bugün gençlerimiz rol modellerini dizilerden seçiyorlar. Bu çocuklar

gelecekle ilgili hedeflere sahip değiller. Günü birlik maceraların peşinde

koşuyor ve kendilerini bulamıyorlar. Empati paylaşım, adalet ve şefkat

duyguları yeterince gelişmediğinden engellendiklerinde hemen şiddete

başvuruyorlar. Çünkü onlar için şiddet gücün bir göstergesi. Okulda ya da evde

modelledikleri şiddeti sosyal hayata çıktıklarında buraya aktarılıyorlar.

Şiddeti önlemenin yolu ise İslami bilgi ve bilinçten geçer. Allah sevgisi ile

büyüyen bir genç insanlara haksızlık yapmaz fakat haksızlığa uğrayana destek

verir. Bu nedenle gençlere ev ortamında okul hayatında ve sosyal yaşamlarında

maneviyat destekli bir eğitimin verilmesi şarttır.