İstiskanın meşrûiyyeti
Kur an-ı Kerim ve sahih hadis-i şerifler ile sabittir.
Yukarıda arz ettiğimiz ayet-i kerimeler, istiskanın geçmiş ümmetlerde de meşru
olduğunu göstermektedir, Ebû Hureyre (R.A.) den rivayete göre Resûlullah
(S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu: Bir peygamber yağmur duasına çıkmıştı. Bir
de gördü ki, bir karınca sırt üstü yatmış ayaklarının bir kısmını göğe
kaldırmış. Bunun üzerine o peygamber: Geri dönünüz. Bu karıncanın halinden
ötürü yağmur duanız kabul olunmuştur. Yağmurlar kesildiği zaman, Müslümanlar yağmur
duasına çıkar, Kerîm olan Yaratıcımızdan yağmur yağdırmasını niyaz ederler.
İmam-ı A zam a göre istiskadan maksat yalnız duadır, istiğfardır, bunda
cemaatle namaz sünnet değildir, bilakis caizdir. ALLAH Teâlâ nın: Rabbinizden
af dileyin, çünkü o çok bağışlayıcıdır, dedim. ayet-i kerimesi buna delildir. Ayrıca Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz,
Hz.Ömer ve Hz.Ali (R.Anhüma)nın yağmur duasına çıkıp fakat namaz kılmadıklarını
bildiren rivâyetler İmam-ı Azam ın görüşüne delil olarak zikredilir.İnsanlar
isterlerse ayrı ayrı namaz kılabilirler. Fakat imameyne göre istiska için
veliyülemrin veya vekilinin cuma namazı gibi âşikâre kıraatle iki rekat namaz
kıldırması menduptur. Bu namazı müteakip bayramlarda olduğu gibi iki hutbe
okunur, Hatîb, minbere çıkmaz, yerde durur; kılıç, ok, veya asâ gibi bir şeye
dayanır, öylece hutbelerini okur.Üç gün birbiri peşine istiska duasına
çıkılması güzel görülmüştür. Hatta yağmur yağması gecikince, yağmur yağıncaya
kadar günler boyu birçok defa tekrarlanabilir. Çünkü ALLAH Teâlâ, duada ısrarlı
olanları sever.Yağmur duası namazı ihtiyaç varsa hazar veya sefer durumunda
olsun kılınması müekked sünnettir. Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin sünneti ve
Hulefa-i Raşidin in amelleri ile sabittir. Şöyleki: Enes b. Malik (R.A.) şöyle
demiştir: Bir kimse, cuma günü Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz ayakta hutbe
okurken, minberin karşısında bulunan bir kapıdan içeriye girdi ve Resûlullah
(S.A.V.) Efendimizin karşısında ayakta dikilerek: Ya Resûlellah! Davarlar helak
oldu, yollar kesildi. Binaenaleyh ALLAH Teâlâ ya duâ et de imdadımıza yetişsin,
dedi. Râvî dedi ki: Bu söz üzerine Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz hemen iki
elini kaldırdı da şöylece dua etti: ALLAHümme eskınâ; Allâhümme eskınâ;
Allâhümme eskınâ = Yâ ALLAH bize yağmur ver; yâ ALLAH bize yağmur ver; yâ ALLAH
bize yağmur ver. Devamla Enes b. Malik (R.A.) şöyle dedi: ALLAH Teâlâ ya yemin
ederim ki, o sırada biz gökyüzünde ne kalın, ne ince bulut; hiç, hiçbir şey
görmüyorduk. Bizimle Sel ı Dağı arasında o zaman hiçbir ev ve hiçbir konak da yoktu.
Derken Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin arka tarafından, kalkan şeklinde bir
bulut parçası çıkageldi. Semânın ortasına varınca yayıldı. Sonra yağmur yağmağa
başladı. ALLAH Teâlâ ya yeminle söylüyorum: Biz altı gün, güneşin yüzünü
görmedik. Sonra öbür cuma günü yine Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz ayakta hutbe
okurken, yine o kapıdan bir kimse girdi. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin
karşısına geçti ve ayakta dikilerek: Yâ Resûlellah! Mallar helak oldu, yollar
da kesilip kapandı. ALLAH Teâlâ ya dua et de artık bu yağmuru tutsun, dedi.
Enes b. Malik (R.A.) dedi ki: Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz iki
elini kaldırdı ve: Yâ ALLAH! Etrafımıza yağsın, üzerimize değil. Yâ ALLAH!
Tepelere, dağlara, kal alara, bayırlara, derelere, ağaçlıklara yağdır. diye
dua etti. Enes b. Malik (R.A.) dedi ki: Bunun üzerine hemen yağmur kesildi. Ve
namazdan çıktığımızda güneşte yürür olduk.Yağmur duasına çıkanların hâli kısaca
şöyle olmalıdır: ALLAH Teâlâ ya yalvarıp niyaz ederek eski elbise içinde,
süslenilmeden, hoş koku sürünmeden çıkılmalıdır. Hoş koku zinetten sayılır.Genç
kadınlarla güzel giyinmiş hanımların yağmur duasına çıkmaları, fitne
korkusundan ötürü mekruhtur. Yürürken huşu içinde, otururken boyun eğmiş
vaziyette olmalı, ALLAH Teâlâ ya yakarmalı, zelilâne bir şekilde ALLAH Teâlâ ya
yönelmelidir. Kısacası hüzünlü, tevazulu, kalp yumuşaklığı ve ALLAH korkusuyla
dolu bir vaziyet ile ALLAH Tealâ nın rahmet ve yardımı niyaz edilir.