Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (c.c.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.
Milletimizin değerli evlatları; sağcısı, solcusu, milliyetçisi, liberali, Milli Görüşçüsü, Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i Gürcü’sü, Abaza’sı, Alevi’si, Sünni’si bütün bunların hepsi ben Müslüman’ım dedikleri için dinde birbirlerinin kardeşidirler. Ben dinsizim, Hıristiyan’ım, Yahudi’yim, Budist’im, Ateist’im diyenler ise insandırlar ve insanlıkta kardeştirler diyebiliriz. İnancımızda, “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır” esası vardır. “İnsanlara” ifadesi bütün kesimleri içine almaktadır. Faydalı olmak; insanların iyiliğine olan işleri yapmak, zararına olan işleri engellemekle olur. Bu kurala en fazla, insanları yönetmeye talip siyasetçilerin ve devlet adamlarının uyması icap eder. Toplumu ayrıştıran, kutuplaştıran, ötekileştiren, bendensen “iyisin”, değilsen “şersin” diyen siyasetçiden ve devlet adamından hayır gelmez. Siyasette ve devlet idaresinde önemli olan; savaş değil barış, çatışma değil diyalog, çifte standart değil adalet, üstünlük değil eşitlik, sömürü değil adil paylaşım ve işbirliği, baskı ve tahakküm değil insan hakları, özgürlükler ve gerçek demokrasi prensiplerine riayet etmektir. Ülkemizin, kutuplaşmaya değil, diyaloga ve istişareye ihtiyacı vardır. Önemli olan; Firavun’ların, Nemrut’ların, zalimlerin, emperyalistlerin, kapitalistlerin, her ne şart altında olursa olsun muktedir olmayı her şeyin üstünde tutanların iktidarını korumak değildir. Önemli olan; insanın insanlığını koruyan, insanca yaşamasını gözeten, doğru hak ve adalet esaslarına itibar eden adil bir siyasetin, adil bir düzenin iktidarını gaye edinmektir. Bu iktidar; “önce ahlak ve maneviyatı” gözeten bir iktidar olacağından, israfı, rüşveti, tüketim çılgınlığını, adam kayırmayı, zulmü önleyecektir. Bu iktidar; huzur, barış ve kardeşliği, insan hakları ve hürriyetlerini, adaleti, refahı, izzet, şeref ve onuru gözeteceğinden, zalimlerin değil, milletin iktidarı olur. Milletimizin bir görüşü vardır, bu da Milli Görüş’tür. Milli Görüş’ün de tek partisi vardır. O da Saadet Partisi’dir. Bundandır ki, Türkiye’de milletin iktidarını ancak “Saadet Partisi” kurabilir.
BİRLİK VE BÜTÜNLÜK
Vahdet; birlik ve bütünlük demektir. Bizi birlik ve bütünlük içinde tutacak ne ise ona yönelmek gerekir. Adaleti esas almak, adil olmak, bizi birlik ve bütünlüğe taşır. Hakikat ipine sarılmak bizi bütünleştirir. Milli Görüş-Saadet Partisi bu “hakikat ipini” temsil etmektedir. Toprak ayağımızın altından kayarken, sığınacağımız sağlam barınak, Milli Görüş’tür, Saadet Partisi’dir. Ayrılığa düşmek, farklılıklarımızı zenginlik değil düşmanlık saymak “hakikat ipine” tutunmamanın sonucudur. Devleti ve düzeni hakikatsiz ve adaletsiz idare edemezsiniz. Hakikat; marufa itaat etmeyi, yanlışa itiraz edip direnmeyi gerektirir. Bizim en büyük gücümüz, birlik ve beraberliğimizdir. Milli Görüş-Saadet Partisi vahdet demektir. Muhafazakâr Demokrat AK Parti ve müttefikleri ise tefrikayı, çatışmayı, kini ve düşmanlığı temsil etmektedirler. Erdoğan ve Bahçeli’nin kullandığı “şer ittifakı, millet, memleket düşmanları” beyanı bunun en net delilidir. Toplumu kutuplaştırarak iktidarlarını korumak, bunların temel vasıfları olmuştur. Bunu ancak, düşünen, aklını kitap ve sünnet ile çalıştıran kimseler görebilir. Milli Görüş-Saadet Partisi, varlığı ile bu kutuplaşmayı önleyen, daha da derinleşmesine engel olan milletimizin aslıdır, özüdür, ruh köküdür. Etkili olmasının temelinde de, bu mana yatmaktadır. Kadim kitabımızın şu buyruğunu dikatlice okuyalım ve tefekkür edelim: RUM 30-32: “Artık sen her türlü şirke meyletmekten arınmış olarak yönünü tam bir samimiyetle dine (İslam’a ve düzenine), Allah’ın fıtratına çevir ki O, insanları bu fıtrat üzerine yarattı. Allah’ın yarattığını değiştirmek mümkün olmaz. İşte doğru din (düzen) budur. Ancak insanların birçoğu bunu bilmezler. Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine (düzene) çevirin, O’na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini (kitaplarını, düzenlerini) darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. (Ki onlardan) her bir grup, kendi katındaki (kitap ve düzen) ile sevinip böbürlenmektedir.” Aynı kitaba inanır, aynı kıbleye yönelir oldukları halde Müslümanlar, İslam’ca siyaset, adil yönetim, kerim devlet konusunda şuur kaybına uğradıklarından bölünüp parçalanmışlardır. Her grup, ümmetin ve insanlığın saadeti yerine kendi topluluğunun menfaati için zalim siyasetçiler ile işbirliği yapmaktan çekinmemişler, böylelikle hayra değil şerre hizmet eder olmuşlardır. Bu ayetler, bu hali kınamakta ve Müslümanlara hak ve adil olan yolu telkin etmektedir. Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır.
SAADET VE UZLAŞMA SİYASETİ
Milli Görüş-Saadet Partisi, 81 milyonluk ülkemizin bütün insanlarını “kardeş ve komşu” sayan bir inanışa sahiptir. Ayrıştırmayı değil birleştirmeyi esas alır. Siyasette kullandığı dil “sevgi ve şefkat” dilidir. Saadet Partisi “akla” önem verir. Küçük parçalardan biri olmaya değil, birliğe ve büyük bütün olmaya koşar. Ülkenin meselelerinin elbirliği ile çözülebileceğine inanır. Yanlışta yapılan toplanmaların şerrine inanır. İttifakı, birlik ve bütünlüğü hakta, adalette, güzel ahlakta, üretmede, şahsiyetli dış politikada arar. Ayıplayan değil, kucaklayan olmaya gayret eder. Tarihi gerçekler; Saadet Partisi’ni, savunduğu “uzlaşma siyaseti” konusunda destekler. Başta “Beni İsrail” olmak üzere, nice eski kavimler “tefrika siyaseti” yüzünden acı mağlubiyetler tatmışlar, niceleri tarihten silinip gitmişlerdir. Çağımızda yaşanılan olaylar da Saadet Partisi’ni haklı çıkarmaktadır. Avrupa ülkeleri, aralarındaki sınırları kaldırıp “Avrupa Birliği” adı altında bütün güçlerini birleştirmektedir. Bunun için Saadet Partisi Müslüman ülkelerin da aralarında ittifak ederek “İslam Birliği’ni” kurmaları gerektiğini savunur. Bunun ilk adımı olarak Erbakan Hocamız D-8’leri kurmuştur. Yaşanan “ekonomik krizler” de Saadet Partisi’ni haklı çıkartmaktadır. Müslümanların kalkınması, sömürü ve kapitalizmin zulüm çarklarından kurtuluşu, ancak “adil bir ekonomik düzen” kurmaları ile mümkündür. Müslüman ülkelerin üreten, sanayileşen, güçlenerek kalkınan, madenlerini kendisi işleyen ülkeler olması, Saadet Partisi’nin önemli hedeflerinden birisidir. Selam hidayete tabi olanlara…