* 1888’de Galler’de dünyaya geldi.
* İngiliz Birleşik Krallığı’nda görev almış en meşhur yarbaylardan biri.
* 50 yıla yakın hayatında arkeolog, askeri stratejist, casus ve yazar olarak çalıştı.
* Bir dönem T.E. Shaw ismini de kullandı.
* Osmanlı İmparatorluğu’na karşı tertiplenen Arap Ayaklanması olaylarında aktif olarak görev aldı.
* İrtibat subayı olarak yaptığı bu çalışmalar sonrasında şövalyelik nişanına layık görüldü.
* Üstün hizmet madalyaları olan Lawrence askeri hayatı boyunca; 1. Dünya Savaşı, Medine Kuşatması, Arap Ayaklanması kapsamında birçok operasyonda aktif olarak yer aldı.
* Savaşlar sonrası “Bilgeliğin Yedi Sütunu” adlı bir kitap kaleme aldı. Lawrence, bu çalışmasında savaş dönemini otobiyografik olarak yazdı.
* Osmanlı ordusuna karşı verdiği gerilla savaşında, Osmanlıların büyük kayıplar vermesine yol açtı.
* Asıl adı Thomas Edward Lawrence. Arabistanlı Lawrence!
* Bölgede birlikte çalıştığı Arapların yerel kıyafetlerini giymesi ve deveye binmesi sebebiyle “Arabistanlı Lawrence” adını aldı.
* Özellikle Arapların Akabe ve Şam’ı ele geçirmesinde önemli bir rol üstlendi.
* Arap coğrafyasında görev yapan pek çok İngiliz ajanının yaptığı her faaliyet Lawrence’la ilişkilendirildi. Bu durum 1962’de çekilen Arabistanlı Lawrence filminde doruğa çıktı.
* Bu sebeple Lawrence ismi, diğer İngiliz ajanlarının önünde sembol niteliğinde yer aldı.
* Lawrence savaşın ardından 1935’te İngiltere’de bir motosiklet kazası sonrasında yaralandı ve öldü.
***
Ortadoğu yine kan ve gözyaşı içinde. Musul yanıyor… Olan yine Müslüman coğrafyaya oluyor.
Şunu söylemekle yetineyim; “Casus belli!”*
Yıllar gelip geçiyor ama oyun hep aynı. Sadece savaş ve katliam araçları değişiyor, ne yazık ki!
Arabistanlı Lawrance filmini yeniden izlemenin tam zamanı!
( yyy ) Türkçeye “savaş nedeni” olarak çevrilebilecek Latince bir uluslararası ilişkiler terimi. Bir ülkenin savaşa girme nedenini belirtmek için kullanılır. Peki, buradaki ‘savaş nedeni’ ne; PETROL!
TBMM’DE TEMSİL EDİLEN PARTİLER BAŞKANLIK SİSTEMİNE NE DİYOR?
AK PARTİ: Son yıllarda başkanlık sistemini şiddetle savunuyor. Son birkaç gündür de bu talep hararetini artırmış durumda… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan ziyade Başbakan Binali Yıldırım’ın bu söylemi dile getirmeye başlaması dikkat çekici.
CHP: Başkanlık sistemine karşı. Daha önce TBMM’de kurulan Anayasa Değişikliği Uzlaşma Komisyonu’na başkanlık sistemi önerisi gelmesi üzerine CHP masayı devirmişti.
MHP: Tavrı en çok dikkat çeken parti. Esasen başkanlık sistemine çok sıcak değil. Ama Devlet Bahçeli’nin son çıkışları ve, “Hele değişiklik önerisi bir gelsin, bakalım!” demesi sanki kamuoyunda MHP’nin başkanlık sistemine destek vereceği havasını meydana getirdi. Devlet Bey, “referandum”a sıcak…
HDP: Başkanlık sistemine baştan karşı. Hatırlayınız lütfen; bu parti seçim kampanyasını, “Seni başkan yaptırmayacağız” teması üzerine kurmuştu.
BU SESSİZLİĞİN SEBEBİ NE?
Önder Sav: En alengirli kongrelerin tanınmış ismi. Fakat CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti içinde öyle bir iç politika izledi ki, Önder Bey siyaset sahnesinden neredeyse silinip gitti. Oysa Kemal Bey’in CHP Genel Başkanlığı’na gelmesinde Önder Bey’in dahli büyük oldu. Hatırlayın o günleri… Hay bin vefa!
Abdulkadir Aksu: Yıllardır milletvekili, yıllardır bakan, yıllardır etkili makamlardaydı. Devleti iyi bilen isimlerden. Erdoğan’ın yol arkadaşlarından. 2002 seçimlerinden sonra uzun süre İçişleri Bakanlığı görevinde bulundu. Son birkaç yıldır her nedense kendini geri plana çekti. Oysa bölgeyi iyi tanıması hasebiyle Doğu ve Güneydoğu konusunda konuşabilecek, fikir üretebilecek, yönlendirebilecek bir yeterlilikte. Bazı parti çalışmaları dışında kendisini gören yok!
Cemil Çiçek: Ben kendimi bildim bileli milletvekili, bakan, Meclis Başkanı ya da bir başka etkili makamda. Tüm zamanların etkili kişisi. Milli Mücadele kökenli. Atatürk resminin kaldırıldığı muhalefet kulisindeki o basamaklı özel bölümde, anlattığı fıkralar ile nam saldı. Cemil Bey’in son anlattığı fıkrayı hatırlayan var mı?
Ali Coşkun: Ali Bey de Cemil Bey gibi nüktedan. Abdulkadir Aksu, Cemil Çiçek ve Ali Bey öteden beri zaten “kanka”lar. Siyaset koridorlarında bunu neredeyse bilmeyen yok. En son bir vakfın (EKEV) burs istişare toplantısında Başbakan Binali Yıldırım’ın yanında görüldü. Bir dönem TEDAŞ Genel Müdürlüğü ve ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği görevlerinde bulunan, en az Ali Bey kadar sempatik olan kardeş Kadir Ramazan Coşkun da kayıplarda...
Korkut Özal: Uzun süredir rahatsız olduğu biliniyor…
Esat Kıratlıoğlu: Şu an 86 yaşında. Eski Başbakanlardan Tansu Çiller’e “göğsünü siper eden” politikacı. Avusturya Graz Üniversitesi Jeoloji Fakültesi mezunu. Aynı fakültede Doktora derecesi aldı. Nevşehir Belediye Başkanlığı, İller Bankası Genel Müdürlüğü, çok sayıda dönem milletvekilliği, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı ve Devlet Bakanlığı yaptı. Hatırlayın lütfen; ilerleyen yaşına rağmen İstanbul Boğazı’nı karşıdan karşıya geçmişti. Milli Görüş hakkında aslı astarı olmayan bazı iddiaları köşesine taşıyan sonra da düzelten Bülent Erandaç, bakanlığı döneminde müşaviri idi. Epey bir süre oldu ki, Esat Bey kayıplarda… Neredesin Esat Bey? Geldiysen tıklat kapıyı!
ŞAŞIRDIM, KALDIM!
Bir eski politikacı anlattı; “Şu aralar kimseye randevu vermiyor… Kimseyle görüşmek istemiyor... Dışarı bile çıkmak istemiyor her nedense... Adeta içine kapandı... Nedenini inanın ben de bilmiyorum…”
Bahse konu olan kişi, “bizim mahalle”nin çok yakından tanıdığı, bildiği bir yazar, düşünür.
Neden acaba? Şaşırıp kaldım…
NOT: Bugün, 19 Ekim 2016, Çarşamba 1) Emekliler hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Dubakalinolacak!