Oruç insanları ruhi ve bedeni olarak eğitime tabi tutar.

Allah için yiyip içmekten vazgeçen kişiler, vicdanları ile konuşma imkânı

bulurlar. Ramazan ayı müminler için içsel bir yolculuktur. Onlar bu yolculuk

esnasında yaşamlarını yeniden gözden geçirir ve ruhlarını istila eden kötü

fillerden arındırırlar.

Mümin için oruç bir rehabilitasyon merkezi gibidir, onu

maddi manevi kirlerden arındırıp eğitir. Cahillerin orucu ise sadece bedeni

olarak gerçekleşir, bu kişiler kendilerini yiyip içmekten alıkoyar fakat

kötülüklerden vazgeçemezler. Cahil oruca niyetlenir ve bir aylık süre içinde

yemekten içmekten vazgeçer, fakat ruhunda ve benliğinde bir değişime gidemez.

Kendisi ile baş başa kalıp içsel bir yolculuğa çıkamaz. Çünkü oruç onun ruhuna

etki edememiştir.

Cahil olayların görünen yönüyle ilgilenir. Gece geç vakte

kadar sahur hazırlıkları yapar.

Teravi namazlarını aksatmaz.

Mukabele toplantılarına iştirak eder.

Türbe ziyaretlerini ihmal etmez

İftar davetlerinin baş müdavimidir

Oruçla ilgili programları hiç kaçırmaz

Orucu bozan etkenleri araştırır, bu konuda yakınlarını

bilgilendirir. Fakat bunların hiç biri onu düştüğü cehalet çukurundan

çıkaramaz. Zira oruca bedenen tabi olan bu kişi ruhsal dünyasında köklü bir

değişime gidememiş orucun mahiyetine vakıf olamamıştır.

Cahil gece sahura kalkmakta, oruca niyet etmektedir fakat

alışkanlık haline getirdiği dedikodulardan bir türlü vazgeçememektedir.

Mukabele çıkışı bir arkadaşıyla oturup saatler süren dedikodular yapmaktadır.

Kul hakkı konusundaki hassasiyetini kaybetmiştir, fıtratının sesine kulak

tıkayıp, nefsine boyun eğmektedir. Yoksullardan uzaklaşırken zengin iftar

davetlerinin baş müdavimi olmaktadır. Oruç bu kişinin bedenine değse de ruhunun

derinliklerine inememiş, kalbine tesir edememiştir. Kişi, kendini sadece

yemekten içmekten men etmiş fakat tuttuğu orucu kötülüklerin önüne kalkan

yapamamıştır.

Yüksek tahsil edinmek, kütüphaneler dolusu kitapları

hatmetmek kişiyi cehaletten kurtaramaz. Nitekim bu kişi vaktinin çoğunu

kütüphanelerde geçiren ve insanlar nazarında saygın bir mesleğe sahip biri de

olabilir. Fakat bütün bunlar tek başına onu cahillikten kurtaramaz. Çünkü

Allah ın koyduğu ölçülere samimiyetle yapışmayan bir kişi hangi mesleğe hangi

konuma sahip olursa olsun cehaletten kırıntılar taşımaktadır. Her şeyi

bildiğini iddia eden bu kişi yaradılış gayesini bilmemekte ve fıtratına aykırı

davranmaktadır.