Bütçe görüşmeleri sırasında AKP Genel Başkanı Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Baykal arasında yaşanan tartışmalar bizi "gelişerek değişmek" ve "çağdaş olma" konuları üzerinde düşünmeye sevk etti!

Erdoğan-Baykal tartışmasının temelinde Mevlana nın "Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün" sözü yattığını gördük.

Mevlana yı anma törenlerinde Erdoğan, Mevlana nın başka sözleri ile birlikte bu sözünü de okuyunca Baykal alınmış ve bunu TBMM kürsüsüne kadar taşıyarak kendisinin otuz yıl önce ne söylüyorsa bugün de aynı şeyi söylediğine dikkat çekerek Erdoğan ı sorgulamasına tanık olduk.

"Sayın Erdoğan hangi Erdoğan dır " diye soran Baykal a Erdoğan ın verdiği cevap ise şöyle:

"Evet değiştim, gelişerek değiştim, otuz yıl öncesinde kalmadım. Çünkü çağ dışı değilim!"

Yani "Ben gelişerek değiştim çağ dışı değilim ama Baykal otuz yıl önce nasılsa aynı kalarak yani değişmeyerek çağdışı kaldı" diyor AKP Genel Başkanı Erdoğan!

Çağdışı kalmayan ne yapmış olur

Çağı yakalamış ve çağ içi yani çağdaş olmuş olur değil mi

Peki, yakalanan çağ nasıl bir çağdır

Çağdaş oldum ya da çağ içi oldum diye övünmeye değecek bir çağ mıdır

Bu çağın bir özelliği zulme destek vermesi değil mi

Bu çağın bir başka özelliği her türlü melanete göz yumması ve hoşgörü ile karşılaması değil mi

Bu çağın dikkat çeken bir özelliği de Lut kavmine benzer özellikleri baş tacı etmesi değil mi

"Demokrasi, insan haklarına saygı, özgürlük" gibi kavramların nasıl kocaman bir aldatmaca olduğunun hâlâ farkına varamadılar mı acaba

Bu kavramlar çağdaş kavramlar olarak ilan edilince kimileri bunu gerçek sandılar ve peşine takıldılar.

Ama kazın ayağı hiç de öyle değil!

Yine çifte standart geçerli, yine zulüm baş tacı ediliyor, yine pastadan pay kapma hevesleri kabarıyor!.

Yani aslında bu çağı yakalamış olmanın pek olumlu puan getirecek yanı yok!

Aslında bu çağda yaşamış olmaktan dolayı insanların başkalarına itiraf edemeseler bile kendi kendilerine kaldıkları anda utanmaları gerekmez mi

Yani dememiz odur ki, AKP Genel Başkanı Erdoğan şimdilerde çağdışı kalmamakla övünüyor ama içinde bulunduğu ya da kendisine yakıştırdığı çağın da pek tutulacak yanı yok!

Hele bu çağı yakalamış olmakla övünmenin hiç yararı yok!

Bunları yazarken "Baykal ın çağında kalalım" diye bir düşünceyi ne taşıyoruz ne de savunuyoruz. Bizim hangi çağa aşık olduğumuzu herkes bilir. İnsanlığa gerçek mutluluğu tattıran asr-ı saadet dururken, böyle binbir türlü pisliğe gömülmüş çağdaşlığı ne yapalım!