Ana muhalefet partisi CHP içindeki farklı görüşlerin birbirlerine karşı sarf etmiş oldukları sözleri ve birbirleri hakkındaki suçlamaları kendilerine yakıştıramamıştık.
Birbirlerini suçlama yerine birbirlerine kulak vermeleri gerekir diye düşünüyorduk.
Yani yaşanan olumsuzlukları kendilerine yakıştıramıyorduk.
Neleri mi yakıştıramıyorduk?
Pek çok olumsuzluğu yakıştıramıyorduk.
Mesela birbirleri ile mahkemelik olmalarını yakıştıramıyorduk!
Mahkemelik olma yerine kafa kafaya vererek aralarındaki sorunları çözüme kavuşturmalarını diliyorduk. Fakat bunu başaramadılar!
Arkasından yaşanan gelişmeler çok daha vahimdi!
Mahkemenin aleyhlerinde karar verdiği kesim böyle bir kararı tanımayacaklarını ilan etti ki, bunu kendilerine yakıştıramadık.
Daha önceleri başka siyasilerden de bu tür sözler duymuş ve o zaman da bunu onlara yakıştıramamıştık.
Mahkeme kararları ne kadar olumsuz olursa olsun, ne kadar yanlış olursa olsun böyle bir tavrı kimseye yakıştıramıyoruz.
Sonra mahkeme kararına karşı meydanlara çıkmayı teklif etmelerini onlara yakıştıramadık.
Sokaklara dökülme sözünü etmelerini onlara yakıştıramadık.
Genel Merkez’i asla terk etmeyeceklerini ilan etmelerini kendilerine yakıştıramadık.
Genel Merkez’e yönelik güvenlik güçlerinin hareketini engellemek için kapıların arkasına barikatlar kurmalarını yakıştıramadık.
Bir yandan “partinin kapatılması, rakibinin istediği biri tarafından yönetilmesinden evladır” diye partinin kapatılmasını dilerken bir yandan da “partiyi üçüncü kez açmaya geliyoruz” diye konuşmalarını kendilerine yakıştıramadık.
Ancak bütün bunları yaparken yanılmışız, özür diliyoruz.
Zira partiden ayrılırken teslim olmayarak kendilerine yakışanı yaptıklarını ilan etmiş bulunuyorlar.
Biz şahit olduğumuz gelişmeleri onlara yakıştıramadık.
Ama onlar kendilerine yakışanı yaptıklarını düşünüyorlar.
Kuşkusuz kendilerine neyin yakışıp neyin yakışmadığını onlardan iyi bilecek halimiz yok!
Dediklerine göre kendilerine yakışan böyle davranmakmış!