Evi camdan olan ne yapmalıymış? Daha doğrusu ne yapmamalıymış?

Bu sorunun cevabını ana muhalefet partisi içinde yaşanan kavgada birbirlerine karşı sarf ettikleri sözlerden öğreniyoruz.

Diyorlar ki:

Evi camdan olan başkasının evini taşlamamalıdır!

Yani ne demek oluyor şimdi bu cevap?

Ne demek olduğunu açıklamadan önce ana muhalefet içinde yaşanan tartışmaları şöyle bir hatırlamaya ne dersiniz?

Bir grup gider grubu hırsızlıkla, yolsuzlukla, rüşvet yemekle suçluyordu, değil mi?

Aralarında kirli iş ve kirli ilişkilere bulaşanlar olduğunu söyleyerek arınmaları gerektiği ifade ediliyordu.

İşte bu kesim ötekileri suçlayınca, ötekilerin de eli armut toplamadığı için karşı atağa geçtiler ve yöneltilen suçlamaların asıl faillerinin kendilerini suçlayanlar olduğunu iddia ettiler.

Hem de bunu “evi camdan olan başkasının evini taşlamamalıdır” demek suretiyle yaptılar.

Yani lafı “siz bizim ayıplarımızı ortaya dökerseniz biz de sizin ayıplarınızı açıklarız” demeye getirdiler.

Sanki “yok birbirimizden bir farkımız” der gibiler.

Eskiden “tencere tencereye dibin kara demiş, çömlek utancından yerin dibine geçmiş” denilirdi!

Şimdide yaşanan olaylar bize “tencerenin tencereye dibin kara” dediğini gösteriyor. Ancak utancından yerin dibine geçen çömlek ortalıkta görünmüyor.

Utancından yerin dibine geçen çömlek yerine hiçbir şeyden utanmayan pişkinler arz-ı endam etmiş durumda!

Evet, ana muhalefet cephesinde yaşanan gelişmeler siyasi hayattaki çürümüşlüğü bir kez daha gözler önüne seriyor.

İnsanlar iyilikte yarışma yerine birbirlerini “benim olumsuz yanlarımı ortaya dökersen ben de senin olumsuzluklarını açıklarım” diye tehdit etme noktasına gelmiş durumdalar.

En can alıcı cümle ya da uyarı da kuşkusuz “evi camdan olan başkasının evini taşlamamalı” uyarısı oluyor!

Bu konu daha veciz nasıl açıklanır! Ana muhalefet sözcüleri sonunda böyle veciz bir açıklamada bulunmayı da başardılar!