Sahihlik ve samimilik insanın geleceği için yol ve yön

belirleyicidir. İnsan zihninin karmaşıklığında, bulanıklığında, çelişki,

çatışma ve yenilgiler getirir. İnsanın yolunu tıkar. Geleceğe bakmaya ne zamanı

olur, ne de bir ideal kurar. Kendi zihnî karmaşasında boğulur. Bu, sadece

kişinin kendisiyle sınırlı kalmaz çevresine de yansır.

İnsanın üzerinde, çevresinde, dünyasında oluşan

gayrilikler yol bulmayı ve yürüyüş ritmini sağlamayı engeller.

Rüyalar, yaşanan dünyanın kaba gerçekleri dışında insanın

kendisine sadır olan, insanı daha bir anlam dünyasına çeken bir oluş. Bu durum

daralan insan ruhunun kimi zaman açılımı olur kimi zaman da içinde bulunulan

karabasanın daha yoğunlaştırıcısı. Sahih rüyalar insana indirilen şahsi

muştular gibidir. Allah, kuluna bu gayb âleminde işaretler sunar. Bir oluş, bir

hale insana ışık olur.

Günümüz insanı sahihlikten yoksun. Dünyasını oluşturan

çıkar, hırs, tamah geniş, açılımlı ve hedef sunucu olmaktan çok, kısa zaman

içinde devşirilebilecekler ile meşgul. Dünya tamahı ona uzun, geniş açılımlı

olma şansı tanımaz. Dünyasını güzellikler ve iyilikler üzerine donandıranlar,

insanlık için acı çekenler, dava bilincinde olanlar, öncelikle kendi yoluna

ışık tutacak ve adımlarını atacak bilinçli hamleler sahih ve samimi rüyalar görmesini

de sağlar.

Bir insan önce kendisinden sorumlu. Kendisi, eşi,

çocukları, ailesi, yakınları, komşularından. Bir merkezden çevreye doğru bir

yayılma sağlar. Güzel ve büyük rüya sahipleri sadece kendilerini düşünmezler.

Aslında onların attığı, atacağı her adım iyilik ve güzellikler için ise bu onu

sorumluluğun merkezine oturtur. Farkında olunsun ya da olunmasın.

Küçük, dar, sınırlı rüyalar şahıslar için bir değere

sahip. Bu, kişiyi hem bencilleştirir, hem de acımasızlaştırır. Hırs ve tamahın

bulaştığı bir ruh dünyasının rüyaları, yani gelecek tasarımları kendisi ve

dünyası için var olur.

Kişi, küçük ve dar kalıplı bir hayatın içinde döneniyor,

düşünme yetilerini, bilincini yitiriyorsa ona bir şeyleri anlatmak kolay

olmuyor. Kişiyi ikna etmek, kişiye yol gösterici olmak kaba bir deyimle kişinin

kendisinde başlar. İnsan önce kendisine yol gösterici olmalı, sonra başkalarına

Büyük rüya sahibi kimseler kendi sınırlarını aşarlar.

İnsanın üzerine abanan yabancılıklar onlar gibi düşünmeye

iter. Onların mantığı ve bakış açılarıyla yaşamaya bakarlar. Karanlık bir dünya

içinde devinenler, boğuşanlar içinde bulundukları sarmalın birer parçası

olurlar. Sarmalın katmerleşmesine katkı sağlarlar.

Büyük hedefler büyük savruluşların içinden çıkmaz. Dünya

kirlerine bulaşılmadan, kendilerini koruyanlar elbette ki güzel ve sahih

rüyalar görürler.

Yaşama bilincindeki düşünüşler güzel ve sahih rüyaları

görmeyi sağlar. Bu, kişiye gayb âleminden sunulan bir muştudur. Bu muştu

kişinin dünyasını aydınlatır. Büyük düşünmeye başlar. Önce büyük çarkı

çevirenlerin tuzağına düşmekten korur.

Toprağa düşen bir damla bir damladır. Irmaklar, deryalar

okyanuslar damlalardan oluşur. Arınık bir düşüş düşülen yeri mutlaka etkiler.

Çorak ruhlarda yeşermeler başlar.

İnsanın olanlar karşısında yenik düşmesi, ayaklarının

üzerinde duramaması köleliğe ve başkalarına teslim olmaya götürür. Yenik

düşenlerden ve bir çıkış yolu bulamayanlardan bir şey beklenemez.

Büyük rüya sahipleri büyük düşünüşlüdürler. Onlar

sonuçlarla uğraşmazlar. Rüyalarının kendilerine öngördüğü hedefe bakarlar ve

yollarını sürdürürler. Ektikleri tohumların antlarında yeşermesi onun hayır

hanesine yazılır. Şer tohumlarından uzak durmak bile onun için bir hayırdır. Bu

da gelecek dünya için gereklidir.