Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

İnsanlık, Hakk’ı üstün tutmaz, nefis terbiyesini esas almaz, ahireti yok sayar, dünyacı olursa, son kitap Kur’an’dan ve son peygamber Hz. Muhammed’in sünnetinden yüz çevirirse zelil ve rezil olur. Yeryüzünde yaşanan rezaletler, zulümler, sapıtmalar hep bu yüzdendir. İnsanlığın dünya ve ahiret saadeti, ancak İslam ile sağlanır. Bunun başka bir yolu da yoktur. Hak ile batıl, doğru ile yanlış, güzel ile çirkin, iyi ile güzel, faydalı ile zararlı, adalet ile zulüm ancak Kur’an ve sünnet ile bilinir ve değer kazanır. Allah’a göre, bu değerler her zaman sabittir, değişmezler. Hak ve hakikat, Allah’a ait olduğuna göre, sürekli haktan ve hukuktan bahseden kimselerin hakkı, Allah’ın Kitabı dışında aramaları, selim aklın kabul edemeyeceği bir iştir. Yalnız Allah, hak olandır. Hac 6: “Bütün bunlar, Allah’ın bizatihi varlığında şüphe olmayan hak ilahlığından, ölülere hayat verecek güce kudrete sahip olmasından kaynaklanmaktadır. O’nun her şeye gücü kudreti yeter.” Hak olan Allah’tır. Doğru söz, Allah’a aittir. Allah; “Ahiret vardır” diyorsa doğru olan odur. O Allah, ölüleri diriltir ve O, her şeye gücü yetendir. Allah’ın yolunda yürüyen izzet bulur.

BATIL

Batıl, gerçeğe uymayan, haklı olmayan, haktan ayrı olan, boş ve anlamsız, hükümsüz ve geçersiz olan şeylerdir. Batılın batıl olarak bilinmesi Allah’ın kitabında bildirdiği hak ölçüler ile mümkündür. Hakk’ı üstün tutanların inancı, tevhid akidesidir. Batıla sapanların inancı ise, inkârcılık, şirk ve münafıklıktır. Bunun yanında batılın “üstün ırk” inanışı vardır.

Allah katında batılın, boş ve anlamsız olduğu için hiçbir karşılığı yoktur. Öyle fert ve toplumlar vardır ki, ömürleri boyunca batıl davalar uğrunda mücadele ederler, bu uğurda çok büyük işler yaptıklarına inanırlar, AB projeleriyle, faizci kapitalist düzenle, ABD ve İsrail’in rızasını gözeterek, materyalist eğitimle İslam’a ve insanlığa en büyük hizmeti yaptıklarını ifade ederler. Ancak, bunlar Kur’an, sünnet ve salim fıkıhla değerlendirildiğinde, bunların bütünüyle karşılıksız ve boş kuruntular olduğu ortaya çıkar. Çünkü hak ve batıl insanların zan ve kanaatlerine göre değil; Allah’ın hükmüne göre değerlendirilir. İmani konularda olsun, sosyal, iktisadi, ahlaki ve siyasi konularda olsun, hayatın bütün boyutlarında hak ve batıl, Allah’ın bildirdikleri ile bilinmeli ve uyulmalıdır. Mesela faiz; batıldır. Onu hiçbir âlim, bilgin ve lider hak olarak ilan edemez. Hak ölçülerinden başka kıstaslar, ölçüler kullanılırsa,  bunlar da, batıl olur. Hak ve gerçek olan İslam’dır. Hak olan İslam bize değil; biz İslam’a uyarsak huzur ve barış içinde yaşayabiliriz. Bu dünya imtihanının adı, hak-batıl mücadelesidir. Batıl için mücadele edenler, boşuna uğraşıyorlar. AB’nin yolu batıldır. ABD ve İsrail’in yolu batıldır ve zulüm yoludur.

SEÇİM

İnsan; biri cennete, diğeri cehenneme çıkan iki yoldan birini seçmek durumundadır. Ya insan; Allah katından gelen İslam’ın adil ve refah düzenini seçerek dünya ve ahirette saadet bulacak veya Allah’tan başkasını ona denk ilahlar edinerek, onların faizci düzenlerine rıza gösterip dünya ve ahirette zillete düşüp hakir olacaktır.  Fert ve toplum, sadece bu ikisinden birini seçer ve sonuçlarına katlanır. Mümin için, Allah’ın ipi olan Kur’an’a ve İslam’a dayanmayan her şey batıldır, boştur, hiçtir. Hak; İlahi kaynağa sahip olan bütün insanların temiz fıtratlarında bulunan bir güçtür. Hak; Allah’ın, varlık âleminin temelinde, insanlar arası ilişkilerde tespit ettiği bir kanundur. Hak; İlahi kaynağa, batıl ise muharref kitaplar, inkârcı felsefe, Kabala, şeytani kaynağa sahiptir. Hak; ebedi kalma özelliğine sahiptir. Batıl ise zail olmaya, yok olup gitmeye mahkûmdur. Hak, üstünlüğünü, yenilgi kabul etmez güç ve özelliğini, insanların pak fıtratında yer alışından, ilahi özelliğe sahip bulunuşundan almaktadır.

Bakara 147: “Hak Rabbindendir. Şu halde sakın kuşkuya kapılanlardan olma” Bu bir uyarı ayetidir. Yunus 108: “De ki ey insanlar; kuşkusuz size Rabbinizden hak gelmiştir. Kim hidayete ulaşırsa o, ancak kendi nefsi için hidayete ulaşmıştır. Kim de saparsa, o da, kendi aleyhine sapmıştır. Ben sizin üzerinizde bir vekil değilim.” Bu da bir seçim ayetidir. Seçen ya lehine ya da aleyhine seçim yapar.

ESAS OLAN

Hak; esas olandır, tedavi ve ıslah eder. Batıl ise arızadır, hasta ve ifsat eder. Fert ve toplum için esas olan, hakkın kapısını tutmaktır. Zilletten kurtulmanın başka bir çaresi ve yolu yoktur.

Batıldan hayır gelmez, haramlar tedavi etmez, hastalığı artırır. Batılın iktidarı uzun sürmez, uzun süren iktidar hakka inananların iktidarıdır. Hakkın kapısını tutmak Millî Görüş ile olur. Muhafazakâr ve Sosyal Demokratların tuttuğu kapı hakkın kapısı değildir. Toplum, kurtuluşu Milli Görüş’te aramadığı sürece, içinde bulunduğu bunalımdan kurtulamaz. Esasa olan zihniyettir. Buraya bakmak gerekir. Milli Görüş, insanı yaşatacak, refahını sağlayacak tek zihniyettir. Bu kendiliğinden olmaz. Bu işi kavramak için teşhis ve tedaviye gerek vardır. Faiz, içki, kumar, zina hastalık ise, Milli Görüş ilaçtır. Saadet Partisi, bu ilacı millete takdim eden şifacıdır. Eğer bir toplum, inatla batıl düzenlere yönelmişse, tarihte helak olan toplumlar örneğinde olduğu gibi yok olmaya mahkûmdur. Hürriyet adı altında hürriyetleri yok etmeye, barış adı altında savaşın en alçakçasını sürdürmeye, insan hakları diyerek mazlumların haklarını çiğnemeye çalışanların peşinden gidilmez. Milli Görüş kervanına katılmaktan başka kurtuluş yolu yoktur. Esas olan budur. Selam hidayete tabi olanlara…