Toplumların genel sorunudur gençlik. Öyle görülür. Hemen herkes birbirinin gözlerinin içine bakıyor. Kuşkulu, tedirgin ve karşılıksız olan bir bakışla.

Ne olacak, ne yapmalıyız gibi. Kimileri de artık bunu bir kaygı olmaktan çıkarmış, akışa bırakmış kendilerini.

Genel olarak sorunlar o kadar çok yönlü ki, hemen her kesim kendi bakış açısıyla sorunlarını önceliyor. Gençlik sorunu bunların başında geliyor. Türk sorunu, Kürt sorunu, insanlık sorunu, kadın sorunu, çocuk sorunu, ekonomi, sağlık, eğitim... Hemen her biri kendi içinde başlı başına önemli ve öncelenmesi gerekenlerdir.

Gençliğin savruluşu mu, sınır tanımazlığı mı, düşüncenin, kültür ve medeniyete, insana dönük ilgisizlikleri mi?

Gününü gün edenler olduğu gibi, asıl sorun gelecek kaygısıdır. Gelecek kaygısını aşamayacağını düşündüğünden hayatını öylesine bir akışa bırakıyor. Kendinden geçiyor, içine kapanıyor, umarsız davranıyor. Bunalımlar içe kapanmayla başlar. Bunu bir yere kadar sürdürebilir, götürebilir, ne ki hızla dönen bir dünya var, insanlık hızla bir yerlere doğru akıyor, o zaman durum değişiyor. İnsan seli birbirini sürüklüyor.

Kadın cinayetlerinden, çocuk istismarlarından çokça söz ediliyor da gençlik ile ilgili olanı göz ardı oluyor.

Eğitimin getirdiği açmazların başında geliyor gençliğin içine sürüklendiği alan. Enerjilerinin bir yere kadar denetlenmesi gerekiyor. Bunların birçok yolu var. Spor bunların başında geliyor. Spor yapmak, spor izlemek… Toplumların futbol seyirlerinin de bir maliyeti var. Maçı nerede izleyecek, kiminle ve nasıl? Stadyumlara gidilmesi için hatırı sayılır bir para gerekiyor. Üniversiteyi bitirmiş elinde kapı gibi diploması olan bir gencin elindekinin bir kıymeti yok. Eğitim fakülteleri, eğitime dönük olan fakültelerden mezun olanlar o kadar çok ki. İstihdam için sayılı kadrolar var. Mezunlar onların birkaç yüz katı. Peki elindekiyle ne yapacak? Çerçeveleyip evine asacak özellikte de değil. Çünkü hemen herkesin diploması var.

Bir partinin içinde yer alması, partizanlık yapması da bir yere kadar işe yarar. Hemen hepsi aynı partinin içinde yer alsa ne olacak? Değişen bir şey olmayacak.

Gençliğin enerjisi nasıl bertaraf edilecek? Örneğin bir Avrupa kupasında Türkiye Avusturya’yı yenecek, hamaset çok değil üç gün sürecek, sonraki bir yenilgi ile her şey bitecek. Yani balon sönecek, enerjiler de boşa gitmiş olacak, kendi kabuğuna çekilecek yeniden.

Yeni heyecanlar, idealler, ülküler, ideolojik çekişmeler ve çatışmalar… Bunlar da belli bir yere ve zamana kadar sürecek. Sonrası o da bitecek.

Gençliğin önemli sorunlarından biri gençlik enerjisinin en çok da ergenlik çağındaki uyanışlarıdır. Gençliği kışkırtan, birbirlerine açlıkla bakan, bir şey elde edilemeyince saldırganlaşan bir süreç başlıyor. Para başlı başına bir güç. Para var ise birçok sorun giderilebiliyor, üstesinden gelinebiliyor. Ya yoksa asıl çıkmaz ve bunalım orada başlıyor.

Kapitalizm insanların kimilerinin refah içinde yaşamalarının önünü sonuna kadar açarken, fırsat verirken toplumların büyük kesimi asla o eşiği aşamıyorlar. Bunlar yüzde kaça tekabül ediyor bilemiyoruz.

Örneğin tatillerde sayfiyelere, tatil yerlerine akın oluyor. Bu göze battığı için toplumun hemen her kesiminin orada olduğu varsayılıyor. Oysa onlar bir toplumun çok az bir kesimini oluşturuyor. Oralara gidemeyenler kabuklarına çekiliyor, suskunlaşıyor.

Kapitalizm böyledir, belli kesimler refah içinde yüzerken, onların yüzüşleri başkalarının gözüne batıyor. Bunu yapamayanların da ya da gözüne dizine dursun demekten geri kalınmıyor. Otoyollar, otobanlar, uçaklar ve gidenler, gidip tekrar gidenler. Gidemeyenler, asla gidemeyecek olanlar. Bugünlük öylesine sorularla geçiştirdik.