Kırklareli İl Müftü Yardımcısı Adnan Zeki Bıyık, ATV’de yayınlanan ve büyük tepkiyle karşılanan “Kertenkele” adlı dizide imamların aşağılandığını, bu ve buna benzer ahlâki çöküntülerin diziler aracılığı ile yapıldığını, bu durumlara RTÜK’ün tedbir almasını istedi.
Bıyık’ın bu tepkisini köşeme alıyorum;
“Devletler halkını iyiye, ahlâklı işlere, kanunlara ve geleneklere uygun yaşama noktasında çaba gösterir. Yani devlet, vatandaşlarının eğitimine katkıda bulunur, kanunsuzluğa, kuralsızlığa, ahlâksızlığa karşı gerekli tedbirleri almak zorundadır.
Ben bir babayım, çocuklarımla birlikte oturup şu an deveran eden, gösterimde olan ahlâksız dizileri izleyemem. Televizyonlardaki mevcut dizilerde 17 yaşında ehliyetsiz araba kullanan lise talebesi, hız gösterisinde bulunuyor, yüz binlerce genç jaguar arabasındaki o kural tanımaz ehliyetsiz züppe gence özeniyor…
Bir başka dizide 16 yaşındaki kız neredeyse bölgey-i mahsusası görünecek derecede mini mini bir libas giymiş, elinde çok pahalı bir telefon peşinde bir sürü yine liseli genç arkadaşı… Ne bu genç kızda ne de onun peşindeki delikanlı ordusunun hiçbirinin bir hedefi, ideali yok... Üniversiteye girip, iyi bir doktor olayım, iyi bir eğitimci olayım, iyi bir matematikçi, bilgisayar mühendisi vesair yetkin bir kişi olayım, memlekete, anne ve babama layık bir güzel insan olayım derdinde değil… Varsa yoksa dizilerde teşvik edildiği üzere bol sayıda sevgilim olsun… Silahım olsun, gücüm olsun, emir vereyim, çete kurayım…
Yine başka bir diziye gidiyorsunuz, silahlar patlıyor, kanunsuz ihaleleri kapmak için cinayetler işleniyor, mafya babasının haramlardan devşirdiği paralarla sürdüğü zevk sefa... Kim kimin kucağında belli değil... Birbirlerinin sevgililerini hile hurdayla ele geçirmeye çalışan it sürüleri ve bunlara tapar derecesinde bağlanan genç izleyici kitlesi… Tabi bahsedilen dizilerde öpmeler, yatağa atmalar da çabası… Dallas dizisi bunların yanında âbide-i namus olur…
Eskiden olur da böyle bir sahne oluşacağı sırada araya bir reklâm girerdi…
Bir başka dizide, Batı kültürünü, Hıristiyan âdetlerini dayatan tablolar, kendi öz değerlerimizi aşağılayan, kasıtlı senaryolar…
Hatırlayınız, eski filmlerdeki imam tipolojisini… Sarığı pis, sakalı kayık, cüppesi paçavra gibi, yüzü de sureti de bozuk adamları koyarlardı. Siz hiçbir ecnebi filminde rahibin (kilise din görevlisi) bu denli, aşağılandığını gördünüz mü Peki, sonuç ne
İslam ahlâkını, Türk törelerini, evrensel ahlâk ilkelerini filmlerinizde, dizilerinizde tahkir ettiniz, gençlerimize bu kültürü vermediniz, neticede ne kazandık
Daha 15 yaşındayken kaç tane sevgilim olacak diyerek istikballerini mahvettiğimiz insanlar topluluğu oluştu.
Devlet her akşam dizilerde alkol reklâmı yapan, aile yapımıza ters olup müstehcen yüzlerce sahneyi barındıran ahlâksız, cibilliyetsiz dizileri neden kontrol altında tutmaz merak içindeyim. Gençlik hızla çöküşe gidiyor…
Değerli okuyucular gidin Batı âlemini takip edin, televizyonlarında çocukların uyanık olduğu saatlerde ahlâksız sahneler içeren diziler ve filmler göstermek yasak… Neden Çünkü Batı âleminin gençliğe çok ihtiyacı var. Onları psikolojik açıdan koruma adına her türlü tedbiri alıyorlar…
Allah aşkına bir din adamı olarak değil, bir baba olarak soruyorum. Bu ülkede RTÜK ne işe yarar
Ey RTÜK, aziz milletimizin neslini çökertmek için her türlü necis (pis) işleri meşru göstermeye çalışan, mülevves dizilerle lüks yaşamı, haramla elde edilen sefahatı, mafyavari yaşamı, kanunsuzluğu teşvik eden yerli imansızlara, vatan ve millet düşmanı medya patronlarına ne zaman müdahale edeceksin…
Bütün bozulmalara rağmen yine birçok değerlerimizi koruma noktasında en son kalemiz olan aile hayatımızı, perişan etmeye yönelik bu rezil dizilere toplum çöktükten sonra mı müdahil olacaksın Bu aymazlığınız devam edecekse Allah sizi bildiği gibi yapsın…”
Merkez Sağda Yeni Parti
İlhan Kesici, Saadettin Tantan, Erkan Mumcu, Ufuk Söylemez, Cemil Çiçek, Köksal Toptan, Hikmet Çetin, Mehmet Nuri Yılmaz, Nurettin Çarmıklı, Nahit Menteşe, Hüsnü Doğan, İsmet Sezgin, Yaşar Okuyan, Eray Kapıcıoğlu, Murat Dedeman, Erol Aksoy, Memduh Bayraktaroğlu, Cavit Çağlar, Erman Yerdelen, Yaşar Topçu, Rona Yırcalı, Mehmet Ali Bayar, Lütfullah Kayalar, Zeki Çakan, Vahit Erdem, Celal Doğan, Aytaç Durak, Muhammet Kelleci, Nazım Baş, Orhan Keçeli, Edip Safter Gaydalı, Ali Şevki Erek, Işılay Saygın, Ümit Canuyar, Halil Yurtsever, Halit Dağlı, Zafer Ünal, Mustafa Özkan, Murat Karayalçın, Şamil Ayrım, Ahmet Ayık, Cemalettin Sarar, Hüseyin Özdilek, Mustafa Akaydın, Kemal Gürüz, Mustafa Balbay, İmren Aykut, Mehmet Dülger, Metin Feyzioğlu, Turhan Tayan, Hasan Ekinci, Ali Fuat Güven, Esat Kıratlıoğlu, İstemihan Talay, İnan Kıraç, Bülent Kuşoğlu…
Bir kısmı halen milletvekili olan isimler böyle uzayıp gidiyor.
Bu isimlerin ağırlıklı olanının en önemli özelliği ne biliyor musunuz;
Süleyman Demirel Müzesi’nin açılışına katılmış olmaları…
Ama daha önemli bir kulis şu; bu isimlerin en azından büyük kısmının yeni bir merkez sağ parti kuracakları kulaktan kulağa yayılıyor…
İlginç değil mi
(Bu arada Demirel’den sonra DYP’ye Genel Başkan seçilen Tansu Çiller’in açılışa neden katılmadığını anlamış değilim! Yoksa çağrılmadı mı!)
***
Bu bahsi kapatmadan hatırlamakta yarar var;
Yıl, 2007…
Hani şu 367 garabetinin yaşandığı seçimler…
Cumhurbaşkanlığı seçimleri…
O dönemde AKP’nin Meclis’teki milletvekili sayısı 352, CHP’nin 151, ANAP’ın 20,
DYP’nin 5’ti.
11 de bağımsız milletvekili vardı.
DYP ile birleşme sürecinde olan ANAP Grubu, cumhurbaşkanlığı seçiminde kilit parti haline gelmişti.
ANAP’ın oylamaya katılması halinde AK Parti 367 krizini kolayca aşacaktı.
6 Mayıs 2007’de Meclis’te yapılan iki oylamada da ANAP grubu Genel Kurul’a girmediği için 367 sayısı bulunamadı. Böylece cumhurbaşkanlığı seçimi kilitlendi.
Peki, o “içeri girmeyen” ve ardından da “buhar” olan ANAP’ın bu iradeyi koyan Genel Başkanı kimdi
Erkan Mumcu.
Erkan Mumcu böyle bir partiye genel başkan olsa ne dersiniz
NOT: Bugün 29 Ekim 2014, Çarşamba… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!
-