Prof. Dr. Şükrü Karatepe…Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Danışmanı.
Eski Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı.
Geçenlerde Türkiye Yazarlar Birliği’nin (TYB) konuğuydu.
Şehir kimliği ve kültürünü anlattı. İfadeleri çarpıcı! Bakalım mı;
* “Şehirlerimiz yerleşim yerlerinden mimari yapılarına, kat sayılarından sosyal yaşam alanlarına kadar iyi planlanmıyor. Peki, bunun farkına varan var mı? Hayır, yok. Bir bilene soran var mı? O da yok. İşte, yıllardır şehir, şehir tarihi ve kültürü konusunda yazılar yazan, konuşmalar yapan, kitap yayınlayan D. Mehmet Doğan aramızda. Kim gelip de kendisiyle istişare yapıyor, yapmıyor işte!”
* “Bugünlerden geriye doğru gidersek binlerce belediye başkanımız oldu. Kimse bir hatıra kitabı yazmamış, bir eser bırakmamış.”
* “Gecekondular, TOKİ’nin yaptığı bloklardan daha kültürlü. Çünkü; gecekonduların bahçesiyle, ağacıyla, komşuluk ilişkileriyle bir kimliği var. Bu kimlik insani yönümüze de ışık tutuyor. Belki mekânlar yeniden inşa edilebilir, ama yok olan insan ilişkilerini yeniden kurma şansımız olmayacak.”
* “İnşaata değil, insan üzerine yoğunlaşmak gerekir. Geçmişte bu konularda neler yapılmış iyi araştırılmalı, kültüre önem verilmeli ve tabii kaynaklar korunmalıdır.”
***
Şükrü Karatepe, Tayyip Bey’in Beştepe’deki danışmanlarından. Esasen bu tespitlerinin çok konuşulması ve tartışılması lazım. 18 yıllık AKP iktidarının en fazla önemsediği “TOKİ anlayışı”na esastan bir tenkit bu cümleler.
Bakalım ne kadar yankısı olacak? Ve de TOKİ’den bu değerlendirmelere bir yaklaşım sergilenecek mi?
Bakalım…
DİLLERE DESTAN MÜCADELENİN ADI ŞEYH ŞAMİL! (2)
Rüya gerçek oldu…
Gazi Muhammed Gimri Muharebesi’nde şehit düştü. Ardından Hamzat Bey, yaklaşık 3 yıl liderlik yaptı Kafkasya’ya.
Hamzat Bey’in şahadetinden sonra imamet makamı için Şeyh Şamil düşünülüyordu. Şamil, başka isimler ileri sürdüyse de; âlimlerin ve halkın ısrarıyla imam olmayı kabul etti.
Kılıcı sol eliyle kullanıyordu. Cesurdu.
Hitabeti müthişti.
İlmî bilgisi ve idari kabiliyeti ileri derecedeydi.
“Ey Müslüman! İslam’ı öyle bir yaşa ki, seni öldürmeye gelen sende dirilsin!” muştusunun bir yansıması olarak, düşmanlarından bile saygı gören bir komutandı.
Köy kasaba demeden dolaşıyor; düzenli orduyla Çar ordularını yenebileceklerini anlatıyordu.
Parça parça yaşayan Kafkasya Müslümanlarını tek bayrak altında toplamaya çabalıyordu.
***
Çarlık Rusya’sı göğüs göğüse çarpışan Şeyh Şamil ve ordusu karşısında her defasında mağlup oluyordu. Ruslar perişan olup dağılıyordu, bu iman gücü karşısında.
Rus Çarı I. Nikola, generallerinden biriyle bir mektup göndererek kılıçla yenemediği Kafkasyalıları hile ile yenmeye çalıştı, İmam Şamil’e birçok vaatle makam, mevki teklifinde bulundu.
Bu, esasen alışılagelen harp oyunlarından biriydi; çalıyı arkadan dolanmaktı! İmam Şamil tüm bu teklifleri elinin tersi ile itti.
Şamil’in bu duruşu Nikola’ya iletildiği halde Çar, ikinci bir mektupla Kafkas orduları komutanı General Feze’yi İmam Şamil’e gönderdi. Duyduğu cevap ise şöyleydi: “Ben, Kafkas Müslümanlarının hürriyete kavuşmaları için silaha sarılan gazilerin en aşağısı Şamil, Allah Teâlâ’nın himayesini Çar’ın efendiliğine feda etmemeğe yemin eden, özü sözü doğru bir Müslüman’ım. Daha önce Çar Nikola’yı tanımadığımı, emirlerinin bu dağlarda geçersiz olduğunu General Klugenov’a anlayacağı şekilde tekrar tekrar söylemiştim. Bu sözleri sanki taşa söylemişim gibi, Çar hâlâ görüşmek için beni Tiflis’e davet ediyor. Bu davete icabet etmeyeceğimi, bu mektubumla son defa size bildiriyorum. Bu yüzden fani vücudumun parça parça kıyılacağını ve sırtımı verdiğim şu vatan topraklarında taş üzerinde taş bırakılmayacağını bilsem, bu kesin kararımı hiçbir zaman değiştirmeyeceğim. Cevabım bundan ibarettir. Nikola’ya ve onun kölelerine böylece malum ola!”
Çar, bu cevabın ardından Kafkasya’ya donanımlı üç ordu gönderdi. Şamil’in komutasında ise yalnızca 10 bin mücahit vardı. İki ordu arasında göğüs göğüse, çetin muharebeler yaşandı.
Tarihler, 30 Mayıs 1839’u gösterdiğinde Ruslar 30 bin kişi, Şamil’in kuvvetleri ise 5 bin kişi kadar kalmıştı. Rusların silah ve teçhizatı da katbekat üstündü.
Şamil, mücahitleriyle birlikte Ahulgoh Kalesi’ne çekildi. Rus orduları durmuyor, ardı ardına kaleyi top atışına tutuyordu. Kalede yiyecek içecek de kalmayınca, Rusların teklifiyle bir ateşkes yapıldı.
Anlaşmaya göre İmam Şamil güvence olarak 12 yaşındaki oğlunu rehin verecek; buna karşılık kaledekilerin canlarına dokunulmayacak, serbestçe çıkıp gideceklerdi.
Kalede kadınlar ve çocuklar da vardı. Rus esaretine girmek istemeyen Kafkasya kadınları, kendilerini süngülerin önüne atıyor, kimisi de teslim olmamak için uçurumdan aşağı atlıyordu.
İmam Şamil daha fazla kayıp olmaması için ateşkesi kabul etti… (Sonraki yazı: Şeyh Şamil, bütün ömrünü Allah’a ve Kafkasya’nın hürriyetine adadı.)
HER 3 MÜHENDİSTEN BİRİ İŞSİZ!
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), yaklaşık 5 bin üyesinin katılımıyla gerçekleştirdiği, “Krizin EMO Üyesi Mühendislerin Yaşamına Etkileri” konulu anket çalışmasını tamamladı.
Giderek derinleşen ekonomik krizin EMO’nun bünyesindeki mühendislik dallarında meydana getirdiği olumsuzluklar, işsizlik oranı, istihdam koşulları, çalışma yükü ve gündelik yaşamdaki değişikliklerin mercek altına alındığı anket çalışması çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Çalışmayı bana da gönderdi, EMO. Bazı sonuçları şöyle:
* Gerçek işsizlik rakamları TÜİK’in ilan ettiği verilerden çok daha büyük!
* EMO üyesi mühendisler arasında ortalama işsizlik oranı yüzde 31,2’ye ulaşmış durumda. Yani, her 3 mühendisten biri işsiz!
* Özellikle gençlerde ve kadın mühendislerde işsizlik oranı daha da yüksek.
* Ekonomik kriz, çalışanlar ve aileleri üzerinde ağır ruhsal çöküntü meydana getiriyor.